Dört yılı geride bırakan Gezi direnişinde, binlerce kişi gözaltına alındı, binlerce kişi yaralandı ve haklarında onlarca dava açıldı. İnsan hakları örgütlerinin hazırladığı rapora göre; Gezi eylemleri sırasında 11 kişi katledildi, 43’ü ağır 8 bin 163 kişi yaralandı, 5 bin 653 kişi hakkında 97 dava açıldı. Bunca hak ihlaline rağmen şiddet uygulayan devlet güçleri hakkında hemen hemen hiç dava açılmadı.

Sadece insan hakları örgütlerinin değil bizzat İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapor bile yaşanan hak ihlallerini gözler önüne seriyor. Bakanlık raporunda, Gezi sürecinde yaklaşık 2,5 milyon insanın eylemlere katıldığı tespit edildi. Raporda, bu eylemlerde yaklaşık 4 bin 900 kişinin ‘şüpheli’ konumunda gözaltına alındığına, 4 bine yakın kişinin yaralandığına yer verildi. 

İlk polis saldırısında “Kırmızılı kadın” olarak tanınan Ceyda Sungur’a, yakın mesafeden biber gazı sıktığı için polis memuru Fatih Zengin’e 20 ay hapis ve 600 fidan dikme cezası verildi. Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nde yaralılara tıbbi yardımda bulunan doktorlar Sercan Yüksel ve Erenç Yasemin Dokudan’a “İbadethaneyi kirletme” suçundan 10 ay hapis cezası verildi.

Zabıtalar beraat etti

Eylemin ilk günlerinde parktaki çadırları yakarak yangın çıkaran zabıtalar beraat etti. Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın kurucuları Cem Yakışkan, Numan Bülent Ergenç ve Halil İbrahim Erol’un da aralarında bulunduğu 35 kişi “darbeye teşebbüs” suçlamasıyla yargılandığı davadan beraat etti. Zamanla açılan davalar birer birer düşerken, Gezi eylemine katılan 255 kişiyle ilgili davalar ise cezayla sonuçlandı. Bu davalar arasında en dikkat çekenleri ise Gezi’de katledilenlerin faillerine dair açılan davalar oldu.

Elvan davası 4 yıl sonra

Gezi Parkı eylemleri sırasında 16 Haziran 2013’te Okmeydanı’nda bulunan evinden ekmek almaya giderken polislerin attığı gaz fişeğiyle yaralanıp hastaneye kaldırılması ardından 11 Mart 2014’te yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın ölümüne ilişkin açılan davanın ilk duruşması, 6 Nisan 2017’de ancak görülebildi. Mahkeme heyeti verdiği ara kararında, sanık polis Fatih Dalgalı’nın tutuklanmasına yönelik talebi, “dosyadaki delil durumu, sanığın duruşmaları takip etmiş olması, yaptığı görev itibariyle kaçma şüphesinin bulunmaması” gerekçesiyle reddetti. Davanın ikinci duruşması, 6 Temmuz’da görülecek.

Atakan davası ilk günkü gibi

Ahmet Atakan (23), Hatay Antakya’da 10 Eylül 2013’te katledildi. Atakan’ın gaz bombasıyla vurulduğunu gören tanıklar var. Soruşturmada savcı değişikliğinden başka bir gelişme yok. Olay yerini karşıdan gören fırının güvenlik kamerası için önce “Bozuk, çekim yapılmamış”, sonra “Çekim yapılmış ama hard disk bozuk” denildi. Polise ait kameraların da hard disklerinin bozuk olduğu belirtildi. 

Korkmaz’ın katillerine ‘iyi hal’

Ali İsmail Korkmaz (19), Eskişehir’de 3 Haziran’da Gezi yürüyüşü sonrası sivil giyimli eli sopalı kişilerce dövülerek, hastanelik edildi. Korkmaz, 38 günün ardından yaşam savaşını kaybetti. Olay yeri görüntüleri silindi. 4’ü polis toplam 8 kişi, Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Kasten yaralayarak ölüme sebebiyet vermek” suçundan yargılandı. Tutuklu sanık polis Mevlüt Saldoğan’a 10 yıl 10 ay, tutuksuz polis Yalçın Akbulut’a 10 yıl, fırıncılar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu ve Muhammet Vatansever’e ise 6’şar yıl 8’er ay hapis cezası verildi. Sanıklara “iyi hal indirimi” uygulandı. Dava, Yargıtay’da usulden bozuldu. Yeniden yargılamada sanıklara aynı cezalar verildi. Fırıncılar tahliye edildi.

Sarısülük davasında ‘nakil’ ve ‘aklama’

Ethem Sarısülük (26), 14 Haziran’da Ankara Kızılay Meydanı’ndaki Gezi eylemleri sırasında polis Ahmet Şahbaz tarafından ateş edilerek öldürüldü. Sanık Ahmet Şahbaz, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “olası kastla adam öldürme” suçundan yargılandı. Verilen 21 yıllık hapis cezası, “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimleriyle 7 yıl 9 ay 10 güne indirildi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kararı usulden bozdu. Sanık Şahbaz tahliye edildi. Dava, 2 Eylül 2015’te Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Mahkeme heyeti, karar duruşmasında polis Ahmet Şahbaz’a, “Meşru müdafaada kastı aşarak ölüme neden olma” suçundan 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası verdi. Hapis cezası, 10 bin 100 lira adli para cezasına çevrildi.

Cezasızlığa tepkiye dava

Tüm bu davalarda ailelerin ve mağdurların istediği cezalar çıkmadı, failler yargı tarafından korundu. Ancak Gezi eylemleri sırasında katledilenlerin davalarındaki cezasızlık politikalarına dikkat çeken çok sayıda kişi gözaltına alındı ve haklarında davalar açıldı. 


