Birleşmiş Miletler 74. Genel Kurul zirvesinde konuşan AKP’nin şefi faşist Erdoğan, elinde sarıya boyanmış Rojava haritasını alarak nasıl işgal edeceğini anlatıp durdu. ‘Güvenli bölge’ adı altında uzunluğu ve derinliği hakkında kendince rakamlar vererek buralara konutlar yapıp mültecileri yerleştirmekten söz ediyor. Açıktan bir işgalin senaryosunu hazırlamış ve bunu BM Genel Kuruluna sunup destek istemektedir. Başka bir ülkenin topraklarını nasıl işgal edeceğini kroki üzerindeki çizimlerle göstermeye çalıştı.

Doğrusunu söylemek gerekirse, insan yalancı olur da bu kadarına da pes doğrusu. Bölgedeki güvenliği en fazla tehlikeye atan kişi konumunda olan Erdoğan, ‘güvenli bölge’ oluşumundan bahsediyor. Savaş çığırtkanlığı yapan, her gün saldırmaktan, süre biçmekten, A, B, C, D planlarını devreye sokacaklarından dem vuran bir diktatörlüğün BM Genel Kurulunda, tüm Rojava Kürtlerini yerlerinden ederek nasıl bir soykırım yapacağını anlatmış oldu. Sarıya boyanmış haritada çizilen alan Rojava Kürtlerinin yaşam alanlarıdır. Bu alanı Kürtlerden temizleyip yerine çeteleri yerleştirecekmiş. Bu soykırım uygulamasıyla, ‘güvenli bölge’ oluşturacakmış, Avrupa mülteci sorunundan ‘kurtulmuş’ olacakmış. Hangi akla hizmet edildiği çok aşikar olan bu güvenli bölge meselesi çok su kaldıracak bir hamur gibidir. Rusya hemen bu konunun üstüne balıklama atlayarak ‘güvenli bölge Türkiye’nin hakkıdır’, ‘Buradan sızan teröristler Türkiye’yi rahatsız etmektedir’ demesi, operasyona yeşil ışık yakmaktan ziyade, dostlar pazarda görsün kabilinden bir arka çıkma görüntüsü verdi. Suriye rejimi QSD güçlerini ‘terörist’ olarak niteleyen bir mektup kaleme aldı. Sahadaki her güç, Suriye meselesini nalıncı keseri gibi kendisine doğru yontmaya çalışıyor. Kim ne kadar kazanacaksa öyle hareket ediyor.

Anayasa komisyonunun oluşturulmasında görüldüğü gibi asıl konunun muhatapları masada görünmüyor. Kürtlerin devre dışı bırakılmasında TC’nin rolü belirleyici olmuştur. Kürtleri siyasi sürecin dışında tutmakla siyasi ve diplomatik açıdan Fırat’ın doğusuna müdahale yapılmış demektir. Sıra askeri müdahaleye gelmiştir. Türkiye barıştan ziyade savaş peşinde olduğunu her fırsatta, her platformda dillendirmektedir. Soykırımcı faşist zihniyet Kürtleri imha etmekle kalmıyor, imha etmekten beter yöntemler uyguluyor...

Kürtler, yaşadığı bu insanlık dışı uygulamalarla insanlığından utanır hale geldiler. Sorgusuz, sualsiz infazlarla, faili meçhullerle katledildiler, cesetleri asit kuyularına atıldı, yakıldı, yerlerde sürüklendi, mezarlıklar bombalandı, evleri, köyleri yakıldı, yıkıldı, boşaltıldı. On binlercesi tutuklandı, ağır işkencelerden geçti. Bu vahşet uygulamaları her yurtsever Kürdün belleğine kazılmıştır. Duygular bile acı verir hale gelmiştir. Geçmişin vahşeti geleceğin habercisi gibidir. Her Kürt bireyi geçmişin vahşetinden nasibini almıştır. Her Kürt yurtseverinde kırılma yaşatmışlardır. Geçmişin karanlık süreçlerinden, kırılan belleklerden, parçalanan duygulardan, direnişe karar kılmak ölümden dirilmek gibidir. Kürtler bunu başarmıştır. Bu direniş geleneğiyle, geleceğe bir huzme gibi sızan ışığın aydınlattığı yoldan yürümeye devam edeceklerdir. Korku yenilmiştir. Kaybedecekleri hiç bir şeyin olmadığını geç de olsa çok iyi fark etmişlerdir. Kırılan onurlarına sahip çıkmak için kendilerini en amansız biçimde savunacaklardır.

Fırat’ın doğusu yeni bir Suriye savaşı anlamına gelmektedir. Bölge halklarına yeni bir felaketi dayatmak isteyen faşist Erdoğan, savaştan beslenmeyi amaç edinmiştir. Bu siyaset mantalitesinde barış, huzur, güven yoktur. Kan, gözyaşı ve kıyım vardır. Önüne gelen herkese kendisini pazarlamaktan bir utanç duymuyor. Fırat’ın doğusu için BM genel kurulunda yardım ister hale geldi. Ahlaktan yoksun günlük çıkarlara dayalı politikalarla kaybetmeye mahkumdur. Suriye’de girdiği batakta debelendikçe daha da batar duruma gelmiştir. İktidarı kaybedeceğini şimdiden görmüştür. Siyasal, sosyal, ekonomik olarak tükenmişlik noktasındadır. Fırat’ın doğusunu kendisi için bir hamleye dönüştürmeye ve bir kez daha kandan beslenerek ömrünü uzatmaya çalışacaktır. Fırat’ın doğusu Erdoğan diktatörlüğü için her açıdan bir ağıda dönüşecektir.

Olası bir operasyon, halkları birbirine düşürecek uzun süreli bir savaşa dönüşmesine yol açacaktır. Aynı zamanda sahada yenilmiş olan DAİŞ çetelerine nefes borusu olacak ve yeniden canlanmasını sağlayacaktır. Bu operasyonun asıl amaçlarından biri de zaten DAİŞ’e zemin oluşturmaktır. İdlib’deki çetelere nasıl kol kanat geriyorsa, benzer bir durumu Fırat’ın doğusunda DAİŞ’e yapmak istiyor. Bunları yapamadığı taktirde Erdoğan’ın Suriye’de çıkma vakti gelmiştir. Her diktatörün bir sonu vardır. Erdoğan’ın sonu da muhtemelen Fırat’ın doğusudur.