SELMA AKKAYA / PARİS
Fransa siyasi hayatında önemli bir yeri alan eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın vefatı nedeniyle ülkede pazartesi ulusal yas ilan edildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın hayatını kaybetmesinin ardından yaptığı açıklamada “Fransa’yı bağımsız ve gurur veren bir ülke konumuna getiren, haksız askeri müdahaleye karşı gelebilen, eski Yugoslavya’daki savaşlara son verebilen ve Lübnan’da barış ve güvenlik için mücadele edebilen biri olarak hatırlıyorum Chirac’ı” ifadesini kullandı.
Televizyon kanalında halka seslenen Macron, “Size büyük bir hüzünle hitap ediyorum. Cumhurbaşkanı Jacques Chirac bu sabah aramızdan ayrıldı. Bizi sevdiği kadar bizim de onu sevdiğimiz bir devlet adamını kaybettik. Chirac’ı, Fransa’yı bağımsız ve gurur veren bir ülke konumuna getiren, haksız askeri müdahaleye karşı gelebilen, eski Yugoslavya’daki savaşlara son verebilen ve Lübnan’da barış ve güvenlik için mücadele edebilen biri olarak hatırlıyorum” açıklamasında bulunurken, Chirac’a minnettar olduğunu belirterek ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileklerini iletti. Öte yandan Elysee Sarayı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Chirac’ın vefatı nedeniyle pazartesi ulusal yas ilan edildi. Pazartesi Paris’teki Saint-Sulpice Kilisesi’nde anma törenin düzenleneceği kaydedildi.
İki dönem cumhurbaşkanlığı yaptı
Jacques Chirac, siyasi kariyerine il genel meclisi üyesi olarak başlamış, Paris Belediye başkanlığının ardından 1995 ila 2007 yıllarında 2 dönem cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştı.
Fransa tarihinde önemli bir yerde duran eski Cumhurbaşkanı François Mitterand ve Charles de Gaulle ile Fransa’nın yakın dönem siyasetine yön vermiş en önemli cumhurbaşkanıları arasında gösterilen Chirac, merkez sağın önemli figürlerinden biri olarak biliniyordu.
Mitterrand’ın cumhurbaşkanlığı döneminde 1986-1988’de başbakanlık görevini yürüten Chriac, 1981 ve 1988’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını koymuş ama kazanamamıştı. Aşırı sağa karşı merkez sağı temsil eden Chirac, daha önce kaybettiği yarışı 1995’te Jean-Marie Le Pen’e karşı yarıştığı cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci turda solunda mecburi oylarıyla cumhurbaşkanı oldu. İkinci dönem cumhurbaşkanlığı yarışında ise oyların 82,2’sini alarak Fransa tarihinde en büyük desteği alan Cumhurbaşkanı ünvanını aldı.
Chirac’ın Ortadoğu politikası
Jacques Chirac döneminde, Fransa, Ortadoğu’da de Gaulle döneminin Arap politikası siyasetinin yeni bir denemesini, daha çok ekonomik menfaatler etrafında kurgulamaya çalışmıştı. Chirac döneminin bir diğer önemli girişimi ise, Barcelona Süreci (1995) ile Avrupa-Akdeniz Ortaklığı’nın (Euro-Mediterranean Partnership) geliştirilmeye çalışılması ve Kuzey Afrika’da Fransız etkisinin arttırılması girişimi olmuştur. Ancak bu yönde fazla bir başarı sağlanamamıştı. Chirac, Fransa’nın Ortadoğu politikasını ve ideal Ortadoğu tasavvurunu 1996 yılında Ürdün Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada şöyle betimlemiştir: “Barışçıl ve refah içinde bir Filistin devletinin, herkes tarafından kabul edilen ve terörden kurtulmuş bir İsrail’in, demokrasi ve gelişmeye örnek bir Ürdün’ün, toprak bütünlüğünü yeniden sağlamış ve eski düşmanı ile barış içinde yaşayan bir Suriye’nin, tamamen özgür, egemen ve dinamik bir Lübnan’ın ve güçlü, akıllı ve barışın öncüsü bir Mısır’ın bir arada ve uzlaşı içinde yaşayacağı yeni bir Orta Doğu.”
‘Dost ol ama körü körüne müttefik olma’
Chirac döneminin başlarında Fransız dış politikasına büyük ölçüde Mitterrand döneminde Cumhurbaşkanı danışmanlığı yapmış olan Hubert Védrine yön vermiş, bu nedenle Vedrinizm adlı bir akımdan dahi söz edilir olmuş. Védrine, dış politika anlayışını “Dost, ancak körü körüne bağlı müttefik olmama” şeklinde formüle etmiş ve Chirac da Cumhurbaşkanlığı boyunca dış siyasette bu yolu takip etmiş.
Irak Savaşı’na karşı durulması da bu siyasetin devamı olarak işliyor. ve ABD’ye meydan okunması bağlamında Fransa’yı Arap dünyasında popüler bir devlet haline getirse de, ABD’nin baskılarının da etkisiyle gücü sınırlı olmuş ve zamanla -Fransa- ABD çizgisine daha fazla destek vermek zorunda kalmıştı. Avrupa liderliğine de oynayan Chirac, kendi döneminde 2006 yılında Euro-Arap Diyaloğu başlatılarak AB’nin Ortadoğu politikalarında Fransa’nın öncü bir rol üstlenmesi amaçlanmış ve bu nedenle kendi ülkesinde AB konusunda güç kazanmak için halkın desteğini almak istemişti. Ama 2005 yılında AB anayasası konusunda yapılan referandumdan “hayır” yanıtı çıkması bu çabasını boşa çıkarmıştır.
Irak işgaline karşı çıktı
Chirac bu gelişmelerin ardından 2007’de seçimlerde aday olmadı. Aynı siyasetin devamı ise bu kez Nicolas Sarkozy oldu. Kendi siyasi yaşamında dönemin ABD Başkanı George W. Bush’un 2003’te Irak’ı işgal etme kararına karşı çıkışıyla dünya siyasetinde öne çıktı.
Onun siyasi yaşamında bir diğer önemli yankı uyandıran olay ise 1996 Ekim’de İsrail’e düzenlediği ziyaret oldu. Kudüs’ü ziyareti sırasında Chirac, Filistin halkıyla yakın temas kurmasını engelleyen, İsrailli güvenlik güçlerine çok sert tepki göstererek İsrailli güvenlik güçlerine “Yeter artık! Ne yapmamı istiyorsunuz? Ziyaretimi yarıda kesip Fransa’ya mı döneyim” ifadeleriyle bağırmıştı. Dünya basınına kazınan bu ifadeler Chirac için itibar kazanmaya yol açsa da aynı Chirac, 1977 ve 1995 yılları arasında Paris Belediye Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, kendi partisinin üyelerine çalışmadan belediye bütçesinden maaş ödettiği gerekçesiyle yargılandı ve mahkum edildi. Paris Mahkemesi, 2011 sonunda Chirac’ı yolsuzluk suçundan iki yıl tecilli hapis cezasına mahkum etti.
86 yaşında Paris’te hayata gözlerini yuman Chirac, bir döneme damga vurmuş bir lider olarak Fransa tarihinde kendine yer açtı.