Yıllardır devlet politikası olan acil kamulaştırma kararı, OHAL ve KHK’lerle yağmaya dönüşürken, 22 Ekim’de Resmi Gazete’de çıkan bir kararla acil olarak kamulaştırılan yerlerden biri de yıllardır muhalif kimliği ile bilinen Gazi Mahallesi’nin bazı bölgeleri.

Mahalle halkı ve muhtarı, kararı ve olası sonuçlarını ETHA’ya değerlendirdi.

Mahallede yaşayan Serhat Bulgurcu, 1995 yılından beri mahallenin muhalif olarak bilindiğini söyledi, özellikle Suruç katliamından sonra çok yoğun bir baskı olduğunu vurguladı. Mahalledeki yıkımın devrimcilere ait olan çay bahçeleri ve taksi duraklarının özel harekat polisleri eşliğinde yıkılmasıyla başladığını belirten Bulgurcu, “Bu yapılacak olan büyük rant operasyonun hazırlığıydı. Hasan Ferit Gedik Uyuşturucu ile Mücadele Merkezi’nin devrimcilerden alınıp karakol yapılmak istenmesinin de hiç tesadüf olmadığını gördük. Bugün yapmak istedikleri yol, oradan geçiyor” dedi.

Devletin bu şiddetinin tesadüf olmadığına dikkat çeken Bulgurcu, yıkım yapacakları zaman olası bir direnişin önünü kesmek istediklerini kaydetti. Herhangi politik bir eylemde mahalleye ulaşım araçlarının girmediğine dikkat çeken Bulgurcu, “Halka bunun suçlusu olarak devrimcileri gösteriyorlardı fakat şu an halk devrimcilerle birlikte olmazsa Gazi Mahallesi yok olacak” diye konuştu.

Evleri yıkılacaklar bile habersiz

Zübeyda Hanım Mahallesi’nde zemin etüdü çalışmalarının başladığını kaydeden Bulgurcu, “Evleri yıkılacak insanlara bile bir bilgi verilmemiş. İnsanlar çalışmalar başladığı zaman evlerinin yıkılacağını öğreniyor. OHAL’i de bahane ederek insanları evlerinden çıkaracaklar. Kürdistan’da yapmaya çalıştıkları gibi evleri dümdüz ederek Gazi Mahallesi ruhunu da yok etmek istiyorlar” dedi.

Uzun vadeli planın sonucu


Gazi Mahallesi Muhtarı Nevzat Altun ise kendilerine bile herhangi bir proje hakkında bilgi verilmediğine dikkat çekti. Devletin geçmişte de 3. köprüyü bahane ederek Gazi Barajı’nın çevresindeki gecekonduları ve binaları yıkmak istediğini hatırlatan Altun, mahalle halkının direnişi sonucu devletin tünel projesine geçiş yaptığını dile getirdi. Altun, “Geçmişteki projenin akıbeti hakkında Karayolları Genel Müdürlüğü’ne başvurduk, fakat hala resmi bir yanıt alamadık. Bekliyoruz” diye açıkladı.

Yeni yıkım projesi hakkında kendilerinin de duyum ve basında yer alan haberlerden bilgi sahibi olduklarını anlatan Altun, şunları söyledi: “Yeni proje anladığımız kadarıyla Alibeyköy Deresi’nden başlayarak, Gazi girişinde bulunan iş merkezinden geçerek Gazi Parkı’na; Kıbrıs Caddesi’ne oradan da Tuz Deposu’na kadar uzanacak. Bu rant planında yaklaşık 100 bina yıkılacak. Orada alış-veriş merkezi inşaatına tekrardan başlamaları bu dönüşümün boyutunu gösteriyor. Ayrıca TOKİ’leri de yaygınlaştırmaları uzun vadeli bir plan olduğunun işareti.”

Muhalefet alanı sınırlanmış

Gazi Mahallesi’nde oturan Özlem Çetin, devletin ev sahiplerine “Al sana şu kadar para, evini bize ver” diyeceğini belirterek, şunlara dikkat çekti: “İnsanlar çok kötü koşullarda yaşıyor. Belki de devletin teklifini bazı aileler kabul etmek zorunda kalacak. Bu proje karşısında bir muhalefet oluşturmak gerekiyor. Ancak devlet oluşabilecek herhangi bir muhalefetin alanını çok sınırlamış durumda. Çok daha yasal meşru olan durumlarda bile hakkımızı aramayacak durumdayız, devlet tüm alanları yok etti. Acele kamulaştırma olmasaydı bile özel sektör o alanları ele geçirmeye çalışacaktı.” 

Cemevi de yıkılmak isteniyor


Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş ise proje kapsamında cemevinin de yıkılmak istendiğini belirtti. Karataş şunları söyledi: “Cami olsun cemevi olsun, herhangi bir inanç merkezinin yıkılmasına karşı tepki gösterirdik. Halkların inanç merkezi olan bir yerin, halklar tarafından kutsal kabul edilen bir yerin yıkıma açılması asla kabul edilemez. Bu aslında devletin yıllardır cemevlerini bir ibadethane olarak görmemesinin başka bir yansımadır.”


HAVVA ÇAVUŞTAN / ULAŞ ÖMER SEZGİN / ETHA / İSTANBUL