Kürt Halk Önderi, devletin yaklaşımlarının “şimdilik” güven verici olduğunu söylüyor.
Başka bir şey daha söylüyor. Diyalog, görüşme, müzakere süreçlerinin güven-güvensizlik ikileminden bağımsız ele alınmasını, böylesi süreçlerin mücadeleyi başka araçlarla sürdürmek anlamına geldiğini söylüyor. Görüşmelerin çözümle sonuçlanmasına yol açacak mücadele yöntemlerine işaret ediyor.
Kaygılı olanlar haksız değil. Kürt Halk Önderinin 1999 Eylül’ünde yaptığı geri çekilme çağrısı ardından yaşanan kayıpların kaygılara yol açması doğal.
1999’daki geri çekilme kararı ve yol açtığı sonuçlardan yola çıkarak günümüzle kıyaslamak pek isabetli olmayacaktır. Zira koşullar 14 yıl öncesinden çok farklıdır. Şöyle ki:
En yalın ifadeyle 99 geri çekilmesi bir zorunluluk sonucu gündeme gelmişti. Uluslararası komplonun ortaya çıkardığı bir kaos vardı. Hareketin yeniden toparlanması gerekiyordu.
Bugün ise yeni bir süreci başlatma temelinde gündeme gelmiştir. Ortada kaos yok. Hareket son derece örgütlü ve bütünlüklü.
99’da Öcalan’ı esir eden Türkiye yetkilileri zafer havasındaydı ve PKK’yi bitireceklerine inanıyorlardı.
Bugünün Türkiye’sinin yetkilileri ise savaşarak PKK’nin bitirilemeyeceğine kanaat getirmişlerdir. Kürt sorunu kabul edilmiş, çözümünde Öcalan muhatap kabul edilmiştir.
99’da uluslararası komplonun yarattığı ağır bir atmosfer vardı. Olanca koyuluğuyla Kürt halkının, partisinin, gerillasının üzerinde baskı unsuruydu. Öcalan’ın daha ilk duruşmalarda dile getirdiği paradigma tam anlaşılamamıştı.
Bugün durum farklı. PKK yeni paradigma temelinde örgütlenmesini tamamlamış durumda. Zihniyet değişiminde küçümsenmeyecek mesafeler katedilmiş. Ağır atmosfer, yerini kendine güvenen bir partiye, yönetime, militanlar topluluğuna bırakmış.
99 ve sonrasında Osman-Botan şahsında ortaya çıkan tasfiyecilik, hem örgütte hem halkta kafa karışıklığını derinleştiriyor, parçalı duruşlara sebep oluyordu.
Bugün ise tasfiyeci çizgi yenilgiye uğramış, örgüt içi sorunlar aşılmış, Kürt halkı ve hareketi, Öcalan’ın çizgisinde bütünleşmiş. Hatta kendi öz örgütlenmelerini yaratarak demokratik siyaset alanı açma mücadelesi veriyor.
99’da Öcalan sadece “PKK lideri”yken bugün Kürdistan’ın tüm parçalarında halk önderi olarak adlandırılıyor.
Yani süreç, 99 sürecinden çok farklıdır.
Bir de silahlı güçlerin geri çekilmesinin 99 süreci gibi kayıplara yol açacağı, bununla birlikte devletin silahlı güçlerinin operasyon, pusu gibi kalleşlikler yapabileceğine dair kaygılar var.
Kürt Halk Önderi ve Kandil arasındaki mektup trafiğinde bu konunun yoğunca tartışıldığı anlaşılıyor. Devletin bu konuda güvence verip vermediği bilinmiyor, ama cılız da olsa hükümetin yaptığı düzenlemeleri “geri çekilmede problem yaratmamak” biçiminde nitelemek gerçeğe daha yakın duruyor.
Sonuç itibariyle kaygılar vardır, doğaldır. Ancak kaygılar Kürtleri hamle yapmaktan alıkoymamalıdır. 14 yıllık İmralı direnişinin ortaya çıkardığı sonuçlar, bu önermenin doğruluğunu kanıtlamıştır. İnançlı ve umutlu olmak, bununla birlikte hazırlıklı ve tedbirli olmak, bugünkü örgütlülük düzeyi ve bilince en yakın duruştur.
Süreci çözüme evirecek olan devletin vereceği teminat değil, mücadele kararlılığı ve örgütlülüğün gücüdür.
Geri çekilme ve kaygılar
Öyle görünüyor ki yakın bir zaman diliminde HPG güçleri Türkiye sınırlarının dışına çıkmaya başlayacak. Bu gelişmeleri, geçmiş deneyimler nedeniyle kaygıyla izleyenler olduğu kadar yeni sürecin yarattığı iklimden dolayı heyecanla karşılayanlar da var.