Gezi’nin tanığı gazeteciler anlatıyor



Gezi direnişinin hem aktörü hem tanığı hem de mağduru olan gazetecilerden Gökhan Kazbek, Gezi ile ilgili haber yaptığı için işten atıldı; Serdal Işık plastik mermiyle sırtından yaralandı; “Nefes bile alamıyordum” diyen İsmail Altan’a göre eğer insanlar sağ duyulu olmasaydı ikinci 1977 olayı yaşanacaktı.

Kent kent sokaklara yayılan Gezi direnişi sırasında birçok kişi polis şiddetine maruz kaldı. Gezi’nin hem tanığı hem mağduru hem de aktörü olan gazeteciler de polisin bu şiddetinden nasibini aldı. “Gezi’ye sempati” ile baktıkları için gözaltına alındılar, darp edildiler, tutuklandılar ve işlerinden oldular. Gezi’de mesleklerini icra eden yaklaşık 100 gazeteci, polis tarafından darp edilerek, hakaretlere uğradı. Yine o dönem bir dergi kapatıldı, iki yazar, bir pankart, bir dizi sansürlendi, bir kanal kapanmanın eşiğinden döndü. Gezi’de yaşanan hak ihlallerinden nasibini alan gazeteciler, yaşadıklarını anlattı. 

Hiçbir haber istenmedi

Gezi sürecinde sosyal medyada paylaştığı iddia edilen bir fotoğraf gerekçesiyle TRT’deki işinden çıkarılan Tele 1 televizyonu haber müdürü Gökhan Kazbek, bir buçuk yıl iş bulamadı. Gazetecilik refleksiyle olayları haberleştirmeye çalıştıklarını dile getiren Kazbek, “Gezi ile ilgili hiçbir haber yapmamamız istendi. Dolayısıyla biz TRT olarak habercilik anlamında hiçbir şeye imza atmadık” diyerek izin günlerinde başka haber kuruluşlarına yaptığı haberleri attığını söyledi.

Daha sonraki süreçte çalıştığı kurum tarafından sarı zarf verilerek kendisinden savunma istendiğini aktaran Kazbek, şunları aktardı: “Gezi sürecinde benim paylaştığımı iddia ettikleri bir fotoğrafla ilgili savunmamı istiyorlardı. Üçüncü savunmamın sonucunda Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğim ve Ankara’ya gelmem gerektiği söylendi. Sözleşmeli personel olarak 1 Kasım’da kadrolu çalışan olacakken 31 Ekim’de ilişiğim kesildi.” 

TRT’den ayrıldıktan sonra dergi ve televizyon konusunda oldukça deneyimli olmasına rağmen iş bulamadığını vurgulayan Kazbek, en son KHK ile kapatılan İMC TV’de iş bulduğunu aktardı. Gezi’den bu yana gazetecilerin çalışabileceği alanların oldukça azaldığına dikkat çeken Kazbek, “Ayaklar altına düşen gazetecilik iyileştirmelidir” dedi.

Gezi’de sırtından yaralandı

Gezi direnişi sürecinde gazeteciliğe başlayan Etkin Haber Ajansı (ETHA) editörlerinden Serdal Işık da gazeteci olarak yaşadığı zorlukları paylaştı: “Polisin attığı yoğun gaz sonucu solunum sıkıntısı çektim. Daha sonraki süreçlerde de akciğerimde sorunlar devam etti. Plastik mermiyle sırtımdan yaralandım. Bunlar sadece benim yaşadıklarım. Gaz kapsülleri ile yaralanan arkadaşlarımız oldu, gözünü ve bildiğiniz gibi hayatını kaybedenler oldu. Bunlara tanıklık ettik. Gezi’de kısmen de olsa gazetecilik yapabildik. Şuan geldiğimiz aşamada ise gazetecilik yapmak çok daha zor. Gazeteciyim demek bile artık daha zor. Gazeteciler tutuklanıyor, çalıştığınız yayın organları kapatılıyor ve devlet sizi gazeteci olarak görmediği için alanda çalışmanız çok daha zor.” 

İkinci 1977 yaşanacaktı

Gezi sürecinde Barış Televizyonu’nda çalışan şu an ise serbest gazeteci olan İsmail Altan ise “Gaz atılan kırmızı elbiseli kadın olayı gözümün önünde oldu” diyerek Gezi’de yaşanan hak ihlallerini anlattı. Polisin orantısız güç kullandığını ve biber gazı kullanması sonucu kendisinin fazlasıyla etkilendiğini dile getiren Altan, şöyle devam etti: “Gaz’dan kaynaklı çok göremiyordum. Gözlerimi açtığımda çok az görebiliyordum. Doğru dürüst göremeyince bir yurttaş koluma girmiş ve gözlerimi açtığımda beni The Marmara Hotel’inin yan sokağında bir yere getirdiğini fark ettim. Nefes bile alamıyordum. Diğer bir gün ise Gezi Parkı’nın içindeyken biber gazlı müdahale oldu. Arkadaşım yere düştü ben de kafamı ağaca çarptım. Öleceğimi hissettim. Öksürür gibi oldum ama öksüremedim. Eğer insanlar sağ duyulu olmasaydı ikinci kez 1977 olayı yaşanacaktı. Her taraftan gaz atılıyordu kaçacak yerimiz bile yoktu.” 

Altan, insanların can derdine düştüğü bir ortamda gazetecilerin tek kare de olsa fotoğraf geçmeye çalıştığına dikkat çekti. 

 DİHABER/İSTANBUL