Avrupa'daki yaşam tarzının depresyon başta olmak üzere, bir çok psikolojik rahatsızlıklara yol açtığı bir kez daha ifade edildi. Özellikle gençler arasında yoğunluk kazanan rahatsızlıkların başlıca nedenleri arasında, aile içi   sorunlar, mekanikleşme, manevi değerlerin zayıflaması ve tüm bunlara bağlı olarak bireyin kendisini hiçselleştirmesi olarak sıralandı.
Avrupa'daki yaşam koşulları, yalnızca göçmen-yabancılar için değil, aynı zamanda Avrupa vatandaşları içinde giderek zorlaşıyor. Özellikle genç kuşaklar arasında yaşanan depresyon ve buna bağlı olarak uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaşması ilgili uzman çevreleri kaygılandırmaya başladı.

İsviçre'de oran yüzde 14

İsviçre'nin günlük gazetelerinden '20 Minute'nin bir süre önce yayınlanan bir haberinde, İsviçre'de 17-22 yaş arası her yüz gençten 14'ünün depresyonda olduğu ifade edildi. Aynı gazete, her yıl 2 bin gencin emeklilik kasasına başvurduğunu ve yılda bin 300 gencin depresyondan dolayı emekliliğe ayrıldığını açıklayarak, "Önümüzdeki beş yıl içinde söz konusu rahatsızlıklardan dolayı emeklilik kasasına başvuru oranı yüzde 18'lere ulaşabilir" tespitine yer verdi. Basel Üniversitesi Psikoloji bölümü adına yapılan değerlendirmede ise, depresyonun daha çok genç erkekler arasında yaygın olduğu, kız çocuklarının bu süreci erkek çocuklara göre daha hızlı atlattığı ve buna rağmen psikolojik rahatsızlıkların gençler arasında hızla yaygınlaştığına dikkat çekti.

Uyuşturucu kullanımı arttı

Gençler arasında yoğunluk kazanan depresyona bağlı psikolojik rahatsızlıkların uyuşturucu kullanım oranına yansıdığını açıklayan İsviçre Kamuoyu Araştırma Enstitüsü, gençlerin yüzde 54'nün uyuşturucu maddeler arasında yer alan esrarın serbest bırakılmasından yana olduğunu kaydetti. Konuya ilişkin bir açıklama yapan İsviçre Halk Partisi Milletvekili Sebastian Franher, bir çok uyuşturucu maddesinin yasak olmasına rağmen kullanıldığına dikkat çekerek, "Esrarın yasal yollarla satışı, kontrolü de beraberinde getirir" dedi ve esrarın kullanımına destek verdi.

Bir Avrupa hastalığı: Depresyon

Bir araştırma-inceleme şirketi olan Mori'nin, Avrupa Depresyon Birliği (EDA) için, İngiltere, Almanya, İtalya, Danimarka, İspanya, İsviçre, Avusturya  ve Fransa'da yaptığı araştırma sonuçları depresyon hastalığının ciddiyetini gösterir nitelikte.
Araştırmanın ulaştığı sonuçlara göre gençler arasında yaşanan depresyona bağlı psikolojik rahatsızlıkların en yaygın olduğu ülkelerin başında yüzde 26 ile İngiltere geliyor. Almanya yüzde 21, Danimarka yüzde 18, Avusturya yüzde 17, Fransa yüzde 16, İsviçre yüzde 14, İtalya ve İspanya ise, en düşük oranla yüzde 10 civarında yer alıyor. Depresyon yaşadığı halde bunu çevresi ile paylaşmayan, herhangi bir tedevi yöntemini kabul etmeyen ya da resmi verilere geçmeyenlerin oranı genel olanak yüzde 43 olarak belirlenirken, bu rakamın sadece yüzde 24'ünün İsviçre'de olması dikkat çekiyor.

