
Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da 7 Haziran’da yapılacak Genel Seçimler için yurtdışında oy kullanma süreci 8 Mayıs’tan bu yana devam ediyor. Oy kullanılan merkezlerden biri de, en fazla seçmenin bulunduğu Almanya’nın Frankfurt kentindeki Türkiye Başkonsolosluğu. Her gün yüzlerce Türkiye ve Kürdistanlı, en güzel elbiselerini giyinip oy kullanmaya geliyor. Bu seçmenler arasında HDP seçmenleri ise özellikle dikkat çekiyor.
Yurtdışındaki Türkiye ve Kürdistanlılar arasından önemli bir bölümü, sürgünler oluşturuyor. Gönülleriyle değil, gönüllerini memlekette bırakarak, hasreti hep omuzlarında taşıyarak gelmişler buralara... Bu insanların hemen hepsiyse oyunu, Halkların Demokratik Partisi’ne veriyor; o büyük çınar ağacının altında yürek birliği ediyor. Şimdiye kadar hiç durmadılar; eylemler, etkinlikler, festivaller, yürüyüşlerle ülkelerindeki sorunları ve mücadeleyi gittikleri her yere taşıdılar. Birçok mücadele döneminin önemli unsuru da oldular. İşte en son, Rojava Devrimi’nin, Kobanê direnişinin dünya kamuoyunda bunca konuşulmasında, dünya halklarının umudu haline gelmesinde büyük pay sahibi oldular. Bu seçimlerde ise ilk defa kendilerini, sürecin eşit öznesi olarak görüyorlar. Verdikleri oyun HDP’nin barajı aşmasına sunacağı katkının bilincinde, heyecanındalar. Konsolosluk çevresi, bu heyecanın mekanına dönüşüyor.
HDP seçmenleri, mütemadiyen bayraklarla süslenmiş araçlarla geliyor konsolosluğa. İçerde 8 sandık var; her sandık için bir HDP müşahiti. Müşahitler, seçim güvenliği için olduğu kadar seçmenlere nasıl oy kullanılacağını anlatmak için de ter döküyor. Zira seçmenlerin önemli bölümü, bugüne kadar oy kullanmış değiller. Konsolosluk önünde sürekli kulağa çalınan sözler: “HDP, pusulada 12. sırada heval, aman dikkat edin!”, “Yoldaşlar, unutmayın, çınar ağacı!”, “Xaltîkê, tu ji yek, dû, sê, çar dijmerê û muhura xwe li 12. dixe!”
Biraz daha yaklaşıp, oy kullananların “derdini”, heyecanını anlamaya çalıştık.
Yüz yaşında iki çınar
Zilfo Amca ve Sultan Ana... İkisi de yüz yaşında; ilk gençliklerinden bu yana aynı yastığa baş koyuyorlar. İlk gençliklerinden beri aynı devletin zulmünden çekip aynı kavgaya gönül vermişler. Baskılardan dolayı memlekette nefes alma olanağı kalmayınca, Almanya’ya göç etmişler; ama içlerinde memleketleriyle... Geldiklerinden bu yana hayatlarının önemli parçası, Kürdistan’daki mücadelenin soluğunu yaşadıkları yerlere taşımak olmuş. Eylemlerden, yürüyüşlerden, etkinliklerden eksik olmamış; ekmeklerinden bölüp Özgürlük Hareketi’ne vermişler. Zilfo Amca ve Sultan Ana, dün Frankfurt Başkonsolosluğu’nda, sandık başındaydı. Zorlukla yürüyorlardı ama en güzel esbaplarını giymiş gelmişlerdi. Zilfo Amca, ütülü gömleği, pantolonu, ceketinin üzerine kasketini geçirmiş, bir temiz traş olmuştu. Sultan Ana eşarbını bağlamış, basmalı eteğini giyinmiş, ayakkabısını özenle boyamıştı.
Zilfo Amca’ya yanaşıp, niye oy kullanmak için bunca zahmet çektiğini soruyoruz; Sultan Ana hemen alıyor sözü: “Dün geceden beri uyumuyor. Durup durup, ‘Gidip Serok Apo’ya oy vereceğim’ diyor.” Kendisi de heyecanlı. Almanya’ya geldiklerinden beri çok eyleme katılmış, seslerini katmışlar Kürdistan’daki kavgaya; ama ilk defa kendilerini sürecin eşit öznesi olarak görüyorlar. Nerde bir HDP bayrağı görseler, yüzlerine ışık düşüyor. Fotoğraf çekerken, Sultan Ana da alıyor eline bayrağı; iki çınar, yüz yıllık kavgalarıyla yücelen çınar ağacıyla poz veriyor.
‘Bir olmazsak bu Tayyip...’
