Fransa Gündemi


Ruanda’da yaşanan katliamların üzerinden 20 yıl gibi bir süre geçti. Bu hafta olayın sorumlularından olarak gösterilen yüzbaşı Pascal Simbikangw, Fransa’da mahkeme karşısına çıktı. Ruanda katliamında yer aldığı belirtilen Simbikangw ile ilk kez katliamın sorumlularından biri yargılanıyordu. Simbikangw 2008 yılında Fransa’da yakalandı. Dava için özel yetkili bir mahkeme kuruldu. Fransa’nın deniz aşırı toprakları olan Mayotte’de sahte evrak bulundukmaktan tutuklanan 54 yaşındaki Simbikangwa, Fransız adası La Reunion’da tutuluyor. Eski bir istihbarat subayı olan 54 yaşındaki Pascal Simbikangwa, Birleşmiş Milletler verilerine göre 1994 yılında çoğu Tutsi, yaklaşık 800 bin kişinin soykırıma uğramasında suçlu olmakla itham ediliyor.
1994 yılında 100 gün içerisinde yaşanan bu katliam o dönem olayların başlamasından 15 gün sonra dünya kamuoyuna duyurulmuştu. Fransa devlet başkanı Mitterand o tarihlerde yaptığı açıklamalarda katliamı, “Afrika’da olağan şeyler” olarak değerlendiriyordu. Katliam kabileler arası çatışma olarak dünya kamuoyuna yansıtılmış, sorumlular Ruanda’da yaşayan Hutular olarak gösterilmişti. Oysa Ruanda yüzyıllardır sömürge durumundaydı. Ruanda’yı sömüren efendiler soykırımı fiili olarak Hutular’a yaptırdı. Efendilerin soykırımdaki lojistik ve istihbarat destekleri dünya komuoyuna hiç yansımadı.  
Afrika kıtasındaki iç savaşların mimarları Afrika’daki topluluklar olarak bugüne kadar gösterildi. Hatta bu her defasında Afrika’ya müdahale etmenin nedeni olarak gösterildi. Oysa Fransa, Belçika, Almanya, İngiltere vb ülkeler yüzyıllar boyu Afrika’da yaşayan toplulukları bölerek, farklılaştırarak, birbirine düşman ederek kendi sömürü düzenlerini koruyorlardı. Bu politikanın nasıl somutlandığını görmek için Sadece Ruanda’nın tarihe bakmak yeterli olacaktır. Ruanda 1994’e kadar Belçika’nın sömürgesi. 1994’de Belçika bölgeden çekilirken Ruanda’da Tutsiler toplumun yüzde 15’ini, Hutular ise yüzde 85’ini oluşturuyor. Belçika sömürüsü Ruanda’da etnik topluluklar arası sınıfsal, ekonomik ve siyasi farklılaşmaları derinleştirmiş ve katliamın zeminini oluşturmuştur. İşte bu aşamada Belçika’dan sonra Fransa devreye girmeye başlıyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 1999 yılında hazırlamış olduğu 500 sayfayı aşan raporunda Fransa’nın katliamda fiili olarak bulunmamasına rağmen, askeri, istihbarat ve lojistik anlamda yer aldığını belgeliyor. Hatta o dönem merkezi Tanzanya’da bulunan Ruanda Savaş Suçluları Mahkemesi Fransa hükümetini soykırımda ikinci sorumlu olarak göstermişti. Hatta aynı mahkeme, Fransa’nın Cumhurbaşkanı, Milli Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın yargılanması gerektiğini savunmuştu. Daha sonra REDRESS ve Africa Rigths örgütleri katliama bizzat katılan Fransız vatandaşlarının olduğunu ve bunların savaş suçluları mahkemesinde yargılanması gerektiğini belirtmişti. Fransa’ya yapılan en önemli eleştirilerden bir diğeri de, soykırımın failleri olarak bilinen FAR ve İnterahmwe milislerini Ruanda’nın güney doğusunda kurduğu “Zone Tourquase”de eğitmesiydi. Yani katliamdaki katilleri Fransa’nın eğittiği belgelenmişti.
Fransa devleti, Ruanda katliamında çok açık bir biçimde rol alırken başta Birleşmiş Milletler, Fransa’nın bu rolünün üzerini kapattı. Öyleki şimdi aynı Fransa katliamda kullandığı ve desteklediği kendi “evladı“ Simbikangw’i yargılamaya soyundu. Gün gelecek Fransa, Ruanda’nın hesabını soran tek devlet ünvanını alırsa da şaşırmayacağız. Fransa hükümetinin yönetimden çekilmeyen ülkenin demokratik seçimlere girmesini önlemeye çalışan Habyarimana rejimine askeri ve mali destek sağlaması, Belçika’nın Ruanda’dan ayrılmasından sonra oluşan boşluğu doldurarak Tutsi ve Hutular arasında çıkan çatışmaları çözmeye yanaşmaması ve soykırımın başlamasıyla barış yanlısı bir politika izlemekten uzak durması ve Türkuaz Operasyonu’ndaki rolü, Habyarimana rejimine Fransız çıkarlarını ülkede devam ettirmek için destek veren Fransız Cumhurbaşkanı Mitterand’ın Ruanda soykırımında kilit bir rol oynadığı hiç yazılmayacak. Ruanda soykırımı tarihin tozlu sayfaları arasına, birkaç generalin yargılanmasından sonra atılacı Simbikangw’in yargılanması sürecinden görülüyor.