AB ekonomisine maliyeti!
Daha önce yapılan araştırmalarda, depresyonun 2010 yılı itibarıyla AB ekonomisine 92 milyar Euro'ya mal olduğunu açıklayan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2012 yılı raporunda ise, maliyetin 126 milyara ulaştığını belirtiyor. Söz konusu maddi zararların yüzde 50'si işe gelmeme veya işe gelse bile kişinin iş yerinde gösterdiği verim düşüklüğünden kaynaklandığı dile getiriliyor.
WHO, önlemlerin alınmaması durumunda depresyonun Avrupa için baş edilmez riskler taşıyacağını açıklamıştı.

Önlemler alınmalı

Avrupa Depresyon Birliği Başkanı Vincenzo Costigliola, özellikle çalışan kesimlerde depresyon oranının yüksek olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri veriyor: "İş yerlerine ilişkin yeni düzenlemelere gidilmeli. Özellikle genç kuşakların içine düştüğü bu bu sonuçlarda işyerleri direkt sorumludur. Çalışma alanları söz konusu kişilerde baş gösteren rahatsızlıkları göz önünde bulundurarak sosyal düzenlemelere gitmelidir."
Avrupa Parlamentosu'nda İstihdam ve Sosyal İşler Dosyalarından Sorumlu olan Stephen Hughes de, çalışanlar için daha iyi destek ve koruma sağlanması gerektiğini söyleyerek şunları belirtiyor: "Önemlerin alınmaması durumunda önümüzdeki 20 yıl içinde her yüz kişiden 60'nın depresyon yaşayacağı kaçınılmaz olacaktır. İşyerindeki depresyon vakaları, istihdam ve sosyal açıdan bir güçlüğü ifade ediyor ve bu durum depresyonun farkında olunmasını ve müdahale edilmesini gerektiriyor."

En çok kadınlarda görülüyor

İngiltere'de yayınlanan British Journal of Psychiatry adlı dergide Dr. Laura Wainwright'in kaleme aldığı makalede ise, depresyon vakalarının en fazla kadınlarda baş gösterdiği vurgulandı. Wainwright makalesinde, "Özellikle 15-30 yaş gurubu içinde yer alan geç kadınlar, başta iş yeri olmak üzere aile içinde ve erkek karşısında depresyon yaşıyor. Bu sonuç aslında kadınlar açısında bir çaresizliği işaret ediyor" vurgusuna yer veriyor.  
Ölümle sonuçlanan intihar vakaları, uzun erimli psikolojik tedaviler ve buna bağlı ilaç bağımlılığı (Psikotrop), davranış bozuklulukları ve panik atak gibi rahatsızlıkların daha çok genç ve orta yaş kadınlarda sık rastlanıldığını ifade eden Dr.Wainwright, bu tür rahatsızlıkların artık doğal karşılandığını, oysa bu doğallığın bir toplumsal sendroma doğru gidebileceğine dikkat çekiyor.

'Gelişmişlik hastalık nedeni'

Depressive Disorders in Europe (Avrupa'da Depresif Bozukluklar) başlığı altında British Journal of Psychiatry dergisine analizlerde bulunan Psikiyatris Patricia Casey ile Ville Lehtinen ise, gelişmişliğin stres ve buna bağlı olarak depresyonel rahatsızlıklara yol açtığını belirtiyor.
Casey ve Lehtinen ayrıca, stres, depresyon, panik atak, asperger bozukluğu (uygunsuz sosyal davranışlar), bulimia nervoza (kontrolsüz yemek tüketimi), dissosiyatif kimlik bozukluğu (çift kişilikli çatışma hali), parafili (cinsel bozukluk), değişik travma atakları, şizofreninin ilk aşaması olan kendi kendisine konuşma, sosyal fobi çeşitleri, yalnızlık, aşırı tüketim dengesizliği ve buna bağlı olarak içe kapanma (sürekli kaybetme korkusu), mani (kişinin kendisini olağan üstü iyi hissetme durumu) gibi bir çok psikolojik rahatsızlıkların daha çok gelişmiş toplumlarda rastlanıldığına da dikkat çekiyor.

