
Birçok ülke Ortadoğu’daki statükonun kırılmasının, yeni haritaların ortaya çıkmasının sancılarını çekiyor. Ankara siyaseti de Ortadoğu politikalarında duvara toslamanın sersemliğiyle kaygan zeminde her an her yere zarar verebilecek mayına dönüştü. 1 Kasım seçimlerine birkaç gün kala 24-30 Ekim arasında TSK birliklerinin Kobane ve Gire Spi’deki YPG mevizlerine 5-6 kez atışlar yapması bunun delaleti. 2 sivil yaralandı. Eş zamanlı olarak IŞİD de havan saldırıları yapıyordu Cerablus’tan. PYD ve YPG’ye karşı salvolarını yoğunlaştırıp “Kuzey Irak’ta yaşananı biz Kuzey Suriye’de yaşamak istemiyoruz” (28 Ekim 2015/Kanal 24) şeklinde açıkama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu ise konuşmalarında Kürt güçlerinin botlarla Fırat’ın batısına, yani Cerablus’a geçmeye çalışırken vurulduğunu söylüyordu.
Gire Spi IŞİD’den temzilendiğinde (16 Haziran 2015) Türkiye rahatsız olmuş, 25 Haziran’da Kobane’nin farklı yönlerinden IŞİD çetecilerini sızdırmış, sivil katliamla sonuçlanmıştı. Aylar sonra Ankara, yeniden gündemleştiriyordu Gire Spi’yi. IŞİD’in Cerablus’taki varlığından rahatsız olmayıp PYD ve YPG’ye öfke kusmalar ve silahlı saldırılar Gire Spi’de özerk yönetimin ilanı (21 Ekim 2015) sonrası yoğunlaşmıştı. Ne mi rahtsız etmişti: Gire Spi’de Kürt, Arap, Ermeni ve Türkmen halklarının Dışişleri ve Savunması Kobane Kantonu’na bağlı olacak şekilde meclis seçmesine ve yönetimlerini belirlemesine... (Eşbaşkanlığa Araplardan Mensur Selum ve Kürtlerden Leyla Mustefa seçildi.) Tabloya göre Kürtlerin statüsüzlüğüne endekslenmiş Türkiye YPG’yi yanıta sevkedip savaş bahanesi üretebilirdi. Gerçekten Rojava veya Cerablus’a girebilir miydi?
Savaş oyunu:
Fotoğraf şu: ABD’nin Heseke’de silah-mühümmat indirdiği Rojava’nın ortak gücü HSD’nin (Hezen Suriya Demokratik) Rakka’ya, YPG’nin Cerablus’a harekat yapacağı tartışmaları alevliydi. Suriye’de İran Devrim Muhafızları artmış, Rusya, Suriye’ye hava harekatıyla Esad’ın yeniden toparlanmasını sağlayıp Hatay’da hava sahası ihlal etmiş, AKP’nin tampon bölge hayali sönmüştü. Prestij örselenmesine PYD-Rojava kantonlarının Rusya, Fransa ve Almanya’da ofis açması yönünde açıklamalar eklenmişti.
Dolayısıyla Kobane direnişinin 7 Haziran seçimlerindeki önemli çarpan etkisini bilen, bir Rakka ya da Cerablus hamlesinin seçim sonuçlarını etkileyebileceği algısıyla mengeneye kapılmış ruh haline giren AKP; birşeyler yaparak Cerablus hamlesini önlemek istiyordu. Hele mezhep bayraklı sofistike stratejileri kadük kalan AKP-Saray, IŞİD’in silah ve cihadist akışı için kullandığı Cerablus-Mımbiç temzilenirse iyice tefe konurdu. Hiç olmazsa seçim öncesi YPG’nin Cerablus’a girmesine takoz konmalıydı. Türkiye, düşen kuyruğunu dik tutmaya ve seçimi kurtarmaya çalışmalıydı yani. Atışlarla HSD’ye silah gönderen ABD’ye, PYD ve YPG ile ilişkileri derinleştirmemesi ve Rojava’ya askeri koordinasyon birimleri sevketmemesi için; Rusya, Fransa, Almanya, ABD’ye PYD-Rojava ofisi açmaması için de uyarı yapmış olacaktı. Yine Türkiye, önemseyecek birileri kalmış gibi II. Viyana toplantısı (30 Ekim. Ulusalarası bir Suriye toplantısına ilk kez İran da alındı. 17 ülke dışişleri bakanı, AB ve BM temsilcileri katıldı) öncesi diş gösterecekti.
Heseke ve Hatay’dan olmak:
Türkiye ve birçok çevre Rakka ve Cerablus’a HSD veya YPG hamlesi beklerken, hamle 31 Ekim’de Heske’nin güneyinde IŞİD işgali altındaki yerlere karşı başlatıldı. HSD’nin bu ilk hamlesi Rakka ve Cerablus hamleleri için belirleyici olacak. Ancak çıkardığım sonuç Cerablus veya Rakka’ya 2015’te bir hamle yok. Özcesi Türkiye’nin Rojava veya Cerablus’u işgal edip kaosun içine doğrudan girme iradesi de takati de yok. Çünkü girildiğinde yangın ve komplikasyonları ağır olur. Birçok ülkede faylar tetiklenir. Birçok ülke kendini sahaya savrulmuş bulur. Biri de Rusya. Rusya ile bir risk daha doğdu: Hatay. Fransa’ya bağlıyken Milletlet Cemiyeti’nin devreye girmesiyle Hatay bağımsız olmuştu. Lozan Antlaşması’ndan 16 yıl sonra Nazi yükselişi dönemindeki kaostan yararlanarak bağımsız meclisteki oylama ile Hatay Türkiye’ye ilhak edilmişti. İşler sarpa sararsa Kırım’ı ilhak eden Rusya, Suriye’deki durumunu perçinleyip Hatay’ı da Türkiye’den koparabilirdi. Bunu gören Türkiye savaşa doğrudan girmeyi göze alır mı dersiniz.