Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla toplanacak kongrenin kararı çoktan çıkmış gibi bir hava esiyor etrafta. Az bilinen şu ki genel politik teoride yaygın kabul edilenin aksine gerilla hareketleri demokratiktir ve hatta demokratik olmak zorundadır. Bu yüzden kongre, egemenlerin karikatür demokrasisi gibi sadece mutfak robotu değil, en alttan en üste tartışılan, en keskin uçlarının da ileri sürülebildiği ve en azından ikna edilerek inşa edilen bir kararlar bütünüdür.
Çünkü gerilla, devletlerin her türlü baskısına, öldürmelerine, işkencelerine karşı sürekli bir dağıtma, geri döndürme yöntemlerine direnmek zorunda olan gönüllü bir araya gelmiş bir örgütlenmedir. Bu yüzden gerillanın birlikte hareket edebilmesinin tek biçimi iç demokrasisinin olma zorunluluğudur.
Bu, her kararın demokratik olması manasında değildir ama genel olarak kararlar demokratik olmazsa gerilla azalır ya da dağılır. Demokrasi, yani birlikte karar verme hakkı gerilla gibi ölüm ile yaşam arasında dar alanda günlük hayatını sürdürenler için temel yapı taşıdır. Bu, her demokratik kararın doğru olduğu anlamına da gelmez. Sadece kararın doğru ya da yanlış demokratik olmasıdır, o kadar.
Tabii ki gerilla önderliğinin, özellikle halk önderliğine dönüşmüş liderliğin, etkisi çok fazladır ancak bu, gerillada demokratik olma vasfını ortadan kaldırmaz. Her karar yaşanmışlıkların, deneyimlerin, öngörülerin toplamıdır zaten. Bunların sıfırlanarak karar alınacağını söylemek mümkün olabilir mi? Mesela Zapatista komünlerinde 12 yaşından büyük her kadın ve erkeğin oyu, SubKumandan Marcos'la aynıdır ama tabii ki SubKumandan Marcos'un kararlardaki etkisi tartışılamaz. Her şeyi bir tarafa bırakın, günlük hayatımızda da bu böyle değil midir? Demokrasi egemenlerin sandık oyunu değil, özgürlerin karar hakkıdır.
Gerilla aynı zamanda mutlaka dışa karşı demokratik olmak zorundadır. Halkın genel talebi üzerine hareket etmeyen bir gerilla marjinalleşir. El Salvador gerilla liderlerinden Şefik ile konuştuğumuzda bunu "Gerillanın dağı halktır" diye tanımlıyordu. Yani halk barışı isterse, gerillanın başka bir şey yapabilme şansı yoktur. Aynı zamanda barış, zafer değildir. Gücünüz oranında karşılıklı bir uzlaşma noktasıdır. Bu yüzden bir barış anlaşmasından "devrim" beklemek gerçekçi değildir, ancak sadece devleti "masaya oturtmak" bile bir kazanımdır ve ortaya çıkacak olan kazanımların toplamından doğacak yeni bir hareket noktasıdır.
"Her şey bitti. Gerilla silah bırakacak"tan ibaret, halkın içinde yaygınlaştırmaya çalışılan "umut oyunu" ya da özgür ve adil bir barış! Yine barışı örgütlemekten ve gerçek bir demokrasiden geçecek her şey...