Aşırı kentleşme tetikliyor

Aşırı kentleşmenin getirdiği stresin bir çok rahatsızlığı tetiklediğini de kaydeden Casey ve Lehtinen, depresyonun bundan bağımsız olmayacağını, teknik-teknolojik gelişmelerinde bunu önemli derecede tetiklediğini ifade ediyor.  
World Psychiatry (Dünya Psikiyatri Birliği) resmi yayın organının Ekim 2010 sayısında yer alan bir araştırmada da, aslında çok gelişmişliğin insan psikolojisi üzerinde açtığı derin yaraları gösterir nitelikte. Rusya, Çin, İspanya, Fransa, Latin Amerika ve Ortadoğu'nun en kırsal kesimlerinde yaşayan toplulukların, İsviçre'nin Zürih, Fransa'nın Paris, Almanya'nın Berlin gibi çok gelişmiş şehir topluluklarına göre yüzde 83 oranında daha az psikolojik sorunlarla karşılaşıldığı tespit edildi. World Psychiatry, bu araştırma sonuçlarının aslında 'hayret verici' ve ' sürpriz' olmadığını belirterek şu ifadelere yer veriyor: "Toplumlar bilim, teknik, teknoloji, iletişim ve buna bağlı kentsel yığılmalar geliştikçe bireyin yaşam alanı ne kadar kolaylaşsa da, gelişmeye ilişkin bağımlılığı da o kadar artıyor ve kişi-toplum bir süre sonra kendi iradesi dışında yaşamaya başlıyor. Kırsal kesimlerde ise, yukarıda belirtilen nimetlerden yoksun birey-toplum yaşamı ağırlıkta maneviyata dayalı ve hakim olduğu iradesiyle yaşamını sürüyor."

'Avrupa intiharlar haritası'

Avrupa'da veya 'çok gelişmiş' ülkelerde artık doğal sayılan çeşitli psikolojik rahatsızlıkların yol açtığı sonuçların ne kadar çarpıcı olduğu yaşanan intihar vakaları veya intihar girişimlerinden çıkarmak mümkün. Fédération Européenne des Associations des Psychologues (Avrupa Psikologlar Federasyonu) 2011 yılında yayımladığı 'Avrupa'nın intiharlar haritası' raporunda, dünya çapında her 40 saniyede bir intihar vakasının yaşandığını ve yaşanan vakaların daha fazla gelişmiş bölgelerde tespit edildiğini belirtiyor.
Rapordaki verilere göre, 2010 ila 2011 yılları arasında ABD'de 362, İngiltere'de 211, Fransa'da 151, Almanya'da 153, Avusturya'da 121, İspanya'da 98, Belçika'da 74, İsviçre'de 58, İtalya'da 43 ve İskandinavya ülkelerinde 321 intihar olayı yaşandı.

İntiharın nedenleri
Yine raporda intihar edenlerin ortalama yaş oranları 16-45 olarak tespit edilirken, bunun yüzde 58'nin erkek olduğu belirtiliyor.
İntihar nedenlerinin en temel 3 faktörü ise, psikolojik sorunlar, aile içi sorunlar ve ekonomik nedenler olarak sıralanmış. Avrupa Psikologlar Federasyonu, yaşanan intihar olaylarının toplumsal düzen, birey-toplum ilişkisi, üretim-tüketim ilişkileri, sosyal yaşam ve ekonomik yaşamla direkt bağlantısı olduğunun altını çiziyor. Federasyon, 2050 yılına kadar her yüz kişiden 32'sinin intihar eğiliminde olacağını, basit, karmaşık olmayan, daha fazla doğa ile bütünleşmiş, kentsel yaşamda uzak ve maneviyatın daha ağır bastığı bir yaşam tarzının ancak bu vakaların önüne geçebileceğine  de işaret ediyor.


ALİ ONGAN/BASEL