Kapitalizm ve internet
İletişim teknolojilerinin tarihinden de takip edilebileceği üzere siyasi ve iktisadi egemenler her iletişim mecrasına karşı işgalci bir yaklaşım sergilerler. Çünkü iletişim ağları bir yandan kapitalist ekonomi içerisinde üretime dair enformasyon, sanayinin farklı sektörleri arasındaki işbölümünü olanaklı kılan enformasyon ve dolaşım ya da piyasanın enformasyonunun üzerinden aktığı mecralardır. Diğer yandan modern dönemde iletişim ağları reklamlar ve üzerlerinden sunulan içerik ve hizmetlerin metalaşması ile birlikte oldukça karlı ve stratejik bir sermaye birikim alanı oluşturmaktadırlar. Aynı zamanda da iletişim mecraları üretimin toplumsal ilişkilerini kurarlar ya da başka bir deyişle verili toplumsal ilişkilerin içerisinde yaşayan insanların dünyayı anlama ve anlamlandırma süreçlerinde gereksinim duydukları enformasyon da onların üzerinde akmaktadır. İnternet de diğer tarihsel örnekler gibi, sermaye açısından kapitalist birikim alanı olarak örgütlenmiştir. İnternet özelinde reklam pazarına bakıldığında küresel düzeyde internet reklam endüstrisinin ulaştığı büyüklüğün 2002′de 9 milyar Dolar, 2007′de ise 40.6 milyar Dolar olarak açıklandığı görülmektedir. 2011’de ise internetin küresel düzeyde reklam harcamalarından elde edeceği gelirin 73.1 milyar Dolara ulaşması beklenmektedir. Türkiye’de de internet reklam endüstrisi benzer bir artış eğilimi göstermektedir. İnternetin reklam gelirlerinden aldığı pay 2007 yılında 53 milyon TL, 2010 yılının ilk altı aylık döneminde ise 121 milyon TL olarak açıklanmıştır.
Enformasyonun metalaşması süreciyle birlikte de, internet gibi yeni iletişim teknolojileri dolayımıyla ortaya çıkan yeni içerik ve hizmet alanlarına yatırım yaparak medya endüstrisine giren yeni oyunculara piyasa avantajını ve hakimiyetini kaptırmanın önüne geçme, bir başka ifadeyle beliren her yeni piyasanın ilerleyen zamanlarda karlı bir alan olacağını düşünerek önceden köşe başını tutma motivasyonu kapitalistler açısından kendisini göstermektedir. Bu isteklilik medya endüstrisinin yerleşik aktörlerinin bu alana yatırım yapması ve mevcut yatırımları satın alması gibi uygulamalarla somutlaşmaktadır. Örneğin Eylül 2005′te dünyanın en büyük medya kuruluşlarından olan News Corporation sosyalleşme ve video paylaşım sitesi olan MySpace’i 580 milyon Dolar; Ekim 2005′te de Viacom/MTV video paylaşım sitesi olan iFilm’i 49 milyon Dolar karşılığında satın almıştır. Diğer bir medya devi olan CBS Corporation’a bağlı CBS Interactive fotoğraf paylaşım sitesi olan Flickr’ı Haziran 2007′de satın alırken; uluslararası haber ajanslarının en büyüklerinden Agence France Press ise Kasım 2007′de bir yurttaş gazeteciliği platformu olan Scooplive’ın yüzde 30 hissesini devralmıştır. Bu hafta içinde ise bir internet servis sağlayıcısı olan AOL bağımsız bir haber sitesi olarak kurulan Huffington Post’u 315 milyon Dolar karşılığında satın almıştır.
Bilgi tekellerinin hakimiyeti
İletişim ağlarının üretimin toplumsal ilişkilerini kurmaları ve bu anlamıyla verili kapitalist toplumsal ilişkilerin sürdürülmesinde ikna, rıza ya da egemenlik süreçlerini devam ettirmesi, Innis’e atıfla bilgi tekelleri bağlamında düşünülebilir. Innis’e göre iletişim teknolojileri, sahip oldukları zaman ve uzam yanlılıkları nedeniyle kültür ve bilginin taşınma biçimlerine ve “bilgi tekellerine” etkide bulunurlar. İletişim teknolojileri taşıdıkları özelliklere bağlı olarak ticaretin genişlemesi, bölgeselleşmenin güçlenmesi, hukukçuların yükselmesi, ordunun, imalat teknolojilerinin ve pratiklerinin değişimi gibi diğer etkenlerle beraber kültürün yönelimine etkide bulunur. Bu doğrultuda iletişim araçlarıyla “zamana yayılan” kültür uzun dönemde kalıcı değer setleri ve yaşam tarzları –yani ideolojik egemenlik- yaratmaya çalışırken, “uzama yayılan” kültür iktidar ve siyasi egemenlik ile daha fazla ilgilidir.”
