Almanya Gündemi


Önceden söyleyelim; bu yazı geçen haftanın devamı. Çünkü Almanya'da seçimler 19 günden bu yana devam ediyor ve bu süre boyunca HDP bileşenlerinin yegane gündemi seçimler. Haftanın 7 gününe yayılan oy verme maratonu, Almanya'nın 13 merkezinde benzer ritimle sürüyor. Toplamda 1 milyon 400 binin üzerinda seçmenin bulunduğu Almanya'da şu ana kadar 350 bin civarında kişi oy kullandı. Yurtdışında yaşayanların da seçim sürecine katıldığı bu 'ikinci seçime' ilgi oldukça yüksek.

Geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP adayı Demirtaş, Almanya'da yüzde 8.15 oranında, yani toplamda 8538 oy almıştı. Fakat şu anki katılımı, geçen seçimler ile karşılaştırıp pozitif çıkarımlar odaklı bir değerlendirme yaptığımızda bize malesef gerçekçi bir tablo çizmeyecektir. Çünkü cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece belli merkezlerde oy kullanılmış, randevu sistemi getirilmiş ve böylelikle oy verme işlemi görevden ziyade, işkenceye dönüşmüştü. Kaldı ki özellikle şu anki HDP seçmeni cumhurbaşkanlığı seçimlerini geriden izlemeyi tercih etmişti. Erdoğan karşısında, 'yeni yaşam' sloganı ise halkla henüz bu kadar yoğun buluşmamıştı. Fakat bu yılki seçimlerde HDP'nin 'yeni yaşam' çıkışı, Avrupa'da da beklentilerinde ötesinde yansımasını buluyor. 

Bütün seçim merkezlerinde toplanan tahmini oy oranı, HDP'nin nesnel koşulları da hesaba katılıp değerlendirildiğinde, yükselen bir eğri çiziyor. Fakat hedeflenen oy oranına ise henüz yaklaşılmış değil. Bu nedenle, Avrupa'da en çok seçmenin bulunduğu ülke olan Almanya'da bu son bir kaç gün kilit önem taşıyor. HDP bileşenleri canla başla bu son haftaya yoğunlaşmış durumda. Şimdiye kadar sandığa gitmeyen seçmenlere de önemli bir mesaj var: "Sandık başkanlarını bile imamlardan atayan bir zihniyetin karşısında yeni bir alternatif görmek istiyorsanız, bu son bir kaç günü iyi değerlendirip sandık başına gidin!"


***                                               ***

Sandık başlarında ise son derece meşakkatli bir süreç işliyor. Sabahın erken saatlerinde sandık görevlileri ve müşahitler seçim çadırındaki yerlerini alıyor. (Köln'ü gözlemlediğim için burada yaşanan ayrıntıları aktarıyorum) Sandık başkanlarının tamamı ve üyelerin bir kısmı imam, imamlar da AKP'li. Diğer sandık görevlilerinden biri CHP, biri de MHP'li üyeden oluşuyor. Oy verme işlemi başlamadan önce tüm mukaddesat'ı adına seçim yemini ediliyor. Mukaddesat (Kutsal sayılan her türlü inanç ve davranış) kelimenin telefuzu oldukça zor olduğundan, diğer partililerin görevlileri çoğu zaman şaşırıyor ve bazen yemin sadece bu kelimenin başarılı söylenmesi etrafında dönüyor. Saat 10 itibarı ile de oy verme işlemi başlıyor. 

Oy kullanma sırasında gösterilen tolerans ise sandık başkanının inisiyatifi doğrultusunda gelişiyor. Özellikle hasta, okuma yazma bilmeyen yaşlılar ile engelliler oy kullanırken gösterilen geniş 'tolerans ' önemli bir rol oynuyor. Haliyle bu tolerans seçmenlerin hangi partiye oy verdikleri ile de bağlantılı. Bu nedenle çıkan tartışmalar genelde AKP'nin 'torpil yapma' isteminden kaynaklanıyor. Bazı zamanlarda ise MHP, CHP ve AKP çalışanlarını birbirinden ayırmak mümkün olmuyor (ne demek istediğim sanırım anlaşıldı). HDP'li görevliler ise sürekli göz takibinde. Hareketleri, konuşmaları, paslaşmaları büyük bir dikkatle izleniyor. 

Konsolosluk sabah erken saatlerden itibaren sorun çıkmaması için sandıkları teker teker dolaşarak kontrol ediyor. Oy kullanma sırasında şimdiye kadar görülür bir usulsüzlük yaşanmasa da, buna eğilimli bir ortam var. AKP'ye oy veren seçmenlerin dışındaki diğer seçmenlerinde kaygısı bu doğrultuda. Bir çoğu oylarının çalınacağı kaygısı içerisinde, hatta bu kaygı bazı seçmenleri sandık başına gitmekten alıkoyuyor. 

Unutmayalım bu son bir kaç gün bir toplumun gelecek hayallari açısından kilit önem taşıyor. Barajları aşmak sandık başlarına gitmekle mümkün. Emeğimizin ürününü Meclis'te görmek ancak bu duyarlılıkla başarılacak.