Finans kapitale karşı neler yapılabileceğini araştıran bir dostumuz “kapitalizmin sonunun geldiğini ve çökeceğini” belirten stratejiler açıklıyor. Ortada bir çöküş belirtisi yok, o halde finans kapitale karşı ne yapmak gerekiyor derken öncelikle şu öyküyü anlatıyor:
“19. yüzyıla kadar satranç oyununda taş feda ederek kazanmak çok popüler idi. Avusturyalı Wilhelm Stenitz’e kadar.
Stenitz şu soruyu sordu: “Neden hemen hemen tüm maçlarda hücum edenler kazanıyor?” Bu soruyu yıllarca cevaplamaya çalıştı, binlerce eski oyunu inceledi, savunma hatalarını keşfetti. Satrancın savunma sistematiğini keşfetti ve dünya şampiyonu oldu. Eski yöntemi yerle bir etti.”
Gerçekten harika bir örnektir. Paradigmalar böyle değişir. Bu örnekten hareketle farklı bir bakış geliştirmek de olumludur. İncelemeye girişmek ve öneriler geliştirmek de elbette takdire şayan sorumluca bir tutumdur
Fakat kapitalizmin çöküşü yaşamadığını söylemek bir yenilik değildir. Yeni olsun olmasın, finans kapitali sınırlandırmanın daha akıllıca bir yöntem olduğunu söylemek neye çare olacaktır? İrdeleyelim:
1-Kapitalizm sadece son 400 yılın gasp sistemi değil, 5 bin yıllık birikimin sonucudur.
2-Kapitalizm ne doğuş sürecinde ne de gelişme aşamasındadır. Kendinden önceki sistemler gibi bu aşamaları geçmiştir; gerileme aşamasındadır. Bu sürecin kaç yıl, kaç yüz yıl süreceğini kimse kestiremez; fakat daha uzun süre yaşayacağı, dünya durumuna bakılarak öngörülebilir. Gerileme teorisi bir ana, şimdiye indirgenmezse anlaşılır olur.
Karl Marks’ın beklediği gibi devrimin Avrupa’da değil Rusya’da olması tüm teorilerinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Kapitalizmi bir ekonomik sistem olarak tarif etmek en temel hata olmuştur. Sovyet kuruluşundaki temel hata ise devletle sosyalizmin kurulabileceğine inanmaktır. Kapitalizme karşı çıkarken endüstriyalizme ve ulus-devlete karşı çıkmamaktır. Devlet kapitalizmine götüren sürecin taşları böyle örülmüştür. Sistemin çöküş nedeni de bunlardır. Dış müdahaleler ve içteki çürümeyi derinleştirmeleri sadece birer etkendir, belirleyici olan yanlış “devlet ve demokrasi” tahlilleridir.
Alternatif finans kuruluşları örgütlenmeli
Gelelim günümüzde tekelciliğe karşı çıkan, eko-endüstriyi ve topluluklar ekonomisini esas alan, kar amaçlı olmayan, kooperatif sistemini savunan alternatif arayışlarının yeterli olmadığını söyleyen teoriye. Bu teoriye göre iki sistem uzun süre bir arada yaşayacağına göre finans kapital tümden önlenemez, “saçları uzadıkça kesilip kısaltılması” yani “türev değerinin sınırlandırılması” daha mümkündür. Bu da alternatif finans değerlendirme kuruluşlarının örgütlenmesini gerektiriyor.
Teori aslında yabana atılacak bir teori değildir. Önemli bir önermedir. Belki detaylarıyla ele alınırsa önemi daha iyi anlaşılabilir. Demokratik özerk sistemin kendi finans değerlendirme kurumlaşmasına gitmek yararlı olabilir. Yararlı oldukça da sürdürülebilir. Fakat “saçları sürekli belli bir mesafede kesmek” köklerin güçlenmesine de yol açabilir.
Şüphemizi sürdürebiliriz: Bu eğilim doğrudan kendi özerk ekonomik sistemimizi mi tarif ediyor, yoksa sadece özerk ekonomik sistemin savunma sistemini oluşturmak anlamına mı geliyor? Birinci yanıt finans üzerine kuruludur ki finans kapitalden başka bir değer-değersizlik doğurmaz. Yanıt savunma ise, o halde bu savunmanın açıkları olmayacak mı?
Finans kapitalle zorunlu uzlaşmayı koşullarken kendi özerk ekonomik sistemini kuracağına dair şüphe beslemek, finans kapitali sınırlamakla birlikte ona endeksli moderniteyi kabul etmeyi de beraberinde getirmez mi? Çeşitli sorular sorulabilir, fakat bu alanda bütünsel bir örgütlenmeye adım atmadan ve kendi ekonomimizi hiç geliştirmeden sadece kontrollü “yardımlara” mahkum olmak gibi bir durumla karşı karşıya kalınır ki bu daha ciddi krizlere yol açar. Her şeye rağmen -görünmez açıkları anlamak adına- tartışmakta yarar vardır.
Bağımlılık mı, bağımsızlık mı?
Savunma sistemini eko-endüstriyle, kadın özgürlük çizgisiyle, demokratik uluslaşmayla birlikte bütünlüklü ele aldığımızda finans kapitali sonuna dek karşımıza almamız bizi açlığa, sefalete mi sürükler? Yoksa tam tersine, neo liberalizmin yarım asırdır uyguladığı gibi hastane, fabrika, hava limanı, rafineri gibi işlerin yapımında özerk ekonomik bölgelere yardım edip kendine borçlandırdıktan sonra sonuna dek bağımlısı olmak mı toplumun asıl felaketi olur? Bağımlılık ilişkisini kesmeye kalktın mı suikastlar, komplolar daha da olmadı savaş devreye girer. Buna karşı ekonomide tam bağımsızlık anlayışı, sistemin devletçiliğe evrilmesini beraberinde getirir. O halde ekonomik özerkliğin kriterlerinin iyi belirlenmesi gerekir. İlke, kavram ve kurumların tanımını yetkince yapabilecek akademik çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç Rojava Devrimi ve Kobanê zaferinden sonra çok daha acil duruma gelmiştir.
Savunma sistemimizdeki en temel açıklardan biri olan ekonomiden yüklenmek isteyeceklerdir. Bunun siyasi sonuçları olacaktır.
Toplumsal savunma sistemi bir bütünlük oluşturur. Stenitz’in teorisi satrançta ne denli sonuç alıcıysa toplumsal mücadelede de meşru savunma stratejisi o denli sonuç alıcıdır. Krizli durumlar sıklıkla tekrarlandığına göre, toplumsal alanda henüz yeterince kavranmayan hususun meşru savunma stratejisi olduğu anlaşılmaktadır.