“Küçük gruplar halinde başlayan Gabriela, şu an düşmana korku salan güçlü bir örgüt. Bunun da sırrı; topluluk temelli olmasında, topluma dayanmasında. Kadınlar Gabriela’ya güveniyor. 30 yıllık performansı sayesinde bir prestiji var artık.”
SERAP ŞEN / FRANKFURT
Avrupa Kürt Kadın Hareketi öncülüğünde 6-7 Ekim’de Almanya’nın Frankfurt kentinde gerçekleşen Uluslararası kadın konferansının yankıları devam ediyor. Filipinler’den konferansa katılan ve Filipinler’de çalışmalar yürüten Kadın Araştırmaları Merkezi (Centre for Women’s Resources-CWR) Direktörü Mary Jean Guan ile Filipinler’deki kadın mücadelesini konuştuk.
CWR, Filipinler’de kadın mücadelesinin en geniş cephesini oluşturan ve içinde neredeyse bütün kadın örgütlerini barındıran Gabriela’nın kuruluşuna öncülük eden bir araştırma merkezi aynı zamanda.
Gabriela ismi ise İspanyol sömürgeciliğine isyan eden efsanevi Filipinli kadın direnişçiden geliyor. Maria Josefa Gabriela Silang, İspanyollara karşı Filipinlerin bağımsızlık mücadelesi yürütmesi üzerinden geçen üç asır sonra yeni çağdaki kız kardeşleri onun ismiyle örgütlenmeye ve mücadele etmeye devam ediyor.
Gabriela’nın bir süre sonra Henerela (Kadın General) olarak adlandırılması ile Kürt kadın özgürlük mücadelesi arasındaki ortaklıklar, direnen kadın çizgisinin dünya mirası olarak günümüz kadın mücadelesinde harmanlanıyor.
Filipinlerde özgürlük mücadelesi veren kadın gerillalara yapılan işkencelerle Kürdistan’da yaşamını yitiren kadın gerillaların bedenlerine yönelik işkence ve saldırganlık, erkek egemen zihniyetin kadın direnişi karşısındaki acziyetinin de en net göstergesi.
CWR’nin direktörüsünüz. CWR’den Gabriela’ya dönüşümün hikayesi nedir?
İlk başta 1982’de, Ferdinand Marcos askeri rejimi sırasında bir grup kadın aktivist, kadınların deneyimlerini güçlendirmek ve belgelemek için bir örgütlenmeye gitti. Bu benim de üyesi olduğum CWR idi. Kadın aktivistler, kadınların katılımını cesaretlendirecek topluluk temelli bir örgütlenme yaratmanın önemini önceden anlamışlardı. Böylelikle 1984’te CWR, Gabriela’nın kurulmasına yardımcı oldu, biz öncü üyesiyiz. Küçük gruplar halinde başlayan Gabriela’nın bugün ülke çapında 250’den fazla grubu var ve 8’i de yurtdışında. Şu an bu kadar büyümüş durumda. Düşmana korku salan ve güçlü bir örgüt. Bunun da sırrı; topluluk temelli olmasında, topluma dayanmasında. Çağrıları ve talepleri, taban örgütlerindeki kadınların talepleri ile uyumlu. Kadınlar Gabriela’ya güveniyor. Medya bile bir şey olduğunda görüş almak için Gabriela’ya başvuruyor. 30 yıllık performansı sayesinde bir prestiji var artık. Bu şekilde bugün 250’den fazla grubu içerecek kadar büyüdü.
Gabriela’nın bugün gündeminde neler var? Ne tür çalışmalar yürütüyor?
Dediğim gibi, daha önce de daima kadınların kaygılarını, sorunlarını ilgilendiren kampanyalar ve meselelerle meşgul oldu. Şu anda yalnızca kadın meselelerine değil, genel olarak halkın sorunlarına da eğiliyor. Çünkü kadınların sorunlarını halkın sorunları ile iç içe olarak değerlendiriyor.
Şu an Filipinler’deki en yakıcı sorunlar neler peki?
Öncelikle başkanın yarattığı özellikle de kadınlara karşı insan hakları ihlalleri en yakıcı sorun. Başkanın her zaman kadınları çok hakir gören bir yaklaşımı oldu. Bu yüzden Gabriela onun uluslararası ceza mahkemesine verilmesi sürecine öncülük etti. Kadın düşmanı sözlerini de dava dosyasına dahil etti.
