Türkiye ve Kürdistan'da siyasal durum köklü değişmiştir. AKP hükümetinin 7 Haziran sonrası yaptığı siyasi darbeye ikinci 12 Eylül denilmiştir. Şimdi ikinci 12 Eylül harekatı yürütülmektedir. İkinci 12 Eylül harekatı kendi anayasasını da yapmaya hazırlanmaktadır.
Türkiye'de artık hiçbir söylem, tutum ve eylem bu yeni dönemi karşılamaya yetmemektedir. Bu durum özellikle demokrasi güçleri ve Kürt halkının özgürlük mücadelesi için geçerlidir. AKP hükümeti bir siyasi darbe yapmış, ağır bir saldırı yürütmektedir. Bu saldırıları artık önceki siyaset tarzı, söylem, tutum ve eylemlerle karşılamak ve geriletmek mümkün değildir. Ancak AKP'nin yarattığı yeni durum kavranmadığında, eski söylem, tutum ve eylem biçimleriyle sürecin karşılanacağı sanılmaktadır. AKP iktidarı kendini yeni biçimde konumlandırmış ama demokrasi güçleri hala eski pozisyonda mücadele etmeye ve var olmaya çalışmaktadırlar. Açık söylemek gerekirse bir gaflet yaşanmaktadır.
Son birkaç ay göstermiştir ki, en büyük gaflet, içinden geçilen durumun kavranılmamasıdır. Siyaset, her şeyden önce içinde yaşanılan durumun kavranılması ve iyi analiz edilmesidir. Eskiden buna somut koşulların somut tahlili denirmiş. İlk yapılması gereken budur. Teşhis olmadan tedavi olmaz. Ağır bir hastalık herhalde aspirinle tedavi edilemez.
Şimdi kim durumun 7 Haziran’dan önceki durum olduğunu söyleyebilir? Son üç yıl AKP ile Kürt Özgürlük Hareketi açısından yoğun bir siyasal mücadele içinde geçmiştir. Kürt Halk Önderi bu süreci demokratikleşme doğrultusunda evriltmek istemiştir. AKP ve müttefikleri ise Kürt Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçleriyle savaş doğrultusunda yeni bir yola girmişlerdir. Yol ayırımı savaş doğrultusunda olmuştur. Demokrasi güçleri ortak ve etkili mücadeleyle bu savaşı önleyebilirlerdi ama önleyemediler. Nasıl ki birinci 12 Eylül öncesi bunu yapamadılarsa, ikinci 12 Eylül karşısında da bunu yapamadılar. Bu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak şu bir gerçektir; Türkiye'de durum değişmiştir. AKP de 12 Eylül gibi yeni bir Türkiye yaratma yolundadır. Yani 2023’e iktidarcı İslam hegemonyasında yeni bir Türkiye yaratarak ulaşmak istemektedir. Ancak demokrasi güçleri bu yeni durumu görüp değerlendirmedikleri için eski tür çabalarla kendilerini oyalamaktadırlar. AKP de bu fırsattan yararlanıp adım adım kendi planını pratikleştirip projesini gerçekleştirme yolunda ilerlemektedir. Buna gaflet denmez de ne denir?
Yeni dönemin eylem tarzı gerekli
Türkiye ve Bakurê Kurdistan'daki Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin kadroları ve demokratik siyasal alan ve birçok kurum da AKP'nin siyasi darbesi ve hamlesi karşısında gaflet yaşamaktadırlar. Bunun artık adını böyle koymak gerekir. Belki son zamanlarda bu gaflet uykusundan uyanma vardır ama eskiye o kadar takınılmış ki, eski alışkanlıklarla o kadar uyuşturulmuştur ki, yeni duruma adapte olmakta zorlanılmaktadır. Yeni durumun söylemi, tutumu ve eylemi ortaya çıkmamaktadır. Eski ile yeni arasında gidilip gelinmektedir. Subjektivizm, hayalcilik, kendine görelik bir türlü aşılamamaktadır. Sanki siyasal durum ve dünyayı kendilerinin niyeti belirlermiş gibi bir yaklaşım görülmektedir. Halbuki siyasal durum ve tüm toplumsal yaşam zihniyet ve eylemlerle oluşturulur ve yapılandırılır. Kişi ve toplumsal kesimler ne kadar içindelerse bunlara o kadar kendi zihniyetleri doğrultusunda yön verebilirler. Kürt Halk Önderi tüm toplumsal gerçeklikler insan tarafından inşa edilmiş gerçekliklerdir diyerek bu gerçeği ifade etmiştir.
Şimdi AKP 7 Haziran sonrası yaptığı siyasi darbeyle yeni bir siyasal ve sosyal sistem şekillendirmek istemektedir. Sorun, bunun karşısında nasıl yer alınacağı sorunudur. Ya boyun eğilerek bu sistemin anafor içine girilecek ya da karşı çıkılacaktır. Karşı çıkma da onun kullandığı yöntemleri ve araçları boşa çıkaracak düzeyde olmalıdır. Yoksa biz karşıyız demek kendini aldatmaktır; ya da toplumu ve kendini kandıran demagoji içinde olmaktır.
