SELMA AKKAYA / PARİS


Fransa, 2016'ya geçmiş yıllardan farklı bir buruklukla girmişti. Kasım ayında Paris'in göbeğinde 5 ayrı noktada DAİŞ tarafından saldırılar düzenlenmiş 132 insan yaşamını yitirmişti. Ülkenin başbakanı, "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, savaştayız" diyordu. 

Dönemin Başbakanı Manuel Valls bu sözlerle aslında 2016 yılını özetliyordu. Fransa artık eskisi gibi olmayacaktı. Kasım sonunda çıkarılan olağanüstü hal (OHAL) üç kez uzatılarak 2017 Temmuz'una kadar sürecek.  Bu kapsamda yapılan değişikliklere gelince:

* Terörle Mücadele Yasası, DAİŞ gerekçe gösterilerek yeniden düzenlendi. Düzenlemeye göre, vatandaşlıktan çıkartılma, ülke iadeleri, S fişi (Terör ve radikal örgütlerle bağlantılı oldukları öne sürülen bireyler için uygulanan fişleme yöntemi) uygulamasının daha yaygınlaşması, ev ve işyeri, kişisel telefonların dinlenmesinin mahkeme kararı olmaksızın polis tarafından yapılabilmesi, ev-işyeri aramalarının savcı ya da hakim kararı olmadan yapılabilmesi ve benzeri genişlikte bir yasa devreye girdi. 

*  Polise 24 saat silah taşıma yetkisi verilirken, son bir yılda 5 bin yeni polis ve jandarma işe alındı. Güvenlik, harcamalarında bütçe payı arttırılarak, sokak ve toplu alanlarda kamera sayısı çoğaltıldı. 

* Yılın başından Mart ayına kadar sayısız kez eylemler yasaklanırken, izinsiz gösteri yapanlara kelepçe ve ev hapsi uygulaması yaygınlaştı. 

* Kamu kurumu, eğitim, sağlık, ulaşım ve özel işletmeler için özel güvenlik bulundurma,  üst arama ve x-ray cihazı  zorunlu hale getirildi. Trenler için yurtdışı hatlarında x-ray uygulamaya konuldu. 

* Otobüs ve trenlerde kontrol yapan görevlilerin silah taşıması yasallaşırken, kamera sistemi devreye sokuldu. 

* OHAL kapsamında binlerce ev, işyeri basılırken, Fransa'nın S fişi rakamı yıl başında 20 bin iken yıl sonuna doğru 25 bini buldu. Camiler, dernekler, kimi kültür merkezleri İçişleri Bakanlığı kararıyla kapatıldı. 

Çalışma Yasası’nın getirdikleri

Fransa daha OHAL'in sonuçlarını sindirememişken, bu kez yılın ilk aylarında yeni Çalışma Yasası gündeme damgasını vurdu. Çalışma Bakanı Myriam El-Khomri tarafından Meclise getirilen ve daha sonra Eylül ayında yasalaşan Çalışma Yasası'na karşı 14 kez emekçiler grev gerçekleştirdi. Yüzlerce eylem, yüz binlerin katıldığı büyük kent gösterileri ve sınırsız polis şiddetiyle tam 5 aylık bir mücadele yasanın çıkmasını engelleyemedi. Sendikalar, hükümet yanlıları ve karşıtları olarak ikiye ayrılırken, hükümet yanlısı sendikalar sokağa inmedi. İlk dönemler çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu eylemler, hükümetin gençlerin ağzına bir parmak bal misali, iş arama süreçlerinde sosyal yardım verme konusunda yapmış olduğu yasal düzenleme gençlerin eylemlere katılımını yarıdan yarıya düşürdü. 

Çalışma Yasasına karşı eylemlerin en ağır yükü ve bedeli CGT sendikası ödedi. Birçok yerde hükümet alttan alta sendikal hakları, kendisine yakın olan sendikalara devretti. Kamu kurumlarından çalışan birçok CGT'li işten atıldı. Artık kapı gibi yasa vardı. Yeni yasaya göre çalışma saati, işyerinin talebiyle 40 saate kadar çıkarılabilecek, en önemlisi esnek çalışma yani işyerleri ekonomik gerekçesiyle tazminatsız işçilerin işine son verebilecek!