İnsan hakları sorunlarının ardından ekonomik sorunlar geliyor. Bunlar halkımızı gerçekten iliklerine kadar sömürüyor. Yeni bir vergi yasası var, TRAIN adlı. Bu yasa temel tüketim mallarında ve hizmetlerde fiyatları ciddi şekilde arttırdı ve sonuç olarak insanlar yoksulluğa sürüklendiler. Düşünün, en temel gıda olan pirinci aileler daha önce bir dolara alabiliyorken şimdi fiyatı 10 doların üstüne çıktı. Filipinlilerin çoğunluğu zaten yoksul ve bu TRAIN yasası ile birlikte daha da yoksullaştı. Kadınların yaşadığı ekonomik sorunların bir parçası ise sözleşmeli çalışmanın yaygınlaşması. İşçilerin düzenli bir işi olmuyor, yalnızca 5 ay çalışabiliyorlar.
Bunlar tarımsal veya mevsimlik işler mi?
Hayır, fabrika işleri. Tümü de düşük vasıflı işler. En ilginç olanı ise çoğu kadının özellikle de genç olanların –14 yaşa kadar genç– ev işçiliği yapması. Bunun sayısı artıyor. Düşünün, tüm o genç kadınlar hatta genel olarak tüm kadınlar potansiyellerini gerçekleştiremiyorlar. Çünkü onlara sunulan düşük vasıflı ve düşük ücretli işler nedeniyle okuyamıyorlar. 10 çiftçiden 7’sinin topraksız olduğu ortamda topraksız köylü kadınlarımızın durumu da ortada. Bunlar Gabriela’nın şu an odaklandığı temel kampanya gündemleri. Aynı zamanda bir de kadınlara yönelik şiddet meselesi var. Tecavüz, cinsel taciz ve ev içi şiddet çok yaygın. Tecavüz kurbanlarının yüzde 75’i çocuklar veya gençler. Her 53 dakikada bir, bir kadın veya çocuk cinsel istismara maruz bırakılıyor. Gabriela bu şiddete ve cinsel tacize karşı da kampanyalar yürütüyor.
Aynı zamanda anne ve çocuk sağlığı da önemli bir gündem. Çünkü özelleştirme politikaları yüzünden sağlık hizmetlerinde kalite düştü ve yoksul kadınların bu hizmete erişimi daha da kısıtlandı. Ve elbette genç kadınların eğitimi meselesi. Hükümet temel eğitimin ücretsiz olduğunu söylüyor ama bu dekordan ibaret, gerçekte uygulama çok eksik.
Filipinler’deki mücadelenizde en çarpıcı deneyiminiz neydi?
Sanırım beni en çok etkileyen olaylardan en yakın tarihli olanı, birlikte örgütlenme çalışması yaptığımız genç kadınların öldürülmesiydi. Çok gençtiler, çok gayretli ve çalışkandılar. Devrimci kadınlar olarak hizmet götürmek için uzaklardaki kırsal toplulukların yanına gittiler ve geçen yıl öldürüldüler. Beni şahsen çok etkiledi, çünkü onları birebir tanıyordum, birlikte çalışmıştık. Kırsal alanda gerçekleştirilen bir askeri operasyon sırasında öldürüldüler. Çünkü o bölgede halkı örgütlemek için gerilla olarak gönüllü olmuşlardı. Bizden geçen yıl ayrıldılar ve bir yıl bile geçmeden öldürüldüler. Halk arasındaki tanıklar bedenlerindeki işkence izleri olduğunu aktardı. Anne babaları yıkıldı, çünkü ölü cansız bedenleri çıplak biçimde saygısızca yığılmıştı. Toplumumuzdaki erkeklerin maço faşist tavrı başkanımızın açıklamalarıyla yaygınlaşıyor.
Kürdistan’da Kürt kadın gerillalara yönelik tavırla aynı…
Evet. Bu insanlar, yani ordu, uluslararası insani hukuka uymuyor. Bir düşmanı yakalarsanız ona asgari saygı gösterirsiniz, onların haysiyetini çiğnemez, işkence etmezsiniz. Savaşta yaralanırsanız bunu görenin sizi kurtarması gerekir. Ordu bu gibi kurallara uymuyor.
Bu olay Uluslararası Ceza Mahkemesine gönderdiğiniz dosyada var mıydı?
