
George Bush’un “stratejik ortak”, Barack Obama’nın “model ortak” gibi payelerle, “ılımlı İslam” bayrağı eline tutuşturulmuş Erdoğan hükümetleri, 2002’den itibaren Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olarak çalışıyordu. Ancak devletler, halklar; çağ ve geniş toplumsal ve yerel dinamikler hızla dönüşüyordu. Bu dönüşüm 7 Haziran 2015 Türkiye seçimleri öncesi ABD’yi AKP’ye artık “kerhen” destek noktasına getiri. Alternatifini bulduğunda, sırtındaki yastığı, altındaki döşeği çekmek üzere tetikte bekliyordu. ABD elçisinin Libya’da kökten dinci gruplarca öldürülmesinin yarattığı travma büyüyünce, Suriye ve Irak’ta IŞİD ve El Nusra güçlenince, Musul ile Şengal işgal edilip Hewlêr ve Bağdat risk altına girince, Avrupa ve ABD’de bazı noktalara saldırılar olunca frekanslar bozuldu. Suriye-Irak’ta olanlar hegemonya denklemlerini altüst etti. Bocalamalar yaşandıktan sonra stratejiler yeniden masaya yatırıldı. Uzun süre karışık sinyaller veren ABD, Esad’ı düşürmeyi ilk öncelikler arasından çıkarıp, IŞİD, El Nusra ve hempalarına odaklandı. Çünkü Ortadoğu’da Selefi ve İhvan ideolojisine yaslanmış merkezler, İsrail’den başlayıp ABD ve AB ülkelerinde şehirleri sarsabilirdi. Naziler gibi sivil katleden, yaşam tarzlarına müdahale eden zihniyet geleceği, yeni nesilleri ve ütopyalarını esir edebilirdi.
Obama ve stratejik kayma
Başkanlık rüyasıyla girdiği 7 Haziran seçimlerinde HDP yüzde 13.12 oy alınca, yüzde 40.87 alsa da tek başına hükümet kurma yeteneğini kaybeden AKP, Erdoğan’a kamuoyu önünde ayar verme başladı. Bu seçimlerin dış politikada dönüştürücü etkisinin tezahürü. Boynuzlar kırılınca ABD Başkanı Barack Obama, Almanya’da toplanan G7 liderlerinin yanında, IŞİD ile El Nusra’ya insan ve silah akıtan Türkiye’ye çıkıştı. IŞİD güçlerinin geçişini engelleyerek izole edip zayıflatabileceklerini, ancak Türkiye’nin bunu yapmadığını açıkça söyleyen Obama, “Hala binlerce yabancı savaşçının Suriye’ye geçtiğini ve sonrasında da Irak’a gittiklerini görüyoruz” diyor ve ekliyordu: “Bunların hepsi engellenemez, fakat daha iyi bir işbirliği, koordinasyon ve bilgi paylaşımı sağlarsak birçoğu engellenebilir ve Türkiye-Suriye sınır bölgesinde olan bitenin daha etkin izlenmesiyle engellenebilir. Biz bu alanda Türk makamları ile daha çok işbirliği yapmak istiyoruz ki; Türk makamları da bu problemi biliyorlar, ancak bu alanda ihtiyaçları olan kapasiteyi tam olarak artırmış değiller.” (8 Haziran 2015/AA) Ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jeff Rathke ve Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest’in “Türkiye’nin daha fazlasını yapabileceklerine ve yapmaları gerektiğine inanıyoruz” yönlü açıklamaları dikkat çekti. (12 Haziran 2015/AA)
Obama ve ekibi bu açıklamayı hem AKP erirken, hem YPG güçleri Kobanê zaferi sonrası strateji yenileyip Kizwan, Siluk (Suluk), Girê Sipî (Til Abyad) hamlesini ilerletince yaptı. Kobanê zaferi sonrası YPG güçleri, savunma pozisyonunda kaldıkları müddetçe çevreyi tutan IŞİD unsurlarının sürekli tehdit olacağından hareketle önleyici vuruşlar ve çevre hatların süpürülmesi hamlelerine start vermişti. Bütün bunlar, AKP ile ABD arasında stratejik kaymalara işaret ediyor.
Ortadoğu’nun dönüşü:
Velhasıl ABD ve AB ülkeleri, bölgedeki su ve enerji kaynaklarının üstünde Selefi-IŞİD gibi güçlerin oturması, sınır kapılarını bu unsurların kontrolü yerine, seküler Kürt dinamiğini tercih etmek durumunda kaldı. YPG güçleri Girê Sipî‘ye ilerlerken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sesli itirazına rağmen ABD uçaklarının Serêkaniyê çevresindeki, Siluk ve Girê Sipî‘deki IŞİD mevzilerini bombalaması, AKP ile eski dalga boyunda buluşmalarının artık uzak ihtimal olduğunu gösterdi. ABD ve AB ülkeleri artık YPG ve Burkan El Fırat’ın Siluk ve Girê Sipî‘den IŞİD’i çıkarıp Türkiye-IŞİD arası ikmal yollarından birinin kapanmasını bekliyor. Türkiye’nin Kobanê‘ye yönelik ambargosu da büyük oranda kırılmış olacak.
Çünkü, Kobanê ile Cizîrê kantonları arasında hayati bir yol açılmış olacak. MİT TIR’larıyla silah sevki, MİT otobüsleriyle IŞİD unsurlarının Akçakale’den geçirilmesinin görüntü ve belgelerinin Haziran seçimleri sıcaklığında yayınlanması Türkiye’yi daha dikkatli olmaya sevkedince daha da zorlanan IŞİD’i ağır yenilgiler bekliyor. Mımbiç, Cerablus ve Kilis’in karşısındaki Es-Selame Kapısı’nı da kaybedecek. IŞİD zihiyetinin düşüşü AKP’nin de uçurumudur, Ortadoğu’nun ontolojik gerçekliğine dönüşüdür.