HDP  Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, AKP hükümetinin Kürdistan’da yürüttüğü topyekün savaş konseptine bağlı olarak Türkiye kentlerinde startını verdiği etnik temizlik girişimine ilişkin HDP Amed İl binasında dün basın toplantısı düzenledi. Bu savaşın başlamasında ve büyümesinde operasyon ve eylemlerin başlaması kararlarında sorumlulukları olmadığını kaydeden Demirtaş, “HDP’nin bu süreçte zerre sorumluluğu yok, bunun sorumlusu Cumhurbaşkanı ve başbakan ikilisindedir” dedi. 


7 Haziran öncesi de alçaktınız

7 Haziran seçimlerine gelene kadar bütün barış söylemelerine rağmen henüz ateşkes devam ediyorken, partilerine saldırılar olduğunu anımsatan Demirtaş, şunları söyledi: “Terör bahanesiyle bunları yapıyoruz diyenler, biz sizin alçaklıklarınızı 7 Haziran öncesinde de gördük. Bizim dışımızda ölen yoktu. Parti binaları yıkılan ve yakılan bizdik. Bunlara rağmen barış ve sağduyu mesajları veren bizdik. AKP kararıyla Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin dağlarda çıkardıkları savaşı ve şehirlere gönderdiği cenazeleri oya çevirmeyince iç savaş başlattı. Ve kendine Türk milliyetçisiyim diyenler bunlara tetikçilik yapıyor. Kürt adına ne varsa Kürt’e benzeyen ne varsa her şeyi yakıp yıkma ve ülkede toplumun muhalif kesimlerine diz çöktürme operasyonları gerçekleştiriliyor. Bunlar MİT ve AKP ile örgütlenmişlerdir. Bunlar resmi olarak görevlendirilmiş çetelerdir.”


AKP darbe ile iktidara el koydu

Ülke genelinde 400 saldırının düzenlendiğini hatırlatan Demirtaş, şöyle devam etti: “Hedef olarak belirlenmiş olarak ne varsa parti binalarımız ve Genel Merkezimiz dahil olmak üzere devlet eliyle linç kampanyası var. Bize 400 vekil vermezseniz sizin burnunuzdan getiririz, diyor. Şu anda bir darbe ile devlete el koymuşlar. Devletin imkanlarını kullanarak bunları yapabilirler. Şu parti binalarını yakıp yıkanlar, insanları linç edenler, otobüslere saldıranlar işlediğiniz suçlar 20 yıllık zaman aşımına tabidir. Bugün olmaz yarın illa hesabını vereceksiniz. Hepinizin görüntüleri var ve yargı önüne çıkacaksınız.” 


Bu işte bir terslik olmalı

Erdoğan ve Davutoğlu’nun HDP’yi hedef gösterdiğini, AKP medyasının da Dağlıca emrini kendisinin verdiğini yazdığını anımsatan Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Askerleri oraya kim gönderdi, savaşı kim başlattı? Sorsunlar. Cenazelerde ağlamaklı konuşan ülkenin düşmüş başbakanı, cenazelerin geldiği bir anda Konya’da gol coşkusuyla sevinç yaşıyordu. O saatlerde Dağlıca’dan haberi de vardı. Sonra HDP’yi suçlayıp kendini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Bu ülkede Saray uğruna çocukları savaşa gönderen siz, ne hikmetse binaları yakılan üyeleri katledilen biziz. Bu işte bir terslik olmalı.”


Türkiye toplumuna seslendi

Türkiye toplumuna seslenen Demirtaş, kardeşliği göstermenin günü olduğunu söyledi. HDP’nin Türkiye için bir şans olduğunun altını çizen Demirtaş, “Sesinizi bugün çıkarın. Dostlar düğünden çok taziyede belli olur. Merkezimiz ortak geleceğimizdir. Yakmaya devam ederseniz birlikte yaşama duygularını bitireceksiniz. Kardeşlik duygularını da yakacaksınız. Suriye’ye bakın ve utanın” dedi.


