Fransa Gündemi
Lice’den Rojava’ya, Kobanê’den Şengal ve Maxmur’a Kürt halkının direnişi sınırları parçalayıp iç içe geçerek büyüyor. Diğer taraftan IŞİD Ortadoğu’da; Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan, İran ve Türkiye’nin bölgeye açılan sınır hatlarına, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölüme yerleşmeye çalışıyor. IŞİD bölgeye yerleşirken, katliamlar yaparak ilerlemeye çalışıyor. Emperyalistler ise bölge konusunda yarış halindeler. Fransa bizzat Cumhurbaşkanı'nın ağzından ABD’den önce bölgeye ulaşacağını açıklıyor. Hatta Hollande, "artık sadece geleneksel tartışmalar" yürütemeyeceklerini söyleyerek "Önemli finansmanları ve çok sofistike silahları olan, Irak, Suriye veya Lübnan gibi ülkeleri tehdit edecek şekilde yapılanan bu gruba karşı küresel bir strateji öngörmemiz gerekiyor" dedi.
Peki IŞİD’i kim büyüttü? Şuana kadar çıkan tabloda Suudi Arabistan, Katar, Türkiye gerici bölge ittifakı ve Fransa’nın da içinde bulunduğu emperyalist güçlerin desteğiyle büyüdüğü açık. Bölgede belli taban edinen IŞİD’in Ağustos başından bugüne geliştirdiği saldırılardan sonra ABD, devamında Fransa’nın başını çektiği 'bölge konusundaki hassasiyet' ise insanın 'gözlerini' yaşartıyor! Irak daha sonra Afganistan ve Ortadoğu’ya yayılan emperyalist yeniden dizayn savaşı acımasız bir biçimde sürerken emperyalistlerin/fillerin tepişmesinde çimen olan yine bölge halkları oluyor.
Ağustos başından beri Şengal’deki gelişmeler nedeniyle sayısız Fransız gazeteciyle birarada bulunma fırsatı buldum. Fransız basın mensuplarının yönelttiği birkaç önemli soru vardı. Bunlardan biri "bölgede büyüyen İŞİD neden Kürtleri hedef seçti" sorusu.
Bugün Irak’ta hortlayan Kürt düşmanlığı ve katliamların arka planında duran en önemli nokta Rojava devriminin boğulmasına dönük Türkiye’nin oynadığı rol. Tabi bu sadece Türkiye ile sınırlı bir durum değil. Bölge güçlerinin yanı sıra asıl olarak Ortadoğu’yu yeniden yapılandırarak hizmetine sunmak için yarış halinde olan emperyalist güçlerin işine gelmiyor. Rojava, birbirine boğdurulmak istenen halkların birarada kardeşçe yaşayabileceğine somut bir örnek. Rojava, dayatılan tüm yollar dışında kendi öz gücüyle yeniden bir yaşamın var edilmesi anlamını taşıyor. En önemlisi de bu güçlerin hiçbirine bağımlı değil. IŞİD’i yönlendirenler için sırf bu bile yeterli bir neden! Diğer taraftan ise Barzani-Talabani işbirlikçilerinin zamanında Irak işgali sırasındaki tutumları bölge halklarının belleğindeki yeri. ABD, Irak’ı yeniden dizayn ederken Barzani’nin oynadığı rol sadece diğer halklara karşı değil asıl olarak Kürt halkının kendi çıkarlarına ihaneti içeriyordu. Bu gerçeklik iki yıldır Rojava’ya dönük geliştirilen her türlü saldırı ve devrimi boğma harekatında görülüyor. Bu gerçeklik kendini Şengal’de de gösterdi. Peşmergenin Şengal’de IŞİD karşısında gösterdiği tutum tarihsel olarak Kürt halkının belleğine kazınmıştır.
Bir diğer soru ise, "Peşmergenin elindeki silahlar HPG ya da YPG’nin elindekilerden daha mı zayıftı? Bu nedenle mi Şengal’den çekildiler?" Mesele silahların niteliğinden öte IŞİD karşısında bugüne kadar nasıl bir tutum içerisinde olunduğu ve hangi bölgesel çıkarlara hizmet edildiğiydi.
IŞİD Maxmur’a saldırına kadar bölge yönetimi yaşananlar karşısında sessizdi. Hatta bunu kendine bir saldırı olarak bile görmedi. Ta ki IŞİD’in ayak sesleri Hewlêr’e dayanınca bölge yönetiminden önce sahip ABD harekete geçti. Çünkü Şengal saldırısı başta Rojava devriminin boğulması amaçlıydı. Bölge güçleri, emperyalistler ve Barzani de Rojava devrimini kendisi için bir tehdit olarak görüyordu.
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Güney Kürdistan güçlerine "sofistike silah" yardımının devam ettiğini belirtiliyor. Basın, mevcut silahların bölgede direnen YPG ve HPG güçlerine verilip verilmediğini merak ediyor. Fransa hükümeti silah yardımını tartıştığı saatlerde kulislerden dışarıya sızan bir cümle bu sorunun yanıtını veriyordu; "silah yardımı yapmalıyız ama kazara bu silahlar bölgedeki YPG’nin eline geçerse."
Fransa’nın en büyük korkusu bölgede direnen gücün -ki bugüne kadar yok edilmek istenen asıl hedefti- güçlenerek bu süreçten çıkması! Korkuları daha da büyüyeceğe benziyor.
Fransız basın yayın organları günlük olarak bölgedeki PKK, YPG ve HPG’nin direnişini ve üstünlüğünü yazıyor. Ama Kürtlerin 35 yıllık mücadele deneyimleri ve birikimleriyle yarattıkları Rojava gerçeği hala görmezden geliniyor. Oysa direnişlerine methiye dizilen YPG, Rojava'yı yaratanlardan oluşuyor. Rojava'da yaratılan direniş bölgeye yayılarak ve iç içe geçerek büyüyor. Varsın Fransa artık "sofistike silah"larıyla bölgede ne yapacağını düşünsün!