Gerçekçi ve kararlı adımlarla yürüyeceğiz

Toplum/Yaşam Haberleri —

17 Haziran 2021 Perşembe - 22:03

  • Kürt Dil Bayramında kuruluşunu ilan eden İsviçre Kürt Enstitüsü Eşbaşkanı Cemal Özçelik, “İmkanlarımız el verdiğince Kürt dili, kültürü ve folkloruna ilişkin gerekli kaynak çalışmalarını başlatıp bir kütüphane oluşturmak hedeflerimiz arasında” dedi.

 

ALİ ÖZŞERİK

ZÜRİH

 

İsviçre'de 35 Kürt aydın, dilbilimci ve sanatçı, 11 Ekim 2020’de bir araya gelerek Kürt Enstitüsü’nün kuruluş kongresini gerçekleştirdi. Daha sonra 15 Mayıs 2021’de Kürt Dil Bayramı’nda yaptıkları açıklama ile enstitüyü kurduklarını ilan eden Kürt Enstitüsü, önemli bir ihtiyaca cevap olmak istiyor. Kürt Enstitüsü Eşbaşkanı Cemal Özçelik, kuruluş amaçları ve çalışmalarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

 

Enstitünün kuruluşunu, Celadet Âli Bedirxan’ın 1932’de çıkardığı Kürtçe Hawar dergisinin yayına başladığı 15 Mayıs’ta duyurdunuz. İsviçre’de neden Kürt Enstitüsü’ne ihtiyaç duyuldu?

Yapılan bir dizi hazırlık çalışması ve toplantılardan sonra bir Kürt Enstitüsü’nün kurulması eğilimi ortaya çıktı. Celadet Bedirxan ve arkadaşlarının Kürt dili ile kültürünün gelişmesi için tutuşturdukları meşale elden ele aktarılarak bugünlere kadar gelmeyi başardı. Bizler de Kürt dili ve kültürüne hizmet etmek amacıyla İsviçre’de bir Kürt Enstitüsü kurarak bu meşaleyi canlı tutmanın onur ve sevincini taşımaktayız.

İlanımızı prensip gereği sadece Kürtçe yaptık ancak çalışmalarımız hakkında kamuoyunu daha geniş bilgilendirmek için başta İsviçre’nin resmi devlet dilleri olan Almanca, Fransızca ve İtalyanca olmak üzere diğer dillerde de tanıtmanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda bilgilendirme açıklamalarımız olacak. Ancak bizim için temel olan, Kürtçenin halkımız arasında yaygınlaşıp esas dile dönüşmesini sağlamaktır ve bu amaçla resmi açıklamalarımızı Kürtçe yapmaya devam edeceğiz.

 

Peki Kürt Enstitüsü’nün işlevi ne olacak, neler yapacaksınız, biraz açabilir misiniz?

Bildiğiniz gibi enstitüler yapıları gereği daha ziyade yüksek eğitimi esas alan kurumlardır. Biz uzun vadeli bir hedef olarak bunu göz ardı etmemekle beraber imkanlar ve acil ihtiyaçları esas alarak bir nevi genel anlamda eğitim ve araştırma kurumu olarak işlevimizi yerine getireceğiz. Normal dil kurslarının haricinde öğretmen yetiştirme programlarımız da olacak. Bu bağlamda toplumumuzun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışacak ve tüm toplum katmanlarımızda dil, tarih ve kültürümüze ilişkin bilgi ve bilincin kalıcılaşıp gelişmesi için çaba sarf edeceğiz.

 

Enstitü hangi diplomasi faaliyetlerini esas alacak? 

Devletin resmi kurumlarıyla diyalog ve ortak çalışma anlayışımız, bizim sisteme yönelik eleştirel tutumumuzdan uzak kalacağımız anlamına gelmeyecek. Bizim İsviçre’deki en büyük sorunumuz, Kürtler olarak ayrı bir toplum ve kimlik olarak devletçe tanınmak istenmememizdir. Her ne kadar ana dil şıkkında Kürtçe yazılsa ve sözlü tercümanlık imkanları sunulsa da Kürt dili yazılı bir biçimde resmi makamlarca tanınmıyor. Onlar Kürtleri taşıdıkları ulusal kimliklerine göre değil, tersine geldikleri devletlere ve onların resmi dillerine göre kategorize ediyor. Böylelikle Kürtleri, resmi metinleri Türkçe, Farsça, Arapça dillerinde okumaya zorluyorlar. Aslında bu da bir çeşit inkar ve asimilasyon politikasıdır. Sömürgeci devletlerin kimlik ve dillerinin Kürt toplumuna dayatılmasını esas alan böyle bir politikayı tanımadığımızı her fırsatta dile getireceğiz.

Tabi bu konu aynı zamanda politik bir meseledir ve yakın geçmişte bu düzlemde de aralarında enstitümüzün üye ve yöneticilerinin de bulunduğu bir grup Kürt, şehir meclislerine yazılı başvuru yaparak gerekli girişimlerde bulunduk ve resmi belgelerin Kürtçeye de çevrilmesini talep ettik.