Fatma Deniz ve Mehmet Deniz ise, daha genç iki eş. Genç dediysek, onlar da 70’e merdiven dayamış; ama HDP’ye oy vermenin, bu heyecana ortak olmanın gençleştirici etkisini de hesaba katınca, en fazla 40 yaşındalar! Herkes gibi onlar da, “güzellik, eşitlik, barış, adalet” istiyor. Mehmet Amca, heyecanla anlatıyor: “Kavga, gürültü istemiyoruz. Kimseyle dövüşmek istiyoruz. Barış olsun, adalet olsun. Biz bir olmazsak, bu Tayyip bizi öldürecek. Ben gittim oyumu HDP’ye verdim. Barajı da kesin aşacağız.”
‘Oyum Demirtaş’a’
Mevlüde Hanım, önce müşahitten nasıl oy kullanacağını can kulağıyla dinliyor, sonra gelip içinden geçenleri anlatıyor: “Gidip Demirtaş’a oy vereceğim, çok heyecanlıyım.”
Havva Kutluay ise, küçük çocuğunu da yanına alıp gelmiş, heyecanla anlatıyor: “Özgürlük ve demokrasi, halkların eşitliği, kardeşliği... Biz bunları istiyoruz. Bütün bunlar için de Başkan Apo’nun özgür olmasını istiyoruz. Çok heyecanlıyım, ilk defa oy kullanacağım. Gidip HDP’ye mührü vurup geleceğim.”
‘Ezilenlerin geleceği için...’
Bu sırada öteden bir araç geliyor, iki penceresinde HDP bayrağı... Geniş bir aile iniyor araçtan... İçlerinden Bilal Şapuk, HDP bayrağını sallayarak konsolosluğa doğru yürüyor. “Neden böyle heyecanla oy kullanmaya geldin” diyoruz, cevap veriyor: “Kürt halkının, Alevilerin, bütün ezilenlerin geleceği için, diktatörlüğe karşı oy vereceğim. Tüm bunları yapabilecek tek parti HDP’dir.”
‘Toprağımız yanımızda’
Şervan Çoban ise, HDP’nin seçim çalışmalarına da katkı sunan bir genç. Henüz 2008’de gelmiş Almanya’ya. “Hak ve adalet için, Başkan Apo’ya özgürlük için oy kullandım. Kürt’üz, dünyanın neresine gitsek toprağımız yanımızdadır. Gittim, başka kimseye değil, ‘biz’e oy verdim” diyor.
Sadece oy değil
Hasılı, memlekette olduğu gibi Frankfurt Başkonsolosluğu’nda da heyecan verici tek seçim olayı, Halkların Demokratik Partisi... HDP seçmenlerinin hangisi ağzını açsa, “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” diyor. Oy kullanmak, sadece bir “yurttaşlık görevi” değil, ayrıca bir irade beyanı. Sadece oy kullanmak değil, HDP’nin dediği gibi, “o ulu çınarın altında buluşmak”, memleketin aydınlık geleceğini birlikte inşa etmek... Oy kullanma merkezinin önü, en güzel elbiselerini giyip birbirine, “Rojbaş heval!”, “Merhaba yoldaş!” diyen insanların sıcaklığıyla doluyor. O sıcaklık, giderek daha fazla yayılacak, bütün memleketi ısıtacak; elini biraz uzatan, bunu çok net anlayabiliyor.
Müşahitlerden uyarı: Son güne bırakmayın!
Frankfurt Başkonsolosluğu’nda oy kullanma işlemi boyunca HDP adına 8 sandıkta birer müşahit ve bir de organizatör bulunuyor. Müşahitler, oy kullanma sürecini an an takip ediyor; hem seçim güvenliğine hem de seçmenlere nasıl oy kullanılacağını anlatmaya kafa yoruyor. Fakat bir konuda kaygılılar...
Oyunu Frankfurt Başkonsolosluğu’nda kullanması gereken 126 bin Türkiye ve Kürdistanlı seçmen bulunuyor. Ancak oy kullanma işleminin başlangıcından bu yana geçen üç günde oy kullananların toplam sayısı 4 bine ulaşmış değil. Seçim sürecine ilgiyle birlikte düşünüldüğünde bu veri, önümüzdeki günlerde ciddi yığılmaların yaşanabileceğini ortaya koyuyor. Günde ortalama 6 bin kişinin oy kullanması, yığılmaların önüne geçebilecekken, mevcut tablo, “işini son güne bırakanların” yine çok olabileceği endişesi yaratıyor. Aynı endişe, diğer oy kullanma merkezlerinde de var.
HDP’li müşahitler, seçmenleri oylarını kullanmak için bir an önce konsolosluklara davet ediyor. Böylelikle hem olası problemlere müdahale etme şansı daha fazla olacak hem de yığılmaların önüne geçilebilecek.
Haydi, geciktirmeden sandığa!
OSMAN OÐUZ/HABER MERKEZİ