Hayır, o dosyada başkanın kadın düşmanı sözleri vardı. Bu gibi açıklamalardan 30’dan fazlasını derledik. İkincisi ise ekonomik ve sosyal hak ihlallerini içeriyor. Fabrikalarda maruz bırakıldıkları ağır sömürü koşulları yüzünden sağlıklarını kaybeden kadınlar var. Gönderdiğimiz dosyada bunlar vardı. Elbette insan hakları ihlalleri de ayrıca kadın siyasi tutsaklara dair bilgiler de. Bir de yargısız infaz edilen en az 56 sivil bilgileri de var. Bunlar arasında yargısız infaz edilen Gabriela üyeleri de var.
Türkiye’de darbe girişimi sonrası artan baskı ortamından haberiniz vardır. Bu konuda görüşlerinizi paylaşır mısınız?
Biliyor musunuz? O darbe gecesi basına yansıyan yerlerde bulunmuştum. Taksim Meydanı’nda bulunmuştum mesela. Türkiye ve Kürdistan’da olanların dünyanın diğer yerlerinde, özellikle de Asya’da olan bitene benzediğini düşünüyorum. Hükümetlerin tehditleri, muhalefete ve muhaliflere yönelik tutum… Bunun en önemli sebebinin ekonomik olduğunu düşünüyorum, çünkü Türkiye Kürdistan’ı doğal kaynaklar bakımından çok zengin, Filipinler’e benzer bu konuda. Bu sömürgeci ülkeler bunu kontrol etmek istiyorlar. Özellikle de şimdi küresel krizden sonra gelişmiş ülkeler bizim kaynaklarımızı kendilerine kanalize etmek istiyorlar. Bu yüzden bu ülkelerdeki baskıcı rejimlerle uzlaşıyorlar. Filipinler ABD ile askeri anlaşmalar yaptı. 1992’de ABD askeri üssünü kaldırabilmiştik ama şimdi eskisinden daha beter askeri anlaşmalar yapıldı. Şimdi her yerde ABD askerleri görebilirsiniz. Üstelik bu Trump’la da başlamış değil. Obama zamanında yapıldı bu anlaşmalar. Akino ile Obama arasında. Ve Akino’nun ilk başta emperyalistlerden nefret ediyormuş gibi yapmış olması da ayrıca üzücü. İlk günlerinde çok ilerici gibi göründü. Şimdi Trump’ı sevdiğini söylüyor. İyi dostlar çünkü aynı askeri yaklaşımı benimsiyorlar. Dolayısıyla şu anda ABD askerleri serbestçe ülkede bulunuyorlar ve tatbikat yapabiliyorlar. Filipinler hükümeti yaptığı anlaşmalarla ABD askeri varlığını meşrulaştırdı.
Bu konferans konusunda düşünceleriniz neler?
Çok etkilendim buradaki enternasyonalist ortamdan. Tüm dilleri anlamasam bile tüm konuşmalar öyle güç vericiydi ki. Enternasyonal dayanışmanın gerçekliği bu işte. Organize edenleri tebrik ediyorum. Kürtlerin düzenlediği ilk uluslararası kadın konferansı olarak gerçekten çok başarılı.
Kürtlerle ve mücadeleleriyle ilk temasınız bu muydu?
Hayır. Gabriela, Filipinler’de üç yıl önce yapılan uluslararası konferansımıza bazı Kürtleri davet etmişti ve ilk kez orada temasımız oldu. Kürt kadınlarının, özellikle katledilen o aktivistlerin (Sakine Cansız) öykülerini anlattılar ve deneyimlerini paylaştılar.
Bu enternasyonal dayanışmanın Kürtlerle ve özgürlük, kurtuluş, sosyal adalet ve demokrasi mücadelesi veren tüm diğer ezilen uluslarla ittifakın devam etmesini diliyorum. Filipinler de bu uluslardan biri. Çünkü hepimiz bu beyaz emperyalistler tarafından eziliyoruz ve sömürgeleştiriliyoruz ve bu sömürgeci kapitalizmi, emperyalizmi ve beyaz üstünlükçülüğü yeneceğiz. Gerçek demokrasiyi, sosyal adaleti ve eşitliği getireceğiz.
Çok çeşitli kültürlerden büyük bir kalabalıkla bir arada olmak benim için çok verimli oldu. Bu bağların kalıcılaşmasını, bu konferans sırasında örülen kız kardeşlik bağlarının devam etmesini diliyorum. Bu konferanslar devam etmeli. Kaynaklarımızı, deneyimlerimizi paylaştığımız bir portala da sahip olmalı. Örneğin Kürdistan’da veya Filipinler’de bir başka ihlal daha yaşandığında dayanışma mesajlarımızı yayınlayabilmeli, hükümetlere baskı uygulayabilmeliyiz. Elimizden gelenin asgarisi bunlar olmalı.