Bu yazıyı Kürdistan dağlarından, gerilla alanlarından yazıyorum. Başlıktaki, „Fındık üreticileri, hava saldırıları ve gerilla“ kelimelerinin yan yana gelmesi sizi şaşırtmasın. Bu başlıktaki sözcükler Kürdistan dağlarında yan yana geldi. Gerilla birliği ile birlikte televizyon izliyor, Kürdistan, Türkiye ve dünya gündemi ile ilgili haberler izliyoruz. Akşam haberlerine göz gezdiriyor, gündemdeki konulara ilişkin yorumlar yapıyoruz. Güney Kürdistan’daki referandum, Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti, Suriye ve Rojava’daki gelişmeleri içeren haberler ve Giresun’dan Ordu’ya fındık üreticilerinin yürüyüş haberleri...
Derken, gerillalar insansız keşif uçağının hareketliliğini haber veriyor. Televizyonu kapatıyor gerillaların güvenliğimiz için gösterdiği yere geçiyoruz. Kısa bir süre sonra gerillalar savaş uçaklarının alana doğru gelişini haber veriyor. Gerilla her hareketliliğe tedbirli bir şekilde yaklaşıyor. Ve kısa süre sonra Türk savaş uçaklarının hareketliliği artıyor. Savaş uçakları Kürdistan dağları üzerinde uçuşlar gerçekleştiriyor. Sonra parlama ve patlama sesleri... Gerillalar savaş uçaklarının hareketliliğine bakıyor. Bu konuda çok tecrübeli ve tedbirliler. Savaş uçakları birkaç yere kazan ya da roketler atıyor. Gecenin karanlığında tedbirli ve güvenlikli bir şekilde duruyoruz. Uçaklar gelmezden önce son izlediğimiz haber fındık üreticilerinin yürüyüş haberiydi.
Savaş uçaklarının her uçuşunun ve her bıraktığı bombanın o fındık üreticilerinin cebinden çıktığını, asıl yürüyüşün bu savaş harcamalarına karşı olması gerektiğini söylüyor biri. Ama AKP ve Tayyip Erdoğan’ın MHP’li Devlet Bahçeli ile şekillenen savaş politikaları insanların gözünü kapatmış. Savaşla ve Kürt düşmanlığı ile kendini yaşatan bir devletin kendi toplumunu nasıl yoksullaştırdığını bu topluma kim anlatacak.
Bir dönemin ‘Vatan, millet, Sakarya’ edebiyatını‚ 15 Temmuz, FETÖ, bölücülük’ olarak formüle eden Erdoğan faşizmi kendisini savaş ve çatışma ile sürdürüyor. Oysa durum hiç de öyle değil. Türk savaş uçaklarının yıllardır Kürdistan dağlarına attığı bombaların ve uçak yakıtlarının toplam giderleri sadece fındık üreticilerinin değil, Türkiye’nin en temel yoksulluk sorunlarını aştırabilir, Türkiye’yi güçlü bir ekonomi haline getirebilirdi. Kürt inkarcılığı, soykırım politikaları ile Türkiye Cumhuriyeti, sadece kendisini yok ediyor. Gerilla için artık rutin ötesi olan savaş uçaklarının bombardımanlarının bütün giderleri Türkiyeli üreticilerin, köylülerin, emekçilerin cebinden çıkıyor. Türkiye’deki yoksulluğun da suç oranının artması da, toplumun milliyetçi, gerici bir politika için eritilmesi de bu nedenledir.
Dolayısıyla Türkiye’de politika yapanlar, sendikalar, sivil toplum örgütleri, öğrenciler, hukukçular ve dahası bu gerçeği görerek politika inşa ederse kendisini kurtarabilir. Evet, Türk devleti Kürt düşmanlığı ve Kürt soykırımı politikası üretiyor, hayata geçiriyor. Ama asıl soykırımı kendisine yaptığını da artık herkes görmek durumundadır.
Yarım yüz yıla yakın bir süredir devam eden Kürdistan coğrafyasındaki savaşın ortaya çıkardığı bir gerçek var. Bu savaş bir düzineyi aşan hükümeti, genelkurmay başkanını, siyasi partiyi, yarım düzine cumhurbaşkanının başını yedi. Kürtler kaybetmedi. Kaybetmiyor. Ama savaşın hergün sürmesi Türk devletini rezil ve bitik hale getirirken, toplumu yoksullaştırıp çürütüyor.
Nereden bakarsanız bakın gerçek bu. Durum bu. Öyle Türk Genelkurmayı’nın açıklamasına göre‚ ‘PKK’nin askeri hedefleri vuruldu, bu kadar sığınak imha edildi, bu kadar gerilla öldürüldü’ haberlerine bakmayın. Biz gözümüzle gördüğümüz gerçeği size anlatıyoruz. Onlarca kez şahit olduğumuz gerçeği. 18 Eylül’deki hava saldırıları da öncekiler gibi başarısız, sonuçsuzdu.
Biz, genç bir gerilla ile birlikte Fındık üreticilerinin yürüyüşü üzerine sohbet ederken ve Zülfü Livaneli’nin eski türkülerini dinlerken savaş uçakları gece boyunca araziyi rastgele bombalıyordu.
Sabah olduğunda gerillalar günlük yaşam ve mücadele uğraşlarına devam ediyor, yapacakları işlerin tekmilini alıyor ve planlamasını yapıyordu. Dün gece de öylesine sıradan bir gece gibiydi.