Bilgi imparatorlukları
Innis’e göre, zamana ya da uzama dair güçlü yanlılıklar kendisinin “bilgi tekelleri” olarak adlandırdığı belli bir insan topluluğunu güçlendirir. Bilgi tekelleri “neyin bilgi” olarak niteleneceğini ve onun nasıl yayılacağını belirlerler. Bilgi tekelleri iktidarlarını, profesyonel ve amatör hiyerarşisi, iletişim ortamı için gerekli olan hammaddenin denetimi, hareketlilik, hız, gerekli maliyetleri ödeyebilme yetisi gibi değişik unsurlardan edinirler. Innis, imparatorluk kurma girişimlerinin merkezinde kendini sürekli kılmak ile uzamsal olarak genişlemek arasında bulunabilecek bir dengenin olduğunu ve bunun da önemli ölçüde iletişim araçları tarafından belirlendiğini belirtmektedir.
İletişim teknolojileri değişirken ve zaman yanlı olandan uzam yanlı olana geçiş sırasında toplumsal düzenin bozulması ve dengenin yeniden sağlanamadığı durumların imparatorlukların sonunun gelmesi Innis’in zaman/uzam yanlı iletişim teknolojilerine dair en önemli vurgularındandır. Innis, “taş ve hiyerogliflerin ortaya çıkardığı bilgi tekelleri, yeni ve daha etkin bir araç olan papirüsün rekabetine maruz kaldı“ derken bilgi tekellerinin de iletişim araçlarının ömrü ile bağlantılı olduğunu ve her yeni medyanın var olan bilgi tekellerini yerinden etme tehdidi taşıdığını belirtmektedir. Yeni olanın var olan iktidar yapıları tarafından denetim altına alınamadığı durumlarda “neyin bilgi” olduğu yeniden belirlenecek, yeni bağlılıklar oluşacak ve yeni tekeller yaratılacaktır. Günümüzde de enformasyon ve iletişim teknolojilerinin yarattığı değişim geleneksel, film, gazete, televizyon ve müzik tekellerini tehdit etmiş ve etmeye devam etmektedir. Ancak bu teknolojilerin yarattığı olanaklar, başka bir deyişle internet bir yandan da o tekeller tarafından denetim altına alınmaya çalışılmaktadır.
Mücadele alanı olarak internet
İletişim ağlarındaki teknolojik gelişmenin bilgi tekelleri bağlamında düşünülmesi, interneti bir mücadele ortamı olarak, yani bir yandan bilgi tekellerini tehdit eden, diğer yandan da onlar tarafından denetim altına alınmaya çalışılan bir ortam olarak kavranmasına götürmektedir.
Çünkü iletişim ağları üzerinden akan enformasyon, verili ilişkileri meşrulaştırdığı ve insanları verili ilişkilerin içerisinde tutmaya hizmet ettiği kadar, toplumsal gelişmeye ya da üretici güçlerin genişlemesi ve insanlığın daha ileri bir toplumsal ilişkiler sistemine geçmesini sağlamaya da hizmet etme potansiyeli taşımaktadır. Yani iletişim ağları kapitalist ekonominin gelişerek sürmesinin enformasyonunu taşıdığı kadar, kapitalizmi yıkmanın enformasyonunu da taşır. Egemen medyanın haber diline, formatlarına, temsil düzenlemelerine meydan okuma ve egemen medyanın dışladığı bilginin işlevsel bir biçimde üretilmesi ve giderek artan sayıda insana ulaştırılması, internetin alternatif bir iletişim ortamını kurgulamak için bir takım olanaklar sunduğu anlamına gelmektedir. Ancak bu olanaklar, o internete ve onun teknolojik özelliklerine içkin ve hep var olan olanaklar değildirler.
Her iletişim teknolojisi etkileşim ya da katılımcılık olanağını, belirli ölçülerde, en azından tamamen piyasa güçleri tarafından ele geçirilene dek içinde barındırır. Yani her yeni iletişim teknolojisi gibi internetin de piyasa güçleri ya da Innis’in deyişiyle bilgi tekelleri tarafından ele geçirilmesinden önce bir mücadele alanı olduğudur. Bu mücadele bilinçli ve kolektif bir çabaya ihtiyaç duymaktadır. Bu çabanın bir boyutunda da “stratejik noktalarda çeşitli iletişim ortamlarının kültürel olasılıklarını ortaya çıkarmak ve onları ticarileşmeden uzak bir biçimde geliştirmek için kurucu çabalara başvuran ısrarcı eylemler” yer almaktadır. Bu ısrarcı eylemler arasında internetin sansürüne karşı mücadele etmek yanında, internet üzerinde akan enformasyonu ticaretin konusu haline getiren ya da kısıtlayan tüm düzenlemelere karşı mücadele etmek de bulunmaktadır.
* Doç Dr. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi
FUNDA BAŞARAN*: Bilgi tekelleri ve bir mücadele alanı olarak internet