Abdulah POLAT

Üç haftadan fazla bir süredir, Fransa, İtalya ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkede koronavirüs pandamisini azaltmak için sert önlemler alınmaktadır. Kontrol kaybı ve sosyal temas eksikliği psikologları-psikyatristleri-sosyologları fazla endişelendiriyor. Endişelerin en başını aile içi şiddet ve intiharlar oluşturuyor.

Korona salgını, birçok ülkede günlük sosyal yaşamı bir haftadan fazla değiştirdi. Bunun her birey için, özellikle akıl hastalığı olan kişiler için tehlikeli olabilecek bir yük anlamına geldiğini bilmekte yarar vardır. ‘Korona tatili‘ terimi durum için geçerli olmamakla birlikte bir o kadarda bu terim kandırmacadan öteye giden bir anlam ifade etmektedir.

Bu durumun çatışma potansiyeli var olmakla birlikte, insan gelişiminde korkuya olağan tepki ise: "kaç ya da dövüş“ mantığıdır. Ama bunların hiçbiri burada çalışmıyor ya da öyle bir ortama olanak tanımıyor. Daha önce böyle bir durum neredeyse hiç olmamıştı ve var olan Karantina ile birlikte izole olan sosyal-dayanışma ise başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomi endişeler başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Sosyal-izolasyon kısa ve orta vadede; kaygı ve uyku bozukluklarına yol açabiliyor. Buda giderek insanların sıkıntıya, yalnızlığa, depresyon ve umutsuzluğa girebileceği kuşkularını uyandırmaktadır. Önlem alınmadığı takdirde; buda psikolojik-psikiyatrist bir halkası olan öfke, hayal kırıklığı, güvensizlik, saldırganlık ve madde bağımlılığı için potansiyel bir ortam sunmaktadır. Deneyimlerden yola çıkarak maalesef bu gibi ortamların çok fazla alkol veya uyku hapı, ağrı kesici ve yatıştırıcı bağımlılık riskini de ortaya çıkarabileceğini hesaba katmak gerekiyor.

Diğer bir önemli konu ise karantinadan dolayı sosyal kontrolün şu anda mümkün olmadığıdır. Özellikle çocuklara yönelik aile içi şiddetin başka şekilde fark edildiği yada deşifre olan okullar, kreşler veya çocuk bakıcılarının bilinen nedenlerden işlevsiz oluşları bu durumu dahada içinden çıkılmaz bir hale sokuyor. Unutulmamalıdır ki sadece Alman Psikiyatri ve Psikoterapi, Psikosomatik ve Nöroloji Derneği (DGPPN)'den gelen rakamlara göre, sadece Almanya'da 2,5 milyon yasal olarak sigortalı kişi her üç ayda bir psikiyatri ve psikoterapi ve nöroloji uzmanları tarafından tedavi ediliyor olmasıdır. Bir salgın olmadan, yani normal bir sosyal durumda bile Almanya gibi bir ülkede açıklanmayan tahmini aile içi şiddet sayısı yüzde 80'dir. Bunun büyük bir oranını kadınlar ve çocuklar teşkil etmektedir. Şu anda bu vakalarda sadece cüzi bir kesiminin tedavi ediliyor olması ise kadın ve çocuklara karşı aile içi şiddettin gittikçe çok önemli bir sorun teşkil etmekte olduğu, bununda şu anda kontrolünün zor olduğudur. Zaten Virüsten önce var olan aile içi şiddettin şimdilik gittikçe daha karmaşık bir hal aldığını varsayarsak en çok tedirgin edenin ise; önümüzdeki birkaç hafta içinde aile içi şiddetin önemli ölçüde artacak olması kaygısının gittikçe yükseldiğidir.

Gerek Çin ve gerek İtalya'daki deneyimlerden yola çıkarsak, aile içi şiddet suçlarının ne yazık ki önemli ölçüde artabileceği endişesinin yüksek olduğudur. Mevcut gerilimin zihinsel sağlık sorunları olan kişilerle başa çıkmanın diğerlerine göre daha zor olduğunu vurgulamakla birlikte,

bu tür riskli grupların strese karşı daha hassas oldukları ve daha fazla korku, daha fazla panik ve depresyon dahil olmak üzere daha fazla semptoma meyilli olduklarıdır. Özellile şu anda intiharı önleme anlamında da çok dikkatli olmayı gerektirdiği gibi, önleyici ve koruyucu önlemler almakta siyasi sorumluluğu olan siyasilerin, devletin ve bir o kadarda toplumun görevidir.

Bu duruma duyarlı olunmadıkça ve müdahalede geç kalındığı taktirde mağdurlarda ömür boyu sürecek bir travmatik deneyimin çıkabileceğini unutmamak gerekiyor. Unutulmamalıdır ki; Çocukluk ve ergenlik döneminde aile içi şiddet deneyimleri genellikle gelecek nesillere negatif olarak aktarılır - eski mağdurlar daha sonra bunun faili olabilecekleri gibi yetişkinlik çağında tekrar şiddet mağduru olma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu yüzden sorumluluk gereği, sosyal dayanışmayı yükseltmek, izolasyona kapılmamak gerekiyor.