Gerçek İslam diye bir şey varsa gerçek Müslüman diye bir şey de olmalı. İslam bir hoşgörü ve kardeşlik diniyse gerçek Müslümanlar da hoşgörülü, kardeş bir yaşama sahip çıkıyor olmalı, değil mi? Peki neredeler? Ve hışımlarına uğrama tehlikesine rağmen sormadan edemeyeceğim: Gerçek İslam diyerek gizlenen bir şey ve kandırılan birileri mi var?
Bu sorulara acil muhatap arıyorum, çünkü İslam adına işlenen suçların insanlığa daha fazla zarar vermesinin önüne geçilmeli derhal. Örneğin; DAİŞ çetesi aylardır İslam adına vahşi suçlar işliyor. Dünyanın gözü önünde insanların başlarını keserek öldürdüler, kesik başları sopalara takıp sergilediler, kadınları, kız çocukları para karşılığında erkeklere pazarladılar, köle olarak sattılar, önlerine çıkana tecavüz ettiler. Ne oldu? Müslüman dünyası bu vahşeti lanetleyip DAİŞ’e tavır mı aldı?
Şimdi de Fransa’da Charlie Hebdo isimli mizah dergisine baskın yapıp, içerdeki tüm çalışanları ‘Allahuekber’ nidaları eşliğinde kurşun yağmuruna tuttular ve 12 kişiyi öldürdüler, 10 kişi yaralı. Yoldaki polisin ölü değil de yaralı olduğunu anlayınca geri dönüp öldürdüklerini izlediğimde anladım ki ölü sayısı 22 olabilirdi.
Bu olayın duyulmasının ardından, Müslüman ülkeler de dahil dünya olayı lanetledi. Türkiye’de de bu yönlü açıklamalar yapıldı, ancak DAİŞ vahşetine karşı yapılan açıklamaları çağrıştırır biçimde, ama ile başlayan bir cümle kuruldu. Ve devamında, “o dergi de yıllardır Hazreti Muhammed’i eleştiren yayın yapıyordu, aldığı tepkilere rağmen bu tavrından vazgeçmemişti” dendi ve devam edildi; “İslamofobi bu olayları tetikliyor”.
Derginin yayın çizgisi hakkında Türkiye kamuoyuna verilen bilgileri de dikkatle izledim. Sanırsınız bu dergi yemiyor içmiyor İslam karşıtlığı yapıyor, Muhammed’i küçük düşürecek karikatürler yayınlıyor. Oysa Dergi, rahipleri de, kiliseyi de, Fransız hükümetini de eleştiriyor ama bize anlatılan; sadece İslam eleştirisi yaptığı...
Niye? Çünkü Müslüman alemi ancak bu saldırıyı meşru görürse yani kutsalına karşı yapılmış kabul ederse saldırganları desteklemeye devam eder. Bu konudaki çabalar o kadar ileri götürüldü ki; NTV haber bülteninde, katillerin yakalanması için başlatılan çalışmaları bile, ki o saatte sadece bir kişi ve kendisi teslim olmuştu, "Fransa insan avı başlattı" biçiminde verdi. "İnsan avı", düşünebiliyor musunuz?..
Biz düşünebiliyoruz mesela. Çünk ateistler ve Müslüman; yani Sünni Müslüman olmayanlar, her yerde İslamın hoşgörüsüzlüğüne tanıklık ettik yıllarca. Müslüman olmayanın katli vacip sayıldığı anlatıldı bize. İslamın şartlarını yerine getirmeyenlerin cehennemlik olduklarıyla, saçları açıkta bırakınca her bir telinin yılana dönüşeceğiyle, topluma karşı gelirsek taşlanarak öldürüleceğimizle korkutularak büyüdük. İnsanlık, adalet, özgürlük, hak, hukuk değil de günahla sınırlandık. Katliamlarla korkutulduk. Yaşamamız, kendimizi saklamakla mümkün olabildi onca zaman. Hoşgörü de kardeşlik de aynı şartla mümkündü.
Yani bize İslam hoşgörü dini dendiğinde hiç inandırıcı olmuyor zaten. Ama diyelim ki bize sahte Müslümanlar denk geldi, DAİŞ de, El Kaide de, Fransız gazetecileri katledenler de sahte Müslümanlar. Hırsızlığı savunan AKP için ne deneceğini siz biliyorsunuz. Peki, nerede gerçek İslam, nerede gerçek Müslümanlar? Nerede hoşgörü, nerede kardeşlik? Varsa, nerdeyse, ortaya çıkmak için ne bekliyor?
Sakine’lerin katillerini halen yargı önüne çıkartmayan Fransa da dahil emperyalist ülkelerin, temizleyemeyecekleri kadar günahları olduğu malumsa da, katliamın ardından Fransa hükümet sözcülerinin açıklamalarına, toplumun tepkilerine bakın; "özgürlük kazanacak", "özgürlüğü saldırganlara rağmen ve onlar için de savunmaya devam edeceğiz". Biz de olsa ne denirdi? "Misliyle karşılık verilecek", "inlerinde yok edeceğiz!" Sizce hangisi hoşgörü ve kardeşlik ifade ediyor?
Batıda bir islamofobi geliştiğini söyleyenlere de bir diyeceğim var; gerçeği misiniz, sahtesi misiniz bilmem, ama bırakın batıyı içinize bakın ve becerebilirseniz, tüm insanlık tarafından lanetlenmekten koruyun kendinizi.