Cizre’de ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında bodrumlarda mahsur kalanlar için yola koyulan sağlık gönüllüleri, Diyarbakır SES Şube binasında “Ambulans engellenmeseydi” konulu panel düzenledi. Şırnak’ın Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında bodrumlarda mahsur kalanlar için yola koyulan sağlık gönüllüleri, Diyarbakır SES Şube binasında “Ambulans engellenmeseydi” konulu panel düzenledi. Sağlı Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Tabipler Odası ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından organize edilen panelin moderatörlüğünü Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Dr. Şerif Demirin yaptı. Panele ilk olarak söz alan Cizre Ambulans Gönüllüleri’nden Yekta Yıldız, Cizre'deki operasyon sırasında bodrumlarda mahsur kalan sivil yaralılara sağlık koridoru açmak istediklerini ancak engellendiklerini şu sözlerle aktardı: “Biz yola çıkmadan önce Başbakan Davutoğlu’nun bir söylemi vardı biz ambulansları göndereceğiz kimse bize orada hukuk işletilmiyor böyle kirli bir leke süremez dedi ve bizde bu konuda gerekeni yapacağız demesine rağmen, ne yazık ki biz Gönüllü Ambulans Ekibi oraya gidip karşılaştığımız unsurlar oradaki kolluk kuvvetleri biz 35 dakika beklettikten sonra trafik akışını dururu şekilde sivil araçların tek taraflı bırakıldığı bir süreç söz konusuydu. Uzun bekleyişten sonra orada buluna komutan biz çağırdı ve bize söylemi aynen şuydu’ kim gelirse gelsin isterse Cumhurbaşkanınız ve başbakanınız gelsin bizi ilgilendirmez siz buradan geçemeyeceksiniz sivil olarak geçmek istiyorsanız geçin ama bir sağlıkçı olarak geçemezsiniz’ dendi oradaki tutum tamamen politik bir çerçeveydi. Cizre’de yaşanan savaştan sonra yargılandıklarını ifade eden Yıldız, “Cizre Ambulans Davası” diye adlandırılan davadan görevlerini yaptıkları için yargılandıklarını vurguladı, Yıldız, “Sağlık ihtiyacı olanların yardımına koşmaya devam edeceğiz. Yaptığımız doğruydu ve yine olsa yine yaparız” dedi. ‘Hapsettiler, susuz bıraktılar, katlettiler' İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) başkanları olarak 3 Mart günü Cizre’de yaptıkları ön inceleme raporundan notları hatırlatan TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, ambulansların engellenmesi, bodrumlarda işlenen suçun kimse tarafından bilinmemesine yönelik olduğunu ifade etti. Sokağa çıkma yasakları kalktığı halde kimsenin girişine izin verilmediğini aktaran Fincancı, “Çünkü Cizre’de suçlarını görünmez kılmak için suç delilerini ortadan kaldırmak için temizlik harekatı yaptılar. O nedenle 31 Ocak’ta oraya ambulans sokmaları zaten mümkün değildi. Orada her gün suç işleniyordu Türkiye’nin tarihinde hiç olmadığı gibi bir suça biz tanıklık ettik. 16 Ağustos sabahı itibariyle başlayan sokağa çıkma yasaklarıyla bu topraklarda hep sokağa çıkma yasakları oluyor. Ama hiç böyle sokağa çıkma yasakları yaşamamıştık. Bütün insanları özgürlüklerini ellerinden alarak bir alana hapis ettiler susuz bıraktılar ve katlettiler bu kadar açık aslında” dedi. 'Bodrumda 12 yaşındaki çocuğa ait çene kemiği vardı' Cizre’de yakılan iki bodrumla ilgili gözlemlerini aktaran Fincancı, heyetin ilk girdiği bodrumda korkunç bir tabloyla karşı karşıya kaldığını bütün yerleşim yerlerinin yerle bir edilerek delillerin yok edildiğini kaydetti. Gezip gördükleri yerlerin hiçbirinde içerden içeriden dışarıya atış yapıldığına dair bir delil olmadığını aktaran Fincancı, dışardan içeriye doğru atış yapıldığını gösteren binlerce delil olduğunu belirtti. Çok ağrı bir ‘savaş suçunun işlendiğini’ yineleyen Fincancı, birinci bodurumun tamamen tahrip olduğunu ikinci bodrumda gördüğü ve tahminen 12 yaşların olan bir çocuğa ait çene kemiği bulunduğunu ifade etti. Yine bodrumun bir bölümünde çok sayıda kafatası ve diğer kemiklere ait yanmış halde kemik kalıntıları bulunduğunu gözlemlediklerini aktaran Fincancı, ayrıca kemiklerin az ötesinde yanmamış halde yünlerin bulunduğunu belirterek “Kemiklerde yer yer kömürleşme düzeyinde yanık meydana getirecek bir yangın ortamında yünlerin yanmamış olması beklenemeyeceğinden, bomba benzeri genel ve yaygın bir yangına da yol açacak bir patlayıcıdan çok, bodrumun bir bölümünde yanmış halde bulunan kemiklerin yüksek ısı oluşturacak bir sınırlı yangın ortamında kalmış şüphesi muhtemeledir” dedi.