Devlet kendini aklamak için Dersimlileri birçok şekilde suçlar, „Askere gitmemek ve vergi ödememek için isyan ettiler.“ der. Anlamsızlığı Türkçede bile karşılık bulamıyor. Sanki meşru bir devlet idaresi varmış da ona başkaldırmışlar. Bu tümüyle safsatadır. Olaylara biraz Dersim’in „spesifik“ değerlerini, doğru ve sarsılmaz realitesi içinde değerlendirerek bakmalıyız.
„Ez Kırmanco, naca Kırmanciya, zonê mı Kırmanckiyo!“ Bu üç kimlik, bu üç denklem, Dersim’in en önemli üç ayağıdır. (İnsanın birden fazla kimliği vardır.)
Dilsel, inançsal etnik ve coğrafi kimlikleri kendi altında barındıran üst kimlik „Hardê Dewreş“in „müstakil“ değerlerini oluşturuyor. Bu değerlerin çatısını oluşturan kimlik ise Dersim’dir. Ancak Dersim’le ilgili iyi kötü, olumlu olumsuz çok fazla gerekli gereksiz doğru yanlış bilgi var. Bazı Dersimliler, hatta devrimci demokrat kimliğe sahip kişilikler bile içinde oldukları bu kaotik durumu algılayamamıştır. „Biz bunu hak ettik“ diyeni de var, „devlete başkaldırı olmaz“ diyeni de... „Mustafa Kemal hastaydı, haberi yoktu“ diyenler de hala var.
(Kemalizm kısmına küçük bir açış; kendisine devrimciyim diyen sosyalist geçinen ama Kemalizm’e içerden hayranlık bağlayan o kadar âşık var ki; Dersim’in masum halkına başka bir dille aşılanmış bu hastalığı kurutmak yerine saldıranlar kendiyle de hesaplaşsınlar. En net ilişkisini kesmiş devrimci İbrahim Kaypakkaya’dır.)
Dikkat! Her Dersimli’ye soruyu iki dilde sorun. Cevabı sizi iki defa şok edecektir. Diğer türlü askıda kalır ve hep yanılgıda yürürsünüz. Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye ile bütün imparatorluk süresi boyunca çarpışmıştır. Safevi devletini, Şahismaili yenen bu zalimler hırslanarak defalarca Dersim’e saldırdılar. Sevkan yiğitlerden ve hırçın dağlardan içeri sokmayan bu sarsılmaz gücü sağlamış değerler ve direnç bütünlüğüdür. İkrardır, kivredir ve hevaldir sadakati yaratan.
Sonradan öğrendikleri dilde onlara farklı öğretilmişti. Anlamı başkaydı.
Kırmonckî pers 1: Tu kama? (Sen kimsin?)
Cuab (Cevap) 1: Ez Kirmanco (ben Kirmancim)
Türkçe Soru 2: Sen kimsin?
Cevap 2: Ben Aleviyim!
Kırmonckî pers 3: Mıstafa Kemal kamo? (Mustafa Kemal kimdir?)
Cuab 3: Yi zalim cisnê ma qirkerd mara az neverda. (O zalim cismimizi kırdı bizden dal bırakmadı.)
Türkçe soru 4: Mustafa Kemal kimdir?
Cevap 4: Mustafa Kemal Alevi’dir, Dersim Kırımı’nda hastaymış haberi yokmuş.
Her iki soru ve cevapta çelişkiyi fark etmek için dahi olmaya gerek yok. Dersimlilere Türkçe „Sen kimsin, sorusuna cevaben öne çıkardıkları kimliği Aleviliğidir. Zira Osmanlı onları sürekli Alevi kimliği üzerinden vurmuştur. „Mum yakıyorlar, kuyrukları vardır, Cemlerde kim kimle oluyor belli değil“ gibi aşağılık iftiralar atmışlardır. Devleti-i Aliyye Dersim’de yaşayan çok belirgin Aleviliği, İslami imparatorluğa „zül“ adlediyordu. Dersim çıbandı onlar için. Yaptıkları seferden zafere çıkamayınca Dersimlilere en büyük oyunu Mustafa Kemal’in „Alev-i Bektaşi“ olduğu safsatasını yayarak yapmaya başladılar. „Vanê Anqaradê ju chawis esto elevîyo“ (diyorlar, Ankara’da bir çavuş var Alevi’dir). Kaldı ki olup olmamasının bir değeri yok. Eğer öyleyse daha vahimdir. Yezit Kerbela’da 72 kişiyi öldürdü. Dersim Soykırımının bilançosu 15 bin ile 70 bin arası mazlum insandan bahsediliyor.
Osmanlı devletini darbeleyerek türeyen Türk Devleti kurucusu Mustafa Kemal, Samsun’dan başlayarak yol üzerinde Rum Pontus halkını kırarak gelmesindeki temel amaç; Türk kimliğini tekçiliğe İslamist tavırla oturtmaktır. Osmanlı’dan çokça çeken Dersimliler I. Dünya Savaşı’nda liberal görünen bu harekete omuz verirler. Fırat Nehri kıyısında Dersimli aşiretlerle antlaşma yapan Kazım Karabekir birliklerinin komutanlarından Deli Halit Paşa, karşılığında özyönetim vaadi ile cepheye katılan aşiret liderlerine „fahri albay“ ve „general“ rütbeleri verir. Osmanlı zulmünden bıkan Dersimliler bunu ileri hareket olarak görürler. İlk büyük hatası burada oluyor ve Osmanlı’nın oyununa gelirler.
Reelde; Dersim halkı ile ilişkisi sosyal- siyasal-inançsal ve iktisadi anlamda bir muhtevaya sahip değildir. Antropolojik, biyolojik, jeolojik, psikolojik hangi açıdan bakarsanız bakın, birkaç kimliğe sahip olan bu bölge halkı Dersimlilik kimliğine sadıktır. Bunu görme erdemliliğini kendinde yaratamayan ve devletli bakan herkes Mustafa Kemal’i aklamak için kendilerini yırtıyorlar.
Osmanlılara rağmen Türk devleti soykırım sürecinde her yönüyle uzun vadeli düşünmüş olmalı ki; Dersimlileri ne Alevi ne Kürt ne Ermeni olarak tanımlamadan „beyaz donlular“ veya „şakiler“ gibi vasıfsız tanımlamışlar.
„Mustafa Kemal’in Dersim Kırımı’ndan haberi yok“ safsatası aslında Kemalistlerin kendi muktedirinin karizmasını çizmesidir düpedüz. Her şeye vakıf olan zat nasıl bundan bihaber olur? Sabiha Gökçen’in hayatını okumanıza gerek yok belgeselini izleyin yeterlidir.
4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu Kararı „gayet gizlidir“ ibaresi taşır. Bundan bihaber olacak bir cumhurbaşkanı vasıfsız demektir. 4 Mayıs 1937 Dersim Soykırımı mecliste bakanlar kurulu kararı ile resmileştirilmiştir. Üstelik 19 Mayıs 1937’de Ankara’da gençlik bayramında konuşan bir cumhurbaşkanı var.