İsviçre’deki Kürt toplumu olarak yasal statümüzün tanınması, yani Kürtlerin de bağımsız bir toplum olarak tanınması yönündeki çalışmalara biz de İsviçre Kürt Enstitü olarak kendi alanımızla ilgili hususlarda müdahil olmaya devam edeceğiz.

Enstitü olarak Kürt çocuklarının İsviçre’de değişik dillerle ilgili yaşadıkları entegrasyon zorluklarını aşmalarında kendilerine yardımcı olmanın imkanlarını yaratmaya çalışacağız. Biz huluksal bir kurum değiliz ancak Kürt öğrencilerin daha iyi okullarda okuması ve geçerli meslekler edinmesi için ne türden yasal imkanların mevcut olduklarını araştırıp onlara gereken bilgi birikiminin aktarılmasında da arabulucu olabilirsek bu, bizim için bir başarı olacak.

 

Kürtçe kaynak ve arşiv konusu büyük bir sorun, bu konuda çalışmalarınız olacak mı? 

Zengin bir kütüphane olmadan bu amaçlara ulaşmamız mümkün değil tabii ki. Bu yüzden imkanlarımız el verdiğince Kürt dili, kültürü ve folkloruna ilişkin gerekli kaynak çalışmalarını başlatıp bir kütüphane oluşturmak da hedeflerimiz arasında. Yine amaçlarımıza uygun kitapların yayımlanması veya tercüme edilip dilimize kazandırılması için de üstümüze düşeni yapacağız.

Sonuç olarak ticari veya siyasal bir kurum olmadığımızı unutmadan ve herhangi bir grupsal, ideolojik veya inançsal kaygı taşımadan çalışmalarımızı amaçlarımız doğrultusunda yoğunlaştıracağız. Bağımsız bir kurum olarak aynı veya benzer amaçlarla oluşturulmuş tüm kurum ve kuruluşlarımızla uyumlu ve karşılıklı bir dayanışma içinde çalışacağız.

Şunu da vurgulamakta yarar vardır ki, sivil-demokratik bir eğitim kurumu olmamız ve yurtdışı ağırlıklı çalışma yürütmemiz, ülkemizdeki gelişmelere kayıtsız kalacağımız anlamına gelmeyecek. Bu hususta kendi konumumuza uygun olarak gerekli tutum ve tepkileri sergilemekten de kaçınmayacağız.

Amaçlarımızı belirledik, resmi başvurumuzu yaptık ama henüz yolun başında olduğumuzun ve ne türden zorluklarla karşı karşıya olduğumuzun da bilincindeyiz. Bugünden yarına tüm hedeflerimize ulaşacağımız gibi bir beklenti içinde değiliz. Gerçekçi ve kararlı bir yaklaşımla adım adım ama sağlam yürüyeceğiz. 

 

 

Gençler iki kültür arasındaki sıkışıp kalıyor

 

Sürgünün yeni kuşakları ana dillerini unuttukça ülkelerine de yabancılaşıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz, ülke bilinci, ülke aşkı ile yaşayan bir milletiz. Bu, her zaman gurur duyacağımız bir durum ancak ne var ki ülkeden uzaklaşmanın beraberinde getirdiği zorluklar, çıkmazlar ve engeller de mevcut. Gerekli tedbirler alınmadı mı, zamanla insanlarımız atomize olup birbirlerinden kopuk bir yaşam sürdürme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Avrupa ülkelerinde bu durumun en büyük mağdurlarıysa çocuklar ve gençler. Kendi kültüründen uzak kalıp yeni ülkenin kültürünü de yeterince özümseyemeyen bir kategoriye dönüşmeleri riski küçümsenemez.

Uzmanların üzerinde hemfikir oldukları önemli bir nokta var: Kendi ana dilini bilmeyen çocuklar, yabancı bir dili de iyi bir şekilde öğrenemiyor. Buradaki ailelerimiz, içinde yaşadıkları ekonomik sıkıntı, sosyal izolasyon, geçmişten gelen travmatik olayların etkisiyle çoğu kez çocuklarıyla yeterince ilgilenme imkanını bulamıyor. Dahası yabancı dili de bilmediklerinden çocuklarına derslerinde yardımcı olamıyorlar. Bu durum Kürt çocuklarının hem kendi dillerini tam olarak öğrenememelerine yol açıyor hem de yabancı dilde yeterli başarıyı elde etmelerinde önemli bir engel olarak karşımıza çıkıyor. İki kültür arasındaki sıkışmışlık duygusu ve her ikisine de biraz yabancı kalmanın getirdiği zorluklar, bir handikap olarak ortada duruyor. Bireysel ve ailevi çözüm çabaları da yeterli olmuyor. Kürt çocuklarının, gençlerinin geleceği böylelikle kararıyor; gelecek perspektifinin yok olması da beraberinde yeni başka sorunlar getiriyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.