Gerillanın yeni hamlesi

Forum Haberleri —

Gerilla

Gerilla

  • Kurdistan Özgürlük Gerillası gerçekleştirdiği devrimci operasyonlarla zamana mutlaka daha büyük zaferler sığdıracak, AKP-MHP faşizmi ve işgalci Türk ordusu ise daha büyük şoklar yaşamaya devam edecektir.

Xalid KARASUNGUR

İşgalci-sömürgeci Türk devleti şoktadır. Daha doğrusu şok üstüne şok yaşamaktadır. Elbette Kurdistan Özgürlük Gerillasının özellikle son aylarda işgalci Türk ordusuna karşı geliştirdiği kesin sonuç alan başarılı devrimci operasyonlarından söz etmekteyiz.

PKK ile işgalci-sömürgeci-soykırımcı Türk devleti arasındaki savaş yarım asırdır sürmektedir. Kurdistan Özgürlük Gerillasının en son gerçekleştirdiği Metîna, Zap, Xakurkê devrimci operasyonlarında bir kez daha çok çarpıcı bazı gerçekler ve sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bunları direnişin ilk gününden bugüne kısa bazı başlıklar altında özetlemekte yarar vardır.

1- Soykırımcı-sömürgeci Türk devleti tüm Kürt isyanları içinde tarihte ilk kez en uzun süren 50 yıllık bir PKK direnişiyle karşı karşıyadır. İşgalci Türk devleti 50 yıl süren bu savaşta tüm iç ve dış imkanlarını seferber etmesine rağmen başarılı olamamıştır. Gerilla sıfırdan hatta sıfırın altından başlayarak bugünkü nicel ve niteliksel gücüne kavuşurken, Türk devleti en güçlü olduğu zamanlarından bugün tam bir dökülme, her bakımdan bir çürüme ve çöküş sürecini yaşamaktadır. Bu ABD, AB ve NATO’nun sınırsız desteğine ve tüm ekonomik, siyasi ve askeri gücünü seferber etmesine rağmen böyledir. Demek ki Kurdistan Özgürlük Gerillası karşısında başarılı olamayan işgalci Türk devleti ne yaparsa yapsın bundan sonra da asla başarılı olamayacaktır.

2- Bu savaşta ilk günden bugüne kadar on binlerce Türk askeri ölmüş ve yaralanmıştır. Bunların içerisinde en çok hamaset yapan, bilinçsiz ve eğitimsiz Türk toplumunun duygularıyla oynayan ve istismar eden, sahte gözyaşları dökerek gerçeklerin üstünü örten ve topluma yalan üstüne yalan söyleyen gelmiş-geçmiş hiçbir cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve ordu komutanlarının çocukları yoktur. Çocuklarını bir tarafa bırakalım bunlardan hiçbirisinin yakın akrabalarından da bu savaşta bugüne kadar ölen ve yaralanan olmamıştır. Bu 50 yıldır böyledir, ölenler kesinlikle ya paralı askerlerdir ya da zorla askere alınan yoksulların çocuklarıdır.

3- Türk devleti Kürtlerin ret ve inkârı üzerinden 50 yıldır soykırım kıskacında tuttuğu Kürtlere karşı geliştirdiği savaşta yüz binlerce milyar dolar harcamıştır. Savaşa harcanan bu devasa bütçe Türkiye’nin ekonomisine ve sosyal hayatına ayrılmış olsaydı Türkiye’de şimdi ne açlık ne de yoksulluk olacaktı. Savaş sürdükçe Türk ekonomisi daha da batacak, dibe vuracaktır. Bunun sonucu olarak Türk halkı da daha çok açlık, yokluk, yoksulluk yaşayacaktır. Savaş sürdükçe Türk siyaseti de daha çok tıkanacaktır. Demek ki savaş herkesi her düzeyde vurmaktadır ve bunun da tek sorumlusu savaş politikaları üzerinde yaşamlarını ve geleceklerini büyük garantiye alan AKP-MHP faşizmi ve savaş kurmaylarıdır.

4- Kürt inkârı ve Kürt soykırımı savaşı olmasaydı ya da şöyle söyleyelim, Kürt sorunu çözülmüş olsaydı Türkiye bugün ne dünyada ne de Ortadoğu’da bu kadar itibarsız, herkesle kavgalı ve çatışmalı bir pozisyonda ve konumda olmayacaktı. Aksine Kürt sorununun çözümüyle birlikte hem demokratikleşmiş olacak hem de ekonomik refah ve gelişmişlik düzeyi bakımından Türkiye Ortadoğu’nun örnek bir ülkesi olacaktı.

5- Demek ki, Türk toplumuna büyük yıkım ve her açıdan ağır ve acı faturalara mal olan bu savaş ve savaşa neden olan çözülmeyen Kürt sorunu, Türkiye’deki tüm sorunların anası durumundadır. Bu sorun çözülmeden Türkiye’nin hiçbir sorununun çözülmeyeceği, Türkiye’nin demokratikleşmeyeceği, dolayısıyla hiç kimsenin demokratik ve özgür yaşamayacağı ve de rahat etmeyeceği açıktır.

