SELMA AKKAYA / PARİS

Paris’in yoksul bir banliyösünde genç yaşta geldikleri coğrafyanın müzik aletleriyle buluştuktan sonra “Paris Gençlik Korosu” adında saz grubuyla müzik aşklarına başladılar. Her biri öğrencilik ya da iş yaşamından sonra geriye kalan zamanlarını müziğe verdi bu tarihten sonra. “Sınıfsal eşitsizliğe ve bu eşitsizliği besleyen kültüre tepkimizi, ‘gurbet’ ortamından dünya ve memlekete dair sıkıntıları, amatör bir şekilde de olsa müzikle ifade etmeye çalıştık” diyen Grup Su, artık profesyonel bir iddia ile karşımızda: “Gezi’den Diyarbakır’a: İDİGNA” albümüyle.

İlk albümleriyle müzikseverlerle buluşan Grup Su üyeleri, günümüzde kaybolmaya yüz tutan dayanışma ve kolektivizim gibi değerleri çalışmalarının merkezine koyduklarını ifade ediyorlar. Mehmet Çobanoğlu, Nihat Behram, Sanar Yurdatapan, Emre ve Lütfü Gültekin, Süleyman Çarnewa ve Kemal Şahin Gürel gibi isimlerin katkılarıyla hazırlanan albümde Grup Su’ya Gezi, Soma, Kobanê, Sur direnişleri esin kaynağı olmuş.

Gezi, Soma, Amed, Kobanê

Grup Su üyeleri, çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Gezi’den Kobanê’ye uzun yıllardır biriktirdiğimiz bir emeğin ürünüdür bu albüm. Yıllarca amatörce de olsa memlekete dair sıkıntıları müzikle ifade etmeye çalıştık. Yıllarca devrimci etkinliklerde yer aldık ve almaya devam ediyoruz. İşçi sınıfının davası ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini savunan bütün platformlara hiçbir karşılık beklemeden gönüllü desteğimizi sunduk. Bu ilk albümümüzde de Gezi’den Soma’ya, Amed’den Kobanê’ye ülkemizin insanlarının acılı ve ağır gündemine dair şarkılar yazdık.”

“Can Zülüm Bağlarında”, “Bir Avuç Kömüre”, “Arkadaş”, “Kobanê”, “Çûm Maciran” adlı şarkıların olduğu albümdeki ezgiler, Grup Su’nun dilinden son yılların acılar karşısındaki direniş notalarıyla buluşup müzikseverlere doğru akıyor.