Sadece arşiv odası yakıldı

Her yerde Emniyet birimlerinin desteğiyle saldırılar yapıldığına işaret eden Demirtaş, Genel Merkez’e de polis eşliğinde saldırıldığını ifade etti. Demirtaş, “60 odalı merkezde sadece arşiv odamız yakıldı. Yüzlerce yöneticimizin uyarılarına rağmen, tedbir alınmadı. En son kendim aradım Ankara Valisi’ni, anladım ki kendisi işin içinde” şeklinde konuştu. 


Kendinizi savunun

Demirtaş, Kürt halkına da şu çağrıda bulundu: “Biri sizi linç etmek için geliyorsa, evinizi, işyerinizi yakmak istiyorsa kendinizi savunun. Size saldırmaya gelenleri anasından doğduğuna pişman etme hakkınız vardır. Yasalara uygun olarak herkesin meşru müdafaa hakkı vardır. Korkmak yok kitabımızda. Halkımız emin olsun ki bu ölümleri durdurup barışı getireceğiz. Bedeller büyük acılar büyük farkındayız.” 


Hükümet hüngür hüngür ağlayacaktı

Cizre’de sokağa çıkma yasağının ilan edildiği günden beri onlarca insanın katledildiğini, cenazelerin kaldırılması için bir saat bile fırsat verilmediğini belirten Demirtaş, Cizre halkının  faşizme karşı direndiğini vurguladı. Demirtaş, şöyle anlattı: “Madem HDP’ye oy verdiniz, çıkın dışarı çıkanı vururuz. Cenazeler defnedilemiyor. Defin yasak. Mezarlığa ölüsünü götürmek yasak. Ekmek, su ve elektrik yok. Küçük bebeklerin susuzluktan çatlayacağı noktaya geldi. İsrail Filistin’e ne yapıyor diye açıklama yapsaydım, sulu gözlü hükümet hüngür hüngür ağlayacaktı. Buna göz yumamayız. Bir tek talebimiz var yasak kaldırılsın. Biz durumun normale dönesi için oraya gidiyoruz. Bu yasağın bir an önce kalkması gerekir.”


AKP ateşle oynuyor

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ da saldırıya uğrayan Genel Merkez binasına gelerek açıklamalarda bulundu.

“Bizim tarihimizde teslimiyet yoktur. Bizler tırnağına taş değmeyenler gibi siyaset yapanlardan değiliz” diyen Yüksekdağ, Saray’dan ve AKP merkezinde insanların ölüme gönderildiğini ve gönderenlerin bundan bir zararı, kaybı olmadığını söyledi. Yüksekdağ, “Ayakkabı kutularında sakladıkları paralar ve görkemli yaşamları var. Şatafatlı, lüks ve görkemli Sarayları, kabarık suç dosyaları var. Ayrıcalıklı bir hayatları var. Şu an bu savaşın sebebi olan siyasi iktidar bunlara sahip. Bunun karşısında yaşamları ve geleceklerinden başka bir şeyleri olmayan insanlar ölüme ve öldürmeye gönderiliyor. Türkiye son yıllarda yaşanan bu tablo böyle bir ibret içeriyor” diye konuştu. 


400 vekili de alamayacaksınız

“400 vekil mi istiyorlar? Alamayacaklar. Bu zülüm iktidarını, bu savaşı sürdürmek mi istiyorlar? Sürdüremeyecekler” diyen Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Çünkü bizler bu ülkede barışı büyütmek için mücadele yürütüyoruz. Esas korkuları budur. Tarihte ilk defa Türkiye halklarının demokratik bir düzende eşitlik hukuku içinde birlikte yaşamasının şartları oluştu.” 

HDP binalarını yakanların aynı zamanda 6 milyondan fazla insanın oyunu ve iradesini hedeflediğini vurgulayan Yüksekdağ, “Parti binalarını yakabilirsiniz ancak 6 milyon insanın iradesini yakacak ateş daha icat edilemedi, edilemez. Yakarak, yıkarak kendi iktidarlarını kurtaramayacaklar” şeklinde konuştu. 


İç savaşın taşlarını düşüyor

Yüksekdağ, şunları söyledi: “Hükümet ateşle oynuyor. Bir Kürt-Türk çatışmasının, iç savaşın taşlarını döşüyor. Bunun sorumlusu siyasi iktidardır. Bütün demokratik kamuoyu bunu durdurmalıdır.” 


 AMED