6- Madem ki tüm sorunların anası, temel sorun Kürt sorunuysa o halde çözülmesi elzemdir. Çözemeyen çözülür, derler. Şimdi AKP-MHP faşizminin şahsında çözülen soykırımcı-sömürgeci Türk devletinin inkar ve red politikaları olmaktadır. Çünkü artık ne yalan ve demagoji üzerinde yapılan propaganda ne zamana ve uzatmalara oynamak sonuç vermektedir. Bir de Türkiye’de artık yaşanan bu gerçekleri gören “kral çıplaktır” diyebilecek kadar hesapsız, temiz yürekli, cesur insanların daha çok konuşması gerekmektedir. Tıpkı Cezayir’de bir zamanlar Jean Paul Sartre’nin Fransız sömürgeciliğinin Cezayir’deki soykırımına karşı “hepimiz katiliz” dediği gibi Türkiye’de de onurlu ve soylu tutum sahibi olanlar daha güçlü ses çıkarabilmelidir. Aynen bugün İsrail devletinin Filistin halkı üzerinde gerçekleştirdiği soykırıma karşı Yahudi halkının “artık bıktık” diyerek Netanyahu’ya karşı barış ve çözüm için büyük tepki ve gösteriler geliştirmesi gibi Türkiye’de de Kürt soykırımı savaşını yürüten AKP-MHP faşizmine karşı toplumsal tepkinin büyüyerek gelişmesinin zamanıdır.

7- Askerlerin ölümleri sonrasında Türk televizyonlarında yoğun tartışmalar yapılmaktadır. Halen Armağan Kuloğlu, Abdullah Ağar gibileri konuşmaktadır. Bunlar sözde gelişmeleri yorumlamakta, ama aslında utanmadan Türkiye halklarına yalan üstüne yalan söylemektedirler. Bunların yanında birçok yalan ve çarpıtma yaptığı halde istemeyerek de olsa arada bazı gerçekleri söyleyenler de olmaktadır. Haldun Solmaztürk bunlardan birisidir. Solmaztürk "eğer siz bir bölgede kalıcı üs oluşturmayı hedefliyorsanız, o bölgeyi işgal ediyorsunuz demektir. Yani kendi ülkenize katıyorsunuz" demektedir. Bu kesinlikle doğrudur. Bu kalıcı üsler doğal olarak Kurdistan Özgürlük Gerillasının hedefi olmaktadır. O halde KDP’nin de bu askeri üslerden uzak durması hem gerekli hem de doğru olandır.

8- Kurdistan Özgürlük Gerillasının 12 Ocak tarihinde Zap-Girê Amediyê’de başlattığı büyük devrimci hamle kuşkusuz Türk devletini sarsmıştır. Soykırım suçlusu faşist şef Erdoğan hemen savaş kabinesini toplamıştır. Ardından MGK’nu toplama kararını almıştır. Bunlar doğrudan savaşı yöneten, savaş suçlusu olanlardır. Bir de sözüm ona muhalefetin durumu vardır. CHP derhal MYK’sini toplamış, 14 Ocak’ta Ankara’da yapacağı mitingi iptal etmiştir. CHP’nin bu tutumu yanında diğer düzen partilerinin ne düşündükleri ve ne yapacakları tahmin edilir. Türkiye’nin sözde muhalefeti Türkiye’nin geleceğini karartan, Kürt soykırımında ısrar eden AKP-MHP faşizminin savaş politikalarına karşı demokrasi, barış ve çözüm dilini geliştireceğine hepsi adeta birbiriyle yarışarak daha çok Kürt düşmanlığı, Kürt inkarı ve daha çok savaş dilini geliştirmektedir. Bunu yapmakla aynı zamanda Kürtlere ve tüm demokrasi güçlerine karşı AKP-MHP faşizmiyle aynı kulvarda buluşmakta, suç ortaklığı konumuna düşmektedirler. Türkiye toplumunun bilmesi gereken temel bir gerçeklik de şudur ki, söz konusu bu sözde muhalefetin muhalefet yapmayan tutumu olmasaydı bu savaş bu düzeyde gelişmeyecek, Türk halkı da bu kadar büyük bedeller ödemeyecekti. Rejimin payandası durumunda olan bu muhalefet Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda belki son derece sınırlı bazı çabalar gösterebilmektedir. Ancak sorun Kürt sorunu olunca AKP-MHP faşizmiyle açıkça aynı noktada durmakta, iktidarın değirmenine su taşımaktadır.

9- Kurdistan Özgürlük Gerillası gerçekleştirdiği devrimci operasyonlarla zamana mutlaka daha büyük zaferler sığdıracak, AKP-MHP faşizmi ve işgalci Türk ordusu ise daha büyük şoklar yaşamaya devam edecektir. Yeter ki bu sert mücadele sürecinde asla rehavete girilmesin. Zira bilmek gerekir ki AKP-MHP faşizmi Kürt kazanımlarının olduğu her yeri ve her direniş mevzisini hedef olarak görecek ve saldıracaktır. Kürt kazanımlarını yaratan ve bunun mücadelesini veren herkesin ve tüm güçlerin bunu bilerek her zamankinden daha fazla hazırlıklı olması ve daha büyük başarması tarihsel görev ve sorumluluk olmaktadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.