Tülay Eren, üniversiteye hazırlık sürecindeyken adını daha önce sadece televizyonlardan duyduğu Gever’e gelip direnişe katıldı. Neden Gever’de olduğunu ve niye direndiği biliyordu. Üstelik kendi hikayesinin de yazılacağının farkındaydı. İstanbul’da büyüyen Bitlisli Eren, direnişin 15. gününde direniş tarihine hikayesini ve umudunu bıraktı.

“Hangi edebi dil, hangi şarkı, hangi film anlatabilir bu direnişi? Yazın Gever’i yazın. Gever halkına onuruyla direnen kadınların mesajını iletin. Ve benim hikayemi de yazmayı unutmayın...” Bu sözler kuşatma başlamadan birkaç gün önce DİHA’ya konuşan ve direnişin 15’inci gününde YPS Genel Koordinasyonu tarafından yaşamını yitirdiği duyurulan YPS-JIN üyesi Bitlis nüfusuna kayıtlı Tülay Eren’e ait. Kuruluşunu ilan ettikten sonra YPS-JIN direnişçileriyle yapılan röportajda “Benim halka vermek istediğim bir mesaj var, ben konuşayım” diyerek kameraların karşısına geçen, 28 Şubat’ta DİHA’da yayınlanan röportajda YPS’ye katılmadan önce kendisini, “İstanbul’da kimliksiz bir kadın” olarak tanımlamıştı Eren. Yaşadığı İstanbul’da YPS saflarına katılmadan önce sık sık kendi mahallesinin dışına çıkarak yeni yaşamlarla, yeni insanlarla, faklı hikayelerle karşılaştığını anlatmıştı Eren. Üniversiteye hazırlık sürecindeyken adını daha önce sadece televizyonlardan duyduğu Gever’in bu açıdan kendisi için bir dönüm noktası olduğunu da.

Direniş büyütülmeli

“Artık silahlanmalı” sözleriyle seslendiği kadınlara Eren,”Her gün Türk devleti tarafından halkımıza işkence ediliyor ve zulüm ediliyordu. Kalemin artık bu noktada bir işe yaramayacağını düşündüm, çünkü normal bir süreçten geçmiyoruz artık. Yapacağım tek şey direnişi büyütmek olduğu için bu saflarda yerimi aldım. Aynı şekilde halkımızın ve özellikle genç kadınlarımızın artık bu kirli politikalara karşı YPS-JIN saflarına katılması gerek, yoksa yarın bunun için çok geç olabilir” diyerek her alanda direnişe durma çağrısında bulunmuştu. 




8 Mart’ta direniş mevzilerinde

“Güneş’in doğuşuna tanıklık eden direnişçiler” haberine de konu olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne barikat başında giren Eren ve 5 yoldaşı karşılamıştı habercileri. 6 Mart gecesi haber için alınan randevu saati geldiğinde habercileri bir sokağın başında alarak “Kadınlar, direngen kadınlar özgür sokaklarda asayiş turunda” diyen Eren, nöbet boyu dimdik ayakta kalmıştı. 
Gecenin ilerleyen saatlerinde, “8 Mart geliyor, kutlama yapacak mısınız?” sorusunda da, “8 Mart kadınlar için artık bir kutlama günü değil, direniş saflarında bütünleşme günü olmalıdır. Yani laf bitti, pratik zamanıdır diyebiliriz. Gever’de kadınların ördüğü bir direniş gerçekliği var. Mesela sömürülen kadının kutlama yapması abestir, kadın direnişi seçmeli, isyan etmelidir” diyerek, tarihi özyönetim direnişlerinde kadın öncülüğüne dikkat çekmişti. 



‘Hikayemi yazmayı unutmayın...’



Gever sokaklarında son gördüğümüzde, “Hangi edebi dil, hangi şarkı, hangi film anlatabilir bu direnişi?” diye soran Eren, “Yazın Gever’i yazın. Gever halkına onuruyla direnen kadınların mesajını iletin. Ve benim hikayemi de yazmayı unutmayın...” sözleriyle seslenerek not düştü tarihin direniş sayfalarına. Birkaç ay kaldığı Gever’de AKP güçlerinin ağır saldırıları ve bombardımanı altında günlerce direniş mevziini terk etmedi.