Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) öncülüğünde Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen gazeteciler, hapishanelerde bulunan meslektaşlarının fotoğrafını taşıyan uçurtmaları uçurdu. Uçurtma eyleminden sonra bir açıklama yapan TGS Başkanı Ercan İpekçi, Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde, dünyanın en çok gazeteci hapseden ülkesi olan Türkiye'de, Avrupa'nın en büyük adliye binası önünde, tutuklu meslektaşlarının durumuna dikkat çekmek için böyle bir eylem gerçekleştirdiklerini dile getirdi. İpekçi, şöyle konuştu: "Meslektaşlarımız herhangi bir adli suçtan dolayı değil, mesleklerini yaptıkları için yargılanıyorlar. Yaptıkları haberler, röportajlar 'terörist faaliyet' olarak değerlendiriliyor. TMK'nın kaldırılmasını istiyoruz. Medyanın özgürlüğü, toplumun özgürlüğünün önünü açacak. Özgür basın varsa ancak özgür toplum olur. Bu utanç, bu durumu yaratanlara aittir. Bizi yargılayan kanunları tanımıyoruz, bizi yargılayanları tanımıyoruz."


'İfade özgürlüğünün tam zamanı'

Uluslararası Af Örgütü (AI), Türkiye Şubesi ise Galatasaray Lisesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. "İfade özgürlüğü şimdi" pankartı açan Af Örgütü üyeleri, dövizlerle, "Ne çektin be Türkiye" yazısı yazarak, ağızlarını Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin yazılı olduğu bantlarla kapattı. Af Örgütü adına açıklama yapan Umur Dağlı, Türkiye'de basın özgürlüğü ile ifade özgürlüğünün ciddi bir şekilde kısıtlandığına dikkat çekerek, "Gazeteciler sadece mesleklerini icra ettikleri için kovuşturmaya uğruyor ve hapis cezası alıyor. Birçok gazeteci, yasalar yoluyla adeta taciz edercesine aynı anda birçok davadan yargılanıyor. Birçoğu uzun yargılanma süreleri boyunca cezaevinde tutuluyor" dedi.
AI'nin Mart ayında "İfade özgürlüğünün tam zamanı" adlı bir rapor yayınlayarak, Türkiye'de ifade özgürlüğü hakkını ve bu hakkın önünde engel teşkil eden 10 yasa maddesini mercek altına aldığını belirten Dağlı, raporda bu yasa maddelerinin insan hakları savunucuları, avukatlar ve siyasi aktivistlerle birlikte birçok gazeteciyi de kovuşturmak için kullanıldığını ortaya koyduğunu ifade etti. TCK'de yer alan ve ifade özgürlüğüne engel olan maddelere de değinen Dağlı, "Hükümeti, Anayasa'nın hali hazırda birçok kısıtlama içeren 26. maddesini, ifade özgürlüğü hakkını korumasını, uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilerek güvence altına alacak şekilde değiştirmeye çağırıyoruz" diye konuştu.

Basın örgütleri kınadı

Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC), 3 Mayıs vesilesiyle yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “20 yıl önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen ve o günden bugüne çeşitli eylem ve etkinliklerle kutlanan bu günü ne yazık ki arkadaşlarımız cezaevlerinde karşılıyor” denildi. Freedom House’ın 2013 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu dikkat çekilen açıklamada, “Rapora göre; Türkiye, geçen yıl 55 puanla 117'nci sırada iken, bu yıl 56 puanla 120'inci sıraya inerek Kongo, Fiji, Liberya, Makedonya ve Seyşeller ile aynı düzeye düştü” hatırlatması yapıldı. Özgür Gazeteciler Cemiyeti açıklaması şöyle sona erdi: ”Tüm tutsak gazeteciler ve basın emekçilerinin Dünya Basın Özgürlüğü Gününü kutluyor ve başta Türkiye olmak üzere tüm dünyada halkın vicdanı olan gazetecilerin tutsaklıklarına son verilmesi çağrımızı yineliyoruz.”

TGDP: 67 gazeteci tutuklu

Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP) tarafından yapılan açıklamada ise "Ne hazindir ki Türkiye, tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısı bakımından dünya birinciliğini sürdürüyor" denildi. Türk cezaevlerinde 67 gazetecinin bulunduğunu belirten TGDP, "İçerdeki tutuklu gazeteciler gerçeği, dışardaki gazeteciler üzerindeki baskılar, otosansür gibi uygulamaların doğrudan sorumlusu AKP iktidarıdır" diye kaydetti. TGDP, "Türkiye'de basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü alanında bir ilerleme sağlamanın yolu, toplumsal muhalefet güçlerinin Toplumla Mücadele Yasası adını verdiği Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) ve Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nin kaldırılmasından geçiyor" dedi.

HABER MERKEZİ




BDP: Yüzde 30'u Türkiye'de

BDP, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, "Demokratik çözüm sürecinde artık düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve gazeteciler düşüncelerinden ötürü tutuklanmamalı, yargılanmamalıdır. Tutsak basın emekçileri bir an önce serbest bırakılmalıdır" dedi.
BDP, Türkiye'nin Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne, cezaevlerinde yüzlerce gazeteci-yazar, sicilinde binlerce basın özgürlüğü karşıtı lekeyle girdiğini belirtti. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün 2013 yılı raporunu hatırlatan BDP, "Türkiye 2012 yılından daha da geriye düşmüş, 2013 yılında basın emekçilerine yönelik baskıları azaltacağına arttırmıştır. Öyle ki, iç savaş geçiren istikrarsızlık içindeki Afganistan bile basın özgürlüğünde Türkiye'den ileride görünmektedir" dedi.
"Demokratik olmayan ülkelerde yaşanan en büyük katliamlardan birisi basın emekçilerine yönelik katliamlardır" denilen açıklamada, dünyada tutsak olan gazetecilerin yüzde 30'unun Türkiye cezaevlerinde olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, iktidarın "Onlar gazeteci değil terörist" şeklindeki suçlaması da hatırlatılarak, şöyle denildi: "Basın emekçilerinin özgür olmadığı bir ortamda basın özgürlüğünden söz edilemez. Unutulmamalıdır ki demokratik toplum, demokratik yaşam ve demokratik ülke emekleri sömürülmeyen özgür basın emekçilerinin varlığıyla mümkündür. Bir yandan sansür, gözaltı ve tutuklamalar, diğer yandan ise özlük ve ekonomik hakların gasp edilmesi, gazetecilik yapma koşullarının her geçen gün daha da ağırlaşması, Türkiye'de gazetecilerin sürekli maruz kaldığı uygulamalar haline gelmektedir. Demokratik çözüm sürecinde artık düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalı ve gazeteciler düşüncelerinden ötürü tutuklanmamalı, yargılanmamalıdır. Tutsak basın emekçileri bir an önce serbest bırakılmalıdır. İfade özgürlüğü başta olmak üzere haber alma ve yayma özgürlüğü yasal düzenlemelerle güvenceye alınmalıdır."