Fransa Gündemi
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ve Almanya Başbakanı Angela Merkel birlikte Avrupa Parlamento’sunda Çarşamba günü parlamenterlere hitaben birer konuşma gerçekleştirdi. Fransa ve Almanya’nın iki lideri en son AP’de Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra parlamenterlere hitap etmişti. 26 yıl sonra iki liderin gündeminde Avrupa’da mülteci krizi, Suriye, Ukrayna ve Yunanistan bulunuyor.
Fransa diğer ülkeler gibi geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler toplantısında da Suriye krizini gündemleştirmişti. Toplantının devamında Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, BM Güvenlik Konseyi’nin Esad rejiminin halkına karşı varil bombası kullanmasını durdurma kararı üzerine çalıştıklarını duyurdu.
Fransa Parlamentosu’da hafta başında konuya dair verilen soru önergesini yanıtlayan Fabius, "Suriye'de bizim önceliğimiz ne? İlk olarak DAİŞ'i vurmak. İkinci olarak Esad rejiminin varil bombalarıyla sivil halkı bombalamasını engellemek. Bu yüzden bu konuda BM Güvenlik Konseyi'ne bir tasarı sunmak istiyoruz. Biz üçüncü öncelik olarak bu ülkede siyasi geçiş dönemini sağlamak istiyoruz" ifadesini kullandı. Söz konusu tasarının, BM’de Rusya’nın vetosu nedeniyle geçme ihtimalinin düşük olduğu belirtiliyor. Fransız basınına yansıyan bilgilere göre Rusya’nın Suriye’de gerçekleştirdiği hava saldırılarında DAİŞ militanlarını hedeflediğini savunarak, söz konusu önermeyi veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Fransa, Suriye krizi nedeniyle BM, AP ve diğer platformlarda stratejilerini sürdürürken mülteci kriziyle boğuşmaya devam ediyor. Fransa devleti mültecilere barınma ve insani koşulları sağlama konusundaki sorumluluğunu bu kez Fransa’da bulunan sivil toplum kuruluşlarının üzerine yıkmayı hedefliyor. Avrupa Birliği kararı kapsamında Fransa’nın almayı düşündüğü 30 bin mülteci için Fransa’da bulunan sivil toplum kurumlarına dönük açmış olduğu sübvansiyon kafaları karıştırdı. Dernek, insan hakları oluşumları, göçmen kurumlarına açılan kampanya kapsamında, dil kursu, barınma, yemek vb ihtiyaçlar konusunda en az 50 göçmene olanak sağlanması koşuluyla 20 bin Euro veriliyor. Bavşuru tarihi geçtiğimiz hafta sonlanan kampanya ile devlet kendi sorumluluğunu 20 bin Euro gibi gülünç bir rakamla kurumlara yıkmaya çalışıyor.
Fransa’nın aktif gündemlerinden biri de her zaman olduğu gibi "terörle mücadele". İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve, aralarında bir Türk'ün de bulunduğu yabancı kökenli 5 mahkumun Fransız vatandaşlığından atılmasını istedi. Cazeneuve, "başbakanlıktan, terör suçundan mahkum olan 5 kişinin Fransız vatandaşlığından çıkartılması için izin talep edildiğini" duyurdu. Fransız kanunlarına göre, terör suçundan mahkum olan yabancı kökenli birisi, İçişleri Bakanlığı’nın talebi üzerine ve bakanlığın onayı ile vatandaşlıktan atılabiliyor. Diğer taraftan Mayıs ayında yürürlüğe giren "terörle mücadele yasası" kapsamında yabancı kökenli kişinin herhangi bir "terör örgütüne" üye olması, aktivitelerine katıldığının belgelenmesi durumunda oturumunun iptali herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin bizzat bakanlık tarafından onaylanabiliyor. Söz konusu yasanın çıkarılması "radikal islami" örgütler gerekçesiyle yaşansada Avrupa Birliği Terör Örgütleri Listesi’nde yer alan bütün yapılanmalar yasa çerçevesinde bu kapsamda değerlendirilebiliyor.
Fransa dışarda Esad argümanı, içerde "terör" konsepti üzerinden yasal çerçeveler yaratılarak sermayenin krizinin önündeki engeller aşılmaya çalışılıyor. Fransa'nın bu iki önemli esntrümanı daha çok kullanacağı açık.