‘Demokrasi’nin bugüne kadar birçok biçimini duyduk. Burjuva demokrasisi, liberal burjuva demokrasisi, sosyal demokasi, temsili demokrasi vs. Kimini yaşadık, kimini yaşayanlardan duyarak, kiminin de üzerine yazılanları okuyarak öğrenmeye çalıştık. Bildiğimiz tüm demokrasilerde ülke güvenliği ve halkın, çevrenin sağlığı konusunda alınan kararlar; en azından halkın oyu ile seçilmiş milletvekillerinin oyuna sunulur. Bu demokrasilerin ‘olmazsa olmazıdır’. Ancak Türkiye’de bildiğimiz demokrasilerin dışında bir ‘ileri demokrasi’ vardır. Anlaşılan bu tür demokrasilerde parlamentonun iredesinin bir kıymeti harbiyesi yoktur.
Demek ki ‘ileri demokrasi’den bunu anlamamız gerekiyor. Bu açıdan baktığımızda belirtmek gerekir ki, füze kalkanı AKP Hükümetinin önemli demokrasi özürlülüklerinden biridir.
Doğrudur, AKP son seçimlerde yüzde 49 oy aldı ve bu oyla meclisin yüzde 59’una sahip oldu. Doğrudur, AKP milletvekillerinin tümü ‘biat kültürü’ne sıkı bağlı oldukları için aday gösterildiler.
Doğrudur, AKP milletvekilleri bugüne kadar Başbakanın, Bakanların ve hükümete bağlı olan tüm kurumlarda görevlilerin, hataları, yanlışları ve hatta suçları nekadar büyük olsa da vicdanlarına yenik düşüp karşı çıkamamışlardır, bir tek eleştiri, kabullenmeme tepkilerine rastlanmamıştır. Örnek mi? Hangisini sayalım; Hrant Dink ve Sivas katliamı davasının sonucu, Roboskî’de katledilen coğu çocuk 34 Kürt insanı, Kürecik’e kurulan füze kalkanı ile tüm bölgenin hem hedef haline getirilmesi hem de radyasyonla parekende ölüme yatırma... (Ki, Amerika, Roboskî’deki rolünü açıklamış bulunuyor.) Hukuktaki skandallar, içişleri bakanının skandal tutum, davranış ve açıklamaları... Say sayabildiğin kadar.
Demokrasilerde sadece meclisin iradesi alınmaz, aynı zamanda her milletvekilinin vicdanı ile karar vermesinin güvencesi de sağlanır. Burjuva demokrasilerinde bile bu kurallara riayet edilir. Kuralsız bir demokrasi olamaz.
Bizde tabi ki ‘burjuva demokrasisi’ yokmuş. Peki ne varmış? ‘İleri demokrasi!’ Eh, pek yanlış da değil. ‘İleri demokrasi’de, ileride olan (İleri: Uzak, ya da ileri gelenler) yönetir. Ankara Malatya’dan epey uzaktır ve ‘ileri demokrasi’ gereği Malatya’da yaşayan halkın füze kalkanı konusunda düşüncesi, iradesi sorulmaz. ‘İleri gelenler’ boşuna orada değil netekim. ‘İleri’dekinin sadece karar ve iradesi vardırya, bu önemli ve yeterlidir! Yani ne diyelim, hala ‘en ileri demokrasi’ye geçmediğimize sevinelim mi? Bu anlayışa göre ‘en ileri demokrasi’; sadece en ileridekinin iradesi ve kararı ile yönetim biçimi oluyor, herhalde. Ki bu da ‘tek adam’ söyleminin ta kendisidir.
Başbakan Erdoğan’dan defalarca duymuşsunuzdur; “Güçlünün hukuku mu yoksa hukukun gücü mü” diye. Veya “Söz de irade de milletindir…” Kürecik’e kurulan füze kalkanı olayında Tayyip Erdoğan kendisini çok kötü yalanlamıştır. Demokrasi, halkın iradesi ve hukukun gücünden köşe bucak kaçırılarak, kaçarak kuruduğu bu ‘başkalarının’ kalkanını, korkarız ki ‘güçlünün hukuku’nu bir adım daha ileriye götürmek için kullanacaktır. Hatta o ‘başkaları’ Erdoğan’ı buna mecbur edeceklerdir. Son zamanlarda giderek sık duymaya başlamadık mı, “Türkiye diktatörlüğe hızlı adımlarla gidiyor” diye.
İyi de sevgili okuyucular, Füze Kalkanında uygulanan hukuk ‘en ileri demokrasi’nin, güçlünün hukuku değil, hukukun gücü’ söylemleriyle bile açıklamış olmuyoruz. Çünkü buradaki hukuk öyle az buz ileri demokrasi ve hukuku falan değil. Ya ne hukukudur? Bizce Kızılderililerin ülkeleri işgal edilirken, Vietnam, Irak ve Afganistan işgal edilirken hangi hukuk uygulanmış ise, “Füze Kalkanı” olayında da aynı hukuk uygulanmıştır. Yani ‘Pentagon hukuku’. Aynı zamanda demokrasinin burada işleyiş biçimini ne ‘ileri demokrasi’ ve ne de ‘en ileri demokrasi’ ile açıklamış oluruz. O zaman bu olayda işlenen demokrasiyi en doğru ifade ile ‘en çok ileri demokrasi’ diye adlandırmalıyız. Daha ‘ileri demokrasi’yi bile anlamamışken ‘en çok ileri demokrasi’sinin hukuk uygulaması ile tanışmış oluyoruz. Bazı okuyuculara şaka gibi gelebilir. Ancak füze kalkanının durumunu normal mantıkla başka bir demokrasi veya hukuk uygulamasına ne bağlayabiliyoruz ve ne de bununla açıklayabiliyoruz.
Kürecik’e konumlardırılan radar kararından seçilmiş milletvekillerin ne düşüncesi, ne önerisi, ne iradesi sorulmuştur. Bu bir gerçektir ve bunu Türkiye’de yaşayan herkes bilmektedir.
Sadece Türkiye’de bilinse, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ falanla geçiştirilebilir. Nitekim halkın bilinci biat kültürüne göre ayarlanmıştır. Ancak bu gerçeği dünya alem biliyor ve Türkiye’nin demokrasisinin uluslararası alay konusu olması da füze kalkanı gerçeği ile gelişiyor. Kırılan kol yen içinde kalmıyor.
ismetcelik@gmx.de
Füze kalkanı ve ‘ileri demokrasi’!