Gençler her toplumun umudu, geleceği ve moral kaynağıdır. Tüm toplumlar gelecekleri için gençleri yaşamın kaynağı olarak görür ve gençlerine, çocuklarına ona göre yatırım yaparlar. Aslında onlar geçmişle, gelecek arasındaki bağ gibidir. Bu bağ ne kadar güçlü korunur ve geliştirilirse toplumların gelecekleri de o denli sağlam olur. Toplumlarda aslında gençleriyle genç kalırlar. Heyecanın, coşkunun ve sıcakkanlılığın temsili olan gençlerin yaşama hazırlanması ise sadece anne, babanın görevi değildir. Topluma ait olan çocukların yaşama hazırlanmasında tüm toplum sorumludur. Onların eğitiminden tutalım, özgür iradelerinin geliştirilmesine, ahlaki ve politik olan toplum değerlerine bağlı olarak büyütülmesine, kendi dilinde yaşama hazırlanmasına kadar yaşamın en ayrıntılı tüm alanlarda toplumun gençleriyle kuyumcu titizliğinde ilgilenmeleri gerekir.

 Gençler her ne kadar yeniliğin, yeni neslin temsilcisi olsa da yaşam tecrübesinin az olmasından kaynaklı, duygularının etkisiyle yaşama bakması, yaşama öyle katılması kaçınılmazdır. Tabii ki içlerinden geldiği gibi yaşama katılmaları, doğal ve içten, çıkarsız olmaları önemlidir. Çıkarsız bir dünya da yaşamadığımızın bilinciyle hareket edersek gençlerimize neden sahip çıkmamız gerektiğini daha iyi anlayabiliriz. Gençlerimize özgürce yaşayacağı çıkarsız bir dünyanın yaratılması çabası içindeyiz. Özgürce yaşayacağı yaşamı yaratmanın sorumluluğunu onlara vermek kadar toplum olarak sahip çıkmakta, bir hiç uğruna gençlerin heba olmasının önünü almakta önemlidir. Şimdi gençlerimize sahip çıkmazsak gelecek için geç kalabiliriz.
Genel dünya ortalamasına baktığımızda Kürdistan nüfusunun çok genç olduğunu açıkça görürüz. Aynı zamanda dünyanın Kürdistan üzerindeki hesaplarına baktığımızda gençlerin toplumsal değerlerine sahip çıkarak bilinçlendirilmesinin ne kadar önemli olduğunu da. Çünkü toplumuna ait olmayan gençler, kendi toplumu için potansiyel bir tehlike konumda da olabilir. Günümüz dünyasında gençleri kendi değerlerinden uzaklaştırarak, genç düşünme ve genç kalmanın önünü alarak, haksızlıklar ve gerilikler karşısında asi duruşu olan gençleri etkisizleştirme çabaları oldukça yoğundur. Dünyanın birçok ülkesinde bu yöntemler uygulansa da Kürdistan’da da özelde üzerindedurulmaktadır. Toplumlarına en verimli olacakları çağlarda uyuşturucu ve fuhuşla etkisiz hale getirilmesi toplumlar için gelecek umutlarının söndürülmesidir. Öyle masumane geliştirilen politikalar değil bunlar. Önce uyuşturucu ve fuhuşla kendine bağımlı kıl, sonra da kendi halkına karşı en amansızca savaşa hazırla. Asıl yapılmak istenen de işte bu.
Bu gün Rojava şahsında özgür kürde karşı amansız bir savaş yürütülmektedir. Ne olduğu, hangi sisteme hizmet ettiği belli olmayan ama Kürt gençleri üzerinde oyunları çok net olan sahte din tüccarları kirli politikalarını gençler üzerinden yürütmeye çalışmaktadırlar. İnsanların inançları üzerine sahte inanç sistemini kurmak isteyenlerin, insanları kurban gibi keserken, bunu gençlerin ve çocukların yanında yapması, kutsal bir törenmiş gibi, sevinç naralarıyla tekbir getirmeleri hangi din adına yapılmaktadır. Roma arenalarında aslanlara atılan insanları izlerken kendilerinden geçen insanlardan daha da vahşi olanlar hangi dine hizmet edebilir. Hiçbir gelecek vaadi olmayan insan tüccarlarına geleceğimizi teslim etmeyelim. Gençleri eğitim, para ve iş adı altında kandırıp, halkına karşı savaştırmak bunu da Kürdistan’da yapmaya çalışmak, toplumun bağrında gençlere el atmaya dur demek geleceğimiz için hayatidir. Çocuğu doğuran, büyüten, acı ve tatlı tüm zorluklarına katılan karşılıksız emek veren analar, kadınlar bu çocuklarına sahip çıkmakla sorumludur. Yılların emeği ve geleceğimizin öyle amaçsız ve boşu boşuna elimizden uçup gitmesine izin vermemek kadar gençler için yaşam olanaklarını oluşturmak, toplumu dışında bir arayışa girmeyecek şekilde çocukları büyütmek anaların ve kadınların yaşama karşı sorumluluğudur.
Hepsinden önemlisi de toplumun geleceği ve umudu olduğunu bilen gençlerin kendi üzerlerine oynanan bu oyunları, duygularının esiri olmadan görmeleri ve kendi örgütlülüklerini geliştirmeleri gereklidir. Yoksa kapitalist modernitenin geçici yaşam hevesleri, geleceğimizin kalıcı olarak karartılması olabilir.