Her ne kadar Londra’da bir İngiliz askerini doğrayan siyahi bir Müslüman’a, ABD’de bilgisayarının başında dağ köylerine bomba yağdıran subaylara, öldürdüğü adamın kalbini çıkarıp ısıran Suriyeli’ye bakıp dünyanın 11. yüzyıldaki Sagrajas savaşından bu yana çok yol kat ettiğini düşünmek için fazla bir nedenimiz olmasa da yine de barış için çalışmak medeni bir insanın en temel görevi.

KCK’nin ilan ettiği eylemsizliğin ardından hiçbir can kaybının yaşanmaması barış süreci konusundaki karamsarların sayısını gittikçe azaltıyor. Bu henüz bir sene önce kıran kırana bir savaşa tanıklık ettiğimizi düşünürsek başlı başına son derece önemli bir gelişme.
Çok ilginçtir ki baskı altındaki insanlar, kendilerinden çok daha güçlü düşmanlarına karşı intiharvari saldırılara girişebilmelerine rağmen pek azı güçlü ve örgütlü bir sivil direniş geliştirme konusunda kolay kolay ikna olamıyor.
***
Savaş, silahlı mücadele her zaman sivil direnişten daha popülerdir. Bu dünyadaki barış hareketlerinin başa çıkmaya çalıştığı bir gerçek.
Savaş popülerdir çünkü egemen güçler şiddete ve zora dayalı devlet yapılanmasını daha da güçlendirmek için olağanüstü bir çaba içerisinde. Dünyanın “büyük” güçleri her gün daha fazla insanı, daha etkili bir şekilde öldürebilmek için devasa savaş makineleri icat ediyor.
Bunun karşısında direnç odakları var. Kim ne derse desin Kürt hareketi bu direnç odaklarından biri. Silahlı mücadele halindeyken de sivil siyaset alanında da.
Kürtlerin yürüttüğü mücadele bir savunma savaşıydı. Hiçbir aklı başında insanın “terör” olarak nitelendiremeyeceği bir direnişti.
Kürtlerin savaşı bir yerleri fethetmek, büyük ulusal çıkarlarını başka halkların acıları pahasına korumak ve geliştirmek için değildi. Ne stratejik amaçları vardı ne de taktik amaçları. Kürt savaşının tüm amacı Kürt halkının kendine ait olanı, gasp edileni geri alma çabasıydı.
“Bunlar alındı mı da silahlı mücadele döneminin sona erdirilmesi düşünülüyor?” diyenler olacaktır.
***
Öncelikle günümüz itibariyle artık Kemalist devletin Kürtlerin asimile etme, kültürel soykırıma uğratma, Türkleştirme politikaları iflas etmiştir. O defteri Kürtlerin 30 senedir yürüttüğü mücadele kapattı.
Kürtler artık dört parçada gelişen mücadele ile Ortadoğu’daki denklemin etkin aktörlerinden biri ve tanınan ve saygın bir halk. Ortadoğu yeniden şekillendikçe tüm güçler Kürtlere, Kürtlerin iradesine sırtını dönemeyeceğini kavrıyor.
Gelinen noktada barış sürecinin önünün açılması için tüm koşullar olgunlaşmış durumda. Kürtler savunma savaşı aşamasından kazanımların hızla gerçekleşeceği siyasal mücadele aşamasına geçmek için ortaya büyük bir irade koyuyor.
Geri çekilme eğer süreç öngörüldüğü şekilde giderse Kürt hareketi açısından ciddi kazanımlarla sonuçlanacak bir dönemin ilk adımı olacak.
***
Sürecin bir diğer önemli paydası ise Rojava. Kuzey Kürdistan’da yaşanan gelişmelerin hiç şüphesiz ki Rojava’ya büyük etkileri olacak. Nasıl Rojava’daki direniş Kürt hareketinin elini güçlendirdiyse Kuzeyde gerçekleşecek bir barış süreci Rojava’daki kazanımların garantörü haline gelebilir.