Gerçek devrimci duruş sergilenmeli
AKP, demokrasi güçlerini ve Kürt Özgürlük Hareketi'ni ezme saldırısı başlatmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi bunu görmüş ve buna karşı aktif bir mücadele içine girmiştir. AKP'nin hedeflerini boşa çıkarma mücadelesi yürütülmektedir. Kürt halkı da öz yönetimleri ilan edip direnişe geçerek kültürel soykırımcı hegemonik otoriter sisteme karşı alternatifini ortaya koymuştur. Hegemonik, otoriter ve faşist bir sistemin kuruluşuna karşı demokratik bir sistem mücadelesi içine girmişlerdir. Eksiklikleri ve yetersizlikleri olabilir ama tutumları doğrudur, zamanında ve yerinde ortaya konulmuştur. Beş aydır da büyük bir direniş vardır. Ancak Kürt demokratik hareketi, Kürt özgürlük mücadelesinin kurumları ve kadroları bu durumu anlama, kavrama ve bu mücadelenin parçası olmada geride kalmışlardır. Zamanında AKP'nin saldırı hamlesine cevap olacak bir söylem, tutum ve eylem içine girememişlerdir. Karşı devrim ile devrim güçleri arasındaki mücadelede önemli oranda sessiz kalmışlardır. AKP'nin saldırılarına karşılık verecek bir söylem, tutum ve mücadele içine girmede tereddüt yaşamışlardır. Söylem, tutum ve eylem biçimleri gerçekleşen karşı devrim saldırılarının karakterinin yeterince anlaşılmadığını ortaya koymaktadır. Belli bir kıpırdama olsa da bu durum esas olarak aşılmış değildir. Gerçek devrimci duruş içine girilmemiştir. AKP hükümeti ve ittifakları da bu durumdan yararlanmaktadırlar.
Topyekün savaşa karşı topyekün direniş
AKP iktidarı Kürt halkına karşı çok sert bir mücadele yürütmektedir. Kuşatmayla halkı aç ve susuz bırakıp teslim almak istemektedir. Şu ana kadar uçak saldırıları dışında tüm saldırı araçları devreye konulmuştur. Ancak bu saldırılara cevap olacak bir eylem ve mücadele yoktur. Dolayısıyla da AKP hükümeti tereddütsüz saldırılarını sürdürmektedir. Davutoğlu ikide bir kararlıyız derken bunu söyleten demokrasi güçlerinin, devrimci güçlerin mücadelesinin yetersiz olmasıdır. Neredeyse Donkişot’un yel değirmenine saldırması gibi düşman saldırılarını geriletmede etkisi olmayan bir eylem tarzı aşılamamaktadır. Yapılan eylemler süreklileşmemektedir. AKP tüm imkanlarını direnişi kırmak için seferber ediyor ama asıl seferber olması gerekenler bu düzeyde harekete geçmiyorlar. Şu açığa çıkmıştır ki, eğer saldırıları kıracak bir mücadele içinde değilsen kendini kandırıyorsundur. Ya da bir mücadele gücü konumundan çıkmışsın demektir. O devlettir, her şeyi yapar denilemez. Halkın gücü devletin her gücünü kırar. Kürt halkı öncülük edilir ve örgütlü kılınırsa buna hazırdır. Hazır olmayan halk değildir. Halka öncülük etmek isteyenler başka havalardır.
Hiç kimse AKP hükümetine akıl vermesin niye şöyle yapıyor, böyle yapıyor demesin! Birçok konuşma ve tutum AKP'ye akıl verme oluyor. Halbuki o saldırıya geçmiş. Buna verilecek tek cevap vardır; o da mücadeledir. AKP ile konuşarak hiçbir yere varılamaz. Biz konuşmazsak silahlar konuşur demenin hiçbir anlamı yoktur. Zaten savaşı başlatan odur. Savaşı konuşmamak için çıkarmıştır. Savaş başlatıldığı için İmralı’da görüşmeler sonlandırılmış ve ağır tecrit uygulanmıştır. Konuşarak hiç kimse bu saldırıları durduramaz. Saldırılar mücadele ile durdurulabilir. Hem de saldırının şiddetine denk kararlı ve etkili bir mücadeleyle. Bunu herkes kulaklarına küpe yapmalı, tutumunu ve eylemini buna göre ortaya koymalıdır.
Topyekün savaşa karşı topyekun direniş; kuşatmaya karşı halkın devlet ve saldırı kurumlarını kuşatmak. Erkek, kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden öldürüyorsa, o zaman direniş içinde de 7’den 70’e herkes yer almalıdır. Eylemler öyle yüzler ve binlerle değil, on binlerle olmalıdır. Her yerde devlet felç edilmelidir. Böyle yoğun ve sürekli mücadele olmalıdır. Bu dönemin saldırıları ancak böyle karşılanabilir.
Hiç kimse kendini İmralı’da görüşmeler olacak, bu çatışmalar duracak diye kandırmamalıdır. Bu tür çağrılarla oyalanıp kendini aldatmamalıdır. Sadece ve sadece mücadele ile demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü sağlanabilir. Sadece ve sadece mücadele ile Kürt Halk Önderi üzerindeki ağır tecrit kırılabilir. Bu da bugünkü AKP'ye karşı yoğun mücadele vermekle olur.
Bu AKP hegemonik iktidar olmayı hedefliyor. AKP'den bunun dışında bir şey beklemek de gaflettir. Bunun için de mücadele, mücadele, mücadele! Mücadeleden başka mevcut durumu aştıracak bir yol ve yöntem yoktur.