• Daha fazla toplumsal çalışma; eğitim ve örgütlenmeye ağırlık veren geleceği kazanır. Eğitim ve örgütlenmeye dayalı toplumsallık, savrulmaları da önler.

MEDET SERHAT

Kürtçe “lotî”, özellikle Serhed bölgesinde ölçüsüz, ilkesiz, toplumsal edep ve kültürden nasibini almamış kişiler için kullanılır. İran’da “lotî” karakteri; sistem dışına itilmiş, yol kesen, birikimi esas almayan, günlük kazanıp ve tüketen olarak tanımlanır. 1979’daki sokak eylemlerinde en etkin örgütlenen kesimdi; devamında Sipah-ı Pasdaran gelişti. Sol terminolojideki "Lümpen proletarya” tanımlaması da işsiz, emeksiz, hatta geçici işlerde çalışan ama emeğinin bilincinde olmayan, ideolojisiz kesimler için kullanılır.

Toplumsal devrim aşamasında, eğer devrimci güçler bu kesimlere dikkat etmezse karşı devrim onları kendi safına çeker, örgütler ve devrim güçlerini ezmenin de en vurucu gücü haline getirir. Kuşkusuz, bu kesim kendi başına kötülüğün kaynağı değildir, ancak güç odaklarının eğilim örgütleme ve kendi potasına çekme konusunda temel hedef kitlesidir. Özellikle adalet, paylaşım, zenginden alıp fakire verme vb. argümanlar, bu kesimleri cezbeder. Bu kavramların arkasındaki programı sorma ve sorgulama konusunda ne zihinsel ne de politik birikimleri vardır. Bilinçleri tamamen duygular üzerine kurulu bir döngüdür. Alman Gestapo örgütlenmesinde, İran’da Sipah-Pasdaran’da ve Türkiye’de özel polis yapılanmalarında bu kesimler içinden kadrolar devşirildi. Dünyada son 60 yıllık toplumsal hak arama ve direnme örgütlenmelerine karşın, egemen iktidarların ilk örgütledikleri grev kırıcıları ve zor gücü (polis-asker, özel harp) elemanlarını bu kesimden devşirdiklerini görebiliyoruz.

Günümüzde sanal medyanın etkisiyle yetişen genç kuşakların, sistemsel düşünce dünyalarının parçalandığı; bilgiyi bilince dönüştürmek yerine, güncelde tükettiği görülüyor. Geçmiş olmayan, geleceği ise belirsizlik içinde bir devinimin içinde mahkum gibidir. Bu döngü, mevcuda tabi olmayı getiriyor. Hakikat ve doğruyu önemsemeyen bir zihinsel formun içinde debeleniyor. Stratejik düşünme yetisi yerine, bilgi yığınını 'bilinç' sanıyor. Oysa bilinç, tarihsel ve kültürel ilkeler üzerinden sistemli düşünmedir.

Şimdi III. Dünya Savaşı koşullarında 20. yüzyıl öncesi savaş stratejileri ve taktikleri büyük oranda aşıldı. Modern hibrit savaşın önemli ayaklarından biri olan Bilişsel Harp (BH), yeni araçlarla yoğun olarak sürdürülüyor. Etki harbi, dezenformasyon ve psikolojik operasyonlarla doğrudan insan zihnini hedefler. Klasik bilgi savaşları insanların ne düşündüğüne odaklanırken, BH stratejik olarak insanların nasıl düşündüğünü, bilgiyi nasıl işlediğini ve nasıl karar verdiğini değiştirmeyi amaçlar. Hedef; bir toplumun veya ordunun rasyonel düşünme yetisini zayıflatmak, demokratik kurumlara olan güveni sistematik olarak yok etmek ve kolektif karar alma süreçlerini felç etmektir. Fiziksel altyapının imha edilmesi değil, insan zihnindeki duygusal ve bilinçaltı süreçlerin manipüle edilmesi ön plandadır. İnsanların bilişsel önyargılarını (cognitive biases), korkularını ve evrimsel zihinsel kestirme yollarını istismar eder. Ortak hakikat zeminini yıkmak ve toplumsal dayanıklılığı kırmak için çok katmanlı teknikler kullanır.

Kürt Özgürlük Hareketi ve Önder Öcalan’ın Demokratik Toplum Süreci'ni başlatması, yeni bir stratejik dönüşümü gerektirdiği için haliyle kendi tabanına da yansıyan tartışmaları beraberinde getirdi. Stratejiyi anlama ve kendini yeniden konumlandırma arayışları gelişti. Doğal olarak farklı düşünce ve argümanlar tartışılmaya başlandı. Bunu istismar da gecikmedi; anlamaktan çok içini boşaltma, 50 yıllık geçmişe saldırı, ret-inkar ve nihayetinde Önder Apo’nun kişiliğine saldırılara kadar vardırıldı. Bu saldırılar, uluslararası güçler, sömürgeci devletler ve yerel unsurlar, şeklindeki üçlü sac ayağı üzerinde yürüyor. Yerel unsurlar, kendileri 'Kürt muhalefeti', 'Kürt milliyetçisi' veya başka isimlerle tanımlıyor. Ortak hedef kitle ise proleter, işsiz, emekçi ve ara sınıf olarak tanımlayacağımız, tarihsel ideolojik bilinci gelişmemiş kesimlerdir. Nicel hacmi büyük, genç ve dinamiktir. Burada sözünü ettiğimiz Bilişsel Harp'ın tüm araçları kullanılıyor. Böylece Kürtler içinden lotî-lümpen proletarya örgütlenmesinin ciddi anlamda ilerlediği görülüyor.

Kürdistan gençliği arayış içinde; ulusal, ekonomik, sosyal, eğitsel ve kuşak çelişkileri var. Bu çelişkileri örgütleyecek ulusal kurumlardan yoksunluk, gençliği söz konusu üçlünün zeminine sürüklüyor. Daha fazla toplumsal çalışma; eğitim ve örgütlenmeye ağırlık veren geleceği kazanır. Eğitim ve örgütlenmeye dayalı toplumsallık, bireysel savunmalara da savrulmalara da yönelmez, kolektif savunmayı esas alır. Kemal Pir'in “Her alanda insanlarla konuştuk; anlayana üç saat yetmediyse 300 saat konuştuk” dediği unutulmamalıdır.