DAİŞ saldırılarıyla sarsıldı

OHAL mekaniği, sokakta işlerken, kararnameyle Çalışma Yasası ve eğitim reformu geçirilmişken, Fransa, önce Magnanville'de Haziran ayında iki polis evlerinde DAİŞ'le bağlantısı olan bir kişi tarafından öldürülürken, 14 Temmuz ulusal bayram gösterileri sırasında Nice'te bir kez daha vuruldu. 85 ölü, yüzlerce yaralının ardından Fransa'da oklar iktidara yöneldi. Güvenlik zafiyeti yaşandığı aşikarken, bakanlar ve emniyet yetkilileri tarafından raporların değiştirilmesi yönünde baskı yapıldığı basın yayın organlarına yansıdı. Yaşanan tartışmaların en alevlisini yürüten Nicolas Sarkozy, Nice saldırısını kendisine Cumhurbaşkanlığı aday yarışında start olarak işlevlendirdi.  

Hükümet, yaşanan saldırılar karşısında köşeye sıkışırken, imdadına yeni bir terör saldırısı yetişti adeta. Fransa'nın kuzey kenti Rouen'de 85 yaşındaki rahibin boğazı kesilerek öldürüldü. 15 gün boyunca yaşanan güvenlik zafiyeti tartışmalarının üzerine adeta bir perde çekilerek, dinlerin kardeşliği mesajı Elysee'den yükselirken, Fransa'da yaşayan bütün dinlere mensup din adamları birlikte yürüyüşler düzenleyerek, laik bir toplum mesajını birlikte verdiler!

Cumhurbaşkanlığı seçimi 

Fransa, sonbahara 2017'de gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı adaylarının yarışıyla girdi. Nicolas Sarkozy, Alain Juppe derken, Kasım'da yapılan iki turlu ön seçimde Fransa sağı sürpriz bir şekilde François Fillon'u adaylık koltuğuna oturttu. Aşırı sağcı FN Parti adayı Marie Le Pen yarışın diğer güçlü isimlerinden görülüyor. Nitekim, yıl boyu yaşananlar, sürekli "terör" saldırısı sopası sallandıran hükümetin uygulamaları zira en çok onun işine yaradı. Aşırı sağ bahar aylarında yapılan yerel bölgesel seçimlerinin birinci turunda önde giderken son anda solun da Cumhuriyetçiler’e oy vermesiyle ikinci sıraya düştü. 

Sol mu? 

Sol, son 5 yıllık hükümetin uygulamalarıyla tabanda güven kaybını derinleştirirken, mevcut Cumhurbaşkanı François Hollande aday olmayacağını açıkladı. Gerçi aday olması durumunda birinci turu geçmeyeceğine kesin gözüyle bakılan Hollande'ın yerine Manuel Valls aday olduğunu açıkladı. Sol içerisinde farklı adaylarla yarışacak olan Manuel Valls'in kaderini ise Ocak sonunda yapılacak ön seçimler belirleyecek. 

Paris suikastı 

Aralık ayında Fransa'da Kürtler açısından önemli bir gelişme yaşandı. 9 Ocak 2013 tarihinde Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in katil zanlısı Ömer Güney'in öldüğü 19 Aralık günü açıklandı. Katliamın  dördüncü yıl dönümünde ve mahkemeye 36 gün kala yapılan bu açıklama ile Fransa devletinin  Kürtlerin adalet ve aydınlık talebini siyasi ve ekonomik çıkanlarına kurban ettiğine bir kez daha şahit olduk. 

Siyaset gibi hava da kirli

Aralık, Fransa'da tıpkı siyaseti gibi havasının da kirinde tavan yaptığı bir ay oldu. Bu nedenle ayın başından itibaren araçların trafiğe çıkışı tek ve çift rakamlılar olmak üzere günlük olarak izne bağlı hale getirildi. Bu nedenle toplu taşıma araçları belli günlerde ücretsiz hale getirildi. 

2017’e girerken 

Yıl boyunca, hükümet Suriye ve Ortadoğu'daki Fransız savaş uçaklarının DAİŞ hedeflerini vurduğunu ifade ederken, Fransa Ortadoğu'daki etkinliğini büyütmeye çalıştı. Bütün bu çabasına rağmen Fransa, ABD ve Rusya ile bölge güçleri arasında istediği rolü kapamadı. AB içerisindeki etkinliğini Almanya'ya kaptıran Fransa, Mali gibi Afrika ülkelerinde de yaptığı müdahalelerden sonuç alamadı. Kriz derinleşirken, 2017 seçimlerinde muhtemel sağın birinciliği garantilendi. Fransa kötü bir yılı geride bırakırken, seçim yarışlarına yansıyan yeni yasa ve yönetmelik taleplerinde anlaşıldığı üzere işçi ve emekçileri daha zor bir yıl bekliyor!