• Toplumsal değerleri koruyan, halkın doğrudan iradesini yansıtan, kadını ve doğayı merkeze alan bir siyaset anlayışı geliştirmek zorunludur.

RIZGAR ZAG

Siyaset ve ahlak -II-

Önder Apo’nun çözümlemelerinde en temel kavramlardan biri ahlaki-politik toplumdur.

Bu kavram, insanlığın ilk toplumsal örgütlenme biçimlerine kadar uzanır. Klan, kabile ve aşiret düzeninde toplumun varlığını koruyan iki temel güç vardı:

* Ahlak: Toplumsal değerler, ortak yasaklar ve yaşam kuralları.

* Siyaset: Karar alma, tartışma, ortak yön belirleme süreçleri.

İlk topluluklarda yaşlı kadınlar ve bilge kişiler, hem ahlakın hem de siyasetin merkezindeydi. Kadınların üretim ve paylaşımda öncü rolü, onları toplumsal yaşamın temel güvencesi haline getiriyordu. Bu nedenle Önder Apo, kadın merkezli bu dönemi insanlığın en demokratik ve özgürlükçü çağı olarak tanımlar.

Ahlaki-politik toplum, devlet öncesi toplum biçimidir. Toplumsal sorunlar meclislerde, konseylerde, ortak tartışmalarda çözülür; adalet kolektif kararlarla sağlanırdı. Her birey, toplumsal yaşamın doğrudan öznesiydi.

Devletin ortaya çıkışı ve kopuş

Devletin ortaya çıkışıyla birlikte ahlak ve siyaset arasındaki bağ koparıldı. Siyaset toplumdan alındı, iktidarın elinde daraltıldı; ahlak ise din, hukuk ve otorite kurumlarıyla kontrol altına alındı. Böylece siyaset, halkın işi olmaktan çıkıp iktidarın tekeline girdi. Ahlak, toplumun vicdanı olmaktan çıkarılıp bireysel itaate indirildi.

Kapitalist modernite, bu kopuşu en ileri boyuta taşıdı. Bugün siyaset yalnızca devlet ve parti elitlerinin işine; ahlak ise bireylerin kişisel seçimlerine indirilmiş durumda. Sonuç, toplumsal çözülmedir.

Ahlaki-politik topluma dönüşün zorunluluğu

Önder Apo, insanlığın kurtuluşunun yeniden ahlaki-politik topluma dönüşle mümkün olduğunu vurgular. Buradaki dönüş, geçmişe nostaljik bir geri gidiş değil, modern dünyanın sorunlarını aşarak, yeniden toplum merkezli bir yaşam inşasıdır.

Ahlaki-politik toplumun temel özellikleri şunlardır:

* Toplum merkezlidir: Devlet veya iktidar değil, halk esas alınır.

* Katılımcıdır: Her birey, karar alma süreçlerine doğrudan katılır.

* Özgürlükçüdür: Kadın, gençlik ve farklı kimlikler eşit temsile sahiptir.

* Ekolojiktir: Doğa, yaşamın kaynağı olarak korunur.

* Ahlakidir: Ortak değerler ve vicdan, yaşamın yönlendirici gücüdür.

Demokratik modernite: Yeni bir ufuk

Kapitalist modernite; ulus-devlet, endüstriyalizm ve sermaye birikimi üzerine kuruludur. Bu sistem, toplumu tüketici bireylere indirger, doğayı yok eder, savaşı süreklileştirir.

Buna karşı Önder Apo, demokratik modernite kavramını geliştirir. Demokratik modernite, kapitalist modernitenin karşıtıdır ve üç temel ayağa dayanır:

* Demokratik siyaset: Halk meclisleri, komünler ve yerel örgütlenmelerle halkın doğrudan katılımı.

* Ekolojik toplum: Doğayla uyumlu, sürdürülebilir yaşam biçimleri.

* Kadın özgürlüğü: Toplumun demokratikleşmesinin merkezinde kadınların eşit ve özgür temsiliyeti.

Bu sistem, ahlaki-politik toplumun günümüzdeki yeniden inşasıdır.

Kadın özgürlüğü ve ahlaki-politik toplum

Kadın, tarih boyunca ahlakın taşıyıcısı ve siyasetin öznesiydi. Erkek egemen devletçi uygarlıkla birlikte kadın hem siyasetten hem de ahlaktan dışlandı. Kadın köleleştirilince toplum da köleleştirildi. Bu nedenle Önder Apo, kadın özgürlüğünü sadece bir toplumsal talep değil, ahlaki-politik toplumun yeniden doğuşunun önkoşulu olarak tanımlar. Jineolojî, yani kadın bilimi, hem ahlakın hem de siyasetin yeniden inşasında kurucu rol oynar.

Ahlaki-politik toplumun pratik ilkeleri

Günümüzde ahlaki-politik toplumu inşa etmek, sadece teorik bir tartışma değil, pratik bir görevdir. Bunun için:

* Komün ve meclisler: Mahalle, köy ve şehirlerde halkın doğrudan karar mekanizmaları kurulmalıdır.

* Kooperatifler: Ekonomi, toplumsal ihtiyaçları esas alan dayanışmacı ağlarla örgütlenmelidir.

* Kadın örgütlenmeleri: Kadınların özerk meclis ve kurumları, toplumsal ahlakın güvencesidir.

* Gençlik hareketi: Geleceği kuracak dinamik güç, siyasetin öznesi olmalıdır.

* Ekolojik yaşam: Doğayla uyumlu üretim, kentlerin ve köylerin yeniden planlanması gerekir.

* Kültürel çoğulluk: Diller, inançlar ve kimlikler özgürce yaşatılmalıdır.

Toplumun vicdanı ve iradesi

Siyaset ve ahlak, toplumun iki temel dayanağıdır. Ahlak, vicdanı; siyaset, iradeyi temsil eder. Kapitalist modernite, bu ikisini birbirinden koparıp toplumu köleleştirdi. Önder Apo’nun perspektifi ise yeniden birleşmeyi gösterir: Ahlaki-politik toplum, insanlığın hem tarihsel kökleri hem de gelecekteki özgürlük yoludur.

Bugün görev, siyaseti iktidarın tekellerinden, ahlakı da bireysel tercihlerin dar kalıplarından kurtarmaktır. Toplumsal değerleri koruyan, halkın doğrudan iradesini yansıtan, kadını ve doğayı merkeze alan bir siyaset anlayışı geliştirmek zorunludur.

Kısacası: Ahlak olmadan siyaset yozlaşır. Siyaset olmadan ahlak güçsüzleşir. İkisi birleştiğinde toplum özgürleşir. Bu nedenle geleceğin toplumu ancak ahlaki-politik toplum olabilir. Bu toplumun inşası, Önder Apo’nun yolunu esas alan her bireyin, her topluluğun ve her örgütün güncel görevidir.