Popoff üzerinde altı yıl çalıştığı kitabında kaynak olarak Moskova'daki Tolstoy Devlet Müzesi'nden yararlandığını belirterek, müzenin mütevelli heyetinin Sofiya Tolstoy'un yayınlanmamış mektup, anı ve yazılarına ulaşmasını sağladığını belirtti. Sofiya'nın yayınlanmamış öz yaşam öyküsünden, gerek kamusal gerek özel birçok kaynaktan yararlanan Popoff, Tolstoy'un ailesine ilişkin yerleşik anlayışı yıkarak gerçeği gün yüzüne çıkarıyor. Lev Tolstoy'un fırtınalı yaşamının arka planında mücadeleci bir kadının varlığının uzun yıllar hissedilmemesinin nedenlerini güçlü bir şekilde inceleyen kitapta, büyük yazın ustası Lev Tolstoy'un muazzam ve hak edilmiş şöhretinin gölgesinde yaşayıp ölen Sofiya Tolstoy'un hayatı ve eşinin mirasına yaptığı büyük katkının yirminci yüzyılın sonuna kadar bilinmediğine vurgu yapılıyor.


Gerçek bambaşka
1828-1910 tarihleri arasında yaşayan Tolstoy'un Savaş ve Barış, Anna Karanina, Diriliş gibi tarihi klasikleri başta olmak üzere en önemli yapıtlarını defalarca yazıp düzelten, onun editörü, arşiv sorumlusu hatta yayıncısı olan Sofiya Tolstoy'a yirminci yüzyılın sonlarına kadar konan ambargonun nedenlerinin ele alındığı kitapta, 1862'de 34 yaşında, 16 yaşında olan Sofiya Behrs ile evlenen Tolstoy'un buhranları ve tutarsızlıklarından Sofiya'nın sorumlu tutulmasının bunun en temel nedeni olduğu belirtiliyor. İddia edildiğinin aksine gerçeğin bambaşka olduğunu gözler önüne seren Popoff, beşi yaşamını yitiren on iki çocuğa bakma yükümlülüğü olan genç bir kadının, Tolstoy'un kitaplarını bıkmadan usanmadan defalarca redekte ettiğini, Tolstoy'un buhranlarıyla uğraştığını, mektup ve yazılarıyla ona nasıl güç verdiğini Sofiya ve Tolstoy'un mektup, anı ve yazılardan alıntılarla ele alıyor. Sürekli moral bir çöküntü yaşayan Tolstoy'un fırtınalı yaşamının içinde hem ailesine bakan, hem kitapların basımını gerçekleştiren hem de Rus köylüsünün yoksul perişan durumuna üzüldüğü için bütün mallarını defalarca bağışlayan ve zaman zaman dini bir yaşamın içine dalan Tolstoy'un buhranlarına rağmen onun yanında durmayı başaran Sofiya'nın iç dünyasını tamamen Tolstoy'un dehasına bağlılığı ve sevgisi olması dikkat çekiyor.

Gecikmiş bir adalet borcu

Sofiya, Tolstoy en son 82 yaşındayken, evini terk ettiği zaman hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürreden yaşamını yitirdiğinde uğradığı haksızlıktan ziyade onu görememenin ruhsal bunalımını aylarca yaşıyor. Terk edilmesine rağmen Tolstoy'u sevmekten asla vazgeçmeyen Sofiya'nın günlüğündeki notlar onun herşeyden önce Tolstoy'un dehasına inandığını anlatıyor. Ölümünden sonra Tolstoy'un izleyicileri tarafından Tolstoy'un tutarsızlıklarının nedeni olarak görülen Sofiya Tolstoy'a gecikmiş bir adalet borcu olarak nitelenebilecek biyografide, özverili ve emek yüklü bir kadının Tolstoy gibi bir dehaya adanmış ömrü anlatılıyor.


NAGİHAN AKARSEL/DİHA/ANKARA