Arjantin hükümeti YPF petrol şirketinin İspanyol firması Repsol’a ait hisselerini kamulaştırma kararı aldı. Bu petrol şirketi ruhen en az Tayyip Erdoğan kadar Türk, Arjantin Devlet Başkanı Menem tarafından özelleştirilmiş, egemen medyanın kulak patlatan alkışları içersinde 1993 yılında İspanyol şirketi Repsol’a satılmıştı. Petrolün, YPF’nin en çok üretimi ve işletmesinin olduğu yerlerden biri General Mosconi idi.
Henüz 2-3 ay kadar önceydi. Mosconi’de yarı açık bir spor sahasındaydık. İşgal edeli 15 yıldan fazla oluyordu. En az 10 yıldır ben biliyordum. Daha da fazlaydı. Arjantin’de isyan günleriydi. Mosconi derslerde anlatılacak bir özelleştirme örneği idi. Bunu da bir çok defa yapmıştım. Bunu anlattıktan sonra hala özelleştirmeyi savunabilen bir kişi olduğunu görmemiştim ya da yüzüme karşı söylememişlerdi. -Yahut her ne kadar klasik öğrenci-hoca ilişkisi dışında da olsa katılmadıklarını söylemediler. Hocalık varolmasının dayanılmaz hafifliği idi- Ne olursa olsun çok ikna edici bir örnekti. Bu örneğin başrol oyuncusu Pepino’ydu. Bu yarı açık spor sahasının bir köşesindeki toplantı ve aynı zamanda yemek salonunda, araç gereçlerin durduğu yerde, mesela motorlu testerelerin, kaldırım kalıplarının, pankartların ve pankart sopalarının, eylem davullarının durduğu ve kendi evi olarak kullandığı ve ne zaman gelsek bize bırakıp yandaki bilgisayar odasında uyuduğu bu yerdeki televizyonda, kendi üzerine yapılan belgeselleri seyrediyordu.
General Mosconi küçük mutlu bir işçi kentiydi. İşçi kulüplerinde yüzme havuzları, tenis kortları vardı. Çevresindeki İndianları saymazsanız ki onlar zaten o zaman da pek sayılmıyordu, genellikle iyi maaş alan işçilerin, bugünkü orta sınıftan epey hallice iyi yaşadıkları bir yerdi. Özelleştirme ile bir gece de kentin yüzde 80’i doğrudan ya da dolaylı olarak işini kaybetti. Kentin sinemaları, tiyatrosu kapandı. Okulları kapandı. Hatta kiliseleri kapılarını kilit vurdu. İspanyol şirketi Repsol satın aldığı özelleştirilmiş hisselerle birlikte binlerce kişiyi aldı ve sokağa attı. Her gün milyonlarca Dolarlık, (yanlış okumadınız gün ve milyon) petrol altlarından çekilip götürülürken onlar serbest piyasa ekonomisinin nimet çukurlarında boğuldu.
Bugün kendi belgesellerini seyreden Pepino, işsizliğe karşı güzel, pratik bir çare buldu. Kentin önünden geçen ana yolları kesmeye başladılar. Teori tarafına pek aldırmıyordu. Basitti. Yollar kapitalizmin can damarıydı. Yolu kesiyorlar, haklar talep ediyorlardı. Mesela iş istiyorlardı. „İş yok“ diyorlardı yetkililer. „O zaman bizde yolu açmayız“ diyorlardı. Tabi ki her ülkede olduğu gibi bu yetkililerin ellerinde ya da ellerin altında silahları, gaz bombaları, yeni ve moda adıyla tomaları, panzerleri filan vardı. Saldırıyorlardı. Onlar geri dönüp, gene yolu işgal ediyorlardı. Kolay olmuyordu. Bütün dünya egemenleri ve polisleri, askerleri gibi öldürüyor ve cezaevlerine atıyorlardı. Geride kalanlar yine yol işgal ediyorlardı. İş yok denmesine karşı projeler sunuyorlardı. ‘Bir okul yapacağız şu mahalleye,bir klinik, 325 ev... işte bunlar iş’ diyorlardı. Farklı bir Robin Hood biçimiydi.
Ünlü Arjantin’li yönetmen Solanas’ın yaptığı belgeselde kendisini seyrediyordu Pepino. Özelleştirmenin yıkıcı etkisini, yaşadıklarını anlatıyordu. Bizim yaptığımız Dünyanın Sokakları’nın Mosconi-Barikatçılar bölümünün Türkiye’de televizyonda ilk yayınlanışının ardından 6 yıl geçti. Özelleştirmenin üzerinden ise neredeyse 20 yıl geçen YPF, yeniden kamulaştırılıyordu. Ülkemde her şey, her şeye rağmen, satılmaya çalışıyordu. Çok şükür ekonomik kriz vardı. Hızı yavaşladı ama çok çok ucuz da olsa satılmalıydı. Arjantin’de direnenler kendi belgesellerini seyrediyorlardı. Biz hiç bir yerde, hiç bir şey olmamış gibi, önümüzden akıp gideni, içinde yuvarlanarak seyrediyorduk.
General Mosconi