Şimdiye kadar ki eyalet seçimlerinde ortaya çıkan durum, Angela Merkel Hükümeti’nin Almanya için Alternatif (AfD) gibi aşırı sağcı bir parti karşısındaki kan kaybı, Almanya ve Avrupa’daki mülteci tartışmaları ve Kürtlerin Almanya’daki pozisyonu, Sol Parti (Die Linke) açısından farklı tartışmaları daha da gündeme getirecek gibi. 

Gündemdeki bu konularla ilgili Hamburg Sol Parti Eyalet Parlamentosu Milletvekili Cansu Özdemir ile görüştük.


2017’de Almanya’da Federal Parlamento seçimleri yapılacak. Sol parti’nin nasıl bir duruş sergilemeli?

Sol Parti güçlü bir seçim çalışması yapıp, kilit sorunlar ve noktalarda düşüncesini açıkça ifade etmeli. Sol Parti, SPD veya Yeşillerle bir koalisyon kurarsa bu durumda, sağın karşısında güçlü bir şekilde durmalıdır. Faşizme, yoksulluğa ve ayrımcılığa karşı güçlü bir duruşu olmalı.

Bunun dışında Sol Parti’nin başarısı veya başarısızlığı konusunda bir şey söyleyemem. Örneğin Berlin’de kazandık, Mecklenburg Vorpommern ve Sachsen Anhalt’ta kaybettik.

Biz hangi seçmenleri kazanmak istediğimize odaklanmamalıyız. Sol siyaset yapmalıyız. Bizden talep edilen AfD seçmenleri kazanmayı hedeflememeliyiz. İnsanların benimseyeceği bir sol siyaseti ortaya koymalıyız. 

Bunun dışında Sol Parti’yi zorlayan durumlar da oluyor. Bu durum Federal Meclis grubumuz içinde böyle. Sol Parti bazı konularda sağcı retorik ile arasındaki mesafesini korumalı. Örneğin mülteciler için sınırların açılması konusundaki çizgisini korumalı. Sol Parti’nin faşizme karşı mücadele ettiği net bir şekilde anlaşılmalı. İslamofobik ve yabancı düşmanı söylemler masumlaştırılmamalı. Almanya’nın sağa kaymasına karşı, Sol Parti’nin kararlı ve güçlü bir duruşu ortaya koyması gerekiyor.  


Almanya’da Kürtler Federal Parlamento’ya milletvekili gönderebilir mi? Sol Parti ve Kürtlerin ilişkisi konusunda ne söyleyebilirsiniz?

Kürtlerde bu potansiyel var. Kürt Hareketi ve Sol Parti birbirini iyi tamamlıyor. Federal Parlamento’da mücadele edebilecek çok güçlü Kürt aktivistleri var. 2017 genel seçimlerinde en az bir Kürt milletvekilinin Federal Parlamento’ya gideceğinden eminim. 

Sol Parti, Kürtlerle dayanışma halinde. Kürtlere kendilerini ifade edebilme fırsatı verebiliyor. İnsan hakları ihlalleri olduğunda diğer partiler kendine göre değerlendirme yaparken, Sol Parti her zaman Kürdistan’ın dört parçasını gözönüne getirerek düşüncelerini ileri sürdü. Ayrıca Sol Parti Almanya’da PKK yasağının kaldırılması ve Kürtlerin statüsü için de yıllardan beri mücadele yürütüyor. 


Almanya’da son dönemlerde sağcı Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) oy oranının büyük oranda yükseldiğini görüyoruz. Bu yükselişin nedeni nedir? 

AfD, kurulduğu 2013 yılından hemen sonra ‘yükseldi’. İlk zamanlar Bernd Lucke de ana akım medya tarafından çok pohpohlanmıştı. Her televizyon tartışma programlarında yer alıyordu. Ülkenin siyasetçileri AfD’yi çok ciddiye almamışlardı. AfD’nin de zaten en büyük taleplerinden biri Euro’dan çıkmaktı. Halbuki bugünkü gibi o zaman da dünya görüşleri ırkçıydı. Irkçı söylemleri var. Bununla sınırlı kalmayıp bu görüşlerini topluma da yansıtıyorlar. Aynı zamanda Almanya’da sağcı hareketlenmeler de güçlendi. Sağcı hareketin öncüsü de  AfD’dir. 


AfD, insanları nasıl kendi seçmeni haline getiriyor? AfD bunu nasıl başarıyor? Bu konuda silahı ne?

Almanya’da on yıllardır muhafazakar bir parti hükümette. AfD de aynı şekilde muhazafakar. NPD gibi ‘Nazi partisi’ imajı da taşımıyor. Çok medeni bir duruş sergiliyorlar ve sürekli, “Bunu da söyleyebiliriz” biçiminde bir konuşma tarzları var. Oysa ki talepleri hiç de sosyal değil. Tam tersi aşırı milliyetçi hallerine, medeni bir elbise giydiriyor. AfD, seçmene korku yayıyor ve ‘İslamlaşmadan’ söz ediyor. Özellikle mültecilerin en az göç ettiği Doğu Almanya’da büyük bir başarı elde etti. Almanya’nın sosyal politikası son yıllarda giderek kötüleşiyor. Çok sayıda kişi yoksulluk içinde yaşıyor. Bir çok insan çocuğu için öğle yemeği hazırlayabilecek bir durumda bile değil. Ancak, AfD seçmeni mültecilerin lüks içinde, devletin maddi nimetlerinden yararlandığını ve devletin onlara öncelik verdiğine inandırıyor. Bu tam bir saçmalıktır. Hükümetlerin son yıllarda şeffaf olmayan ve sosyal olmayan politikası bu gelişmeyi körükledi. Sorun göç edenler değil, haksız kaynak dağıtımı ve sağcıların masumlaştırılması. Öte yandan AfD Kürt topluluğu ile bile diyaloga geçmeye çalışıyor. Çünkü Kürtler Rojava’da DAİŞ’e karşı mücadele ediyor. AfD ise otomatik olarak Kürtlerin İslam’a karşı da mücadele ettiklerini sanıyor. Tabii ki böyle bir şey yok. Onların Rojava’da Kürtlerin hedef ve yapıları konusunda hiç bir düşüncesi de yok. 


AfD’nin 2017 genel seçimlerinde barajı aşıp Federal Parlamento’ya girmesiyle neler değişecek?

Almanya’nın derinden köklü sağcıları var. Aşırı sağcı bölgeler de mevcut Almanya’da… Her gün ‘yabancı‘ olarak görülen kişilerin evlerine saldırılar gerçekleşiyor. Büyük partiler sadece bunlara karşı sessiz. Hiç bir şey yapmamakla kalmadı, üstüne üstlük mülteci yasasını ve retoriği daha da sıkılaştırdı. Federal Palamento’ya giren bir AfD, parlamentoda sağcı pozisyonun meşrulaştırması anlamına gelir. Fransa gibi diğer Avrupa ülkelerinde bu sağcılar çoktan parlamentodalar. Ancak durumları bir bakıma yangına körükle gitmektir. 


DİLAN KARACADAÐ / HABER MERKEZİ