
Yargılananlardan Aziz Kutlu ise Kürtçe konuşmasında, anadilinde savunma yapacağını, anadili dışında herhangi bir savunma yapmayacağını söyledi. Yargılanan Sedat Alga ise, kendisinin anadilde savunma yapacağını bu konuda net olduğunu; ancak ifadeye ilişkin konuşacağını belirterek, "Bu kadar insanı yargılamak için bu iddianame hazırlanmıştır. Gizli tanık Korkmaz benim. Bunu daha ilk duruşmada bile söyledim. Ancak dikkate alınmadı. Benim adıma söyletilen şeylerin gerçeklikle alakası yoktur. Gözaltında psikolojik ve fiziksel baskı altındayken verdiğim ifadeyi gizli tanık olarak yazmışlar. Tanımadığım çoğu kişiye benim ifadelerim üzerine ceza verilecek. Benim ifademi alan memurlar hakkında suç duyurusunda bulundum. Ancak herhangi bir işlem yapılmadı. Kendime ilişkin herhangi bir şey istemiyorum. Vicdanımın kabul etmediği, bir çok kişinin benim yüzümden ceza almasıdır. Ceza verme konusunda siz kendinizi netleştirmiş olabilirsiniz; ancak benim vicdanım bunu kabul etmiyor" dedi.
Avukat Fethi Gümüş ise, "Gizli tanık Korkmaz"ın söylediklerinin ciddiye alınması gerektiğini belirterek, davanın temelinin bu ifadeler olduğunu kaydetti. "Gizli tanığın" söylediklerinin iddianameden çıkartılması gerektiğini kaydeden Gümüş, "'Gizli tanığın' burada söyledikleri dikkate alınmalıdır. Ben de müvekkillerim savunma yapmadan savunma yapmayacağım" diye konuştu.
Beştaş: MGK'de karar alındı
Avukat Mesut Beştaş ise, "Gizli tanık" ifadelerinin iddianamenin temeli olduğunu; ancak bu beyanlardan sonra iddianameden çıkartılması gerektiğini kaydetti. Müvekkillerinin savunma haklarının kullanılmadığını belirten Beştaş, yargılamanın olmazsa olmazının savunma hakkı olduğunu, bundan dolayı da adil yargılamanın yapılmadığını vurguladı. Yürütme ve yasamanın anadilde savunmayı bir hak olarak gördüğünü belirten Beştaş, yasa çıkana kadar davanın makul bir süre ertelenmesini talep ettiklerini söyledi.
2006 yılındaki MGK'de 2 kararın alındığını belirten Beştaş, şunları söyledi: "Bunlar 'bölücülük' ile mücadele ve 'irtica ile mücadele' şeklinde oldu. Bundan sonra 'bölücülük' ile mücadele ve irtica ile eylem planları hazırlandı. Ancak 2006 yılından sonra hükümet güçlenince Balyoz ve Ergenekon davaları ile irtica ile mücadeleyi hazırlayanların üzerine gidildi. Zaten generallerin yargılandığı duruşmada mahkeme irtica ile mücadele eylem planını istedi. Ancak yanlışlıkla 'bölücülük' ile mücadele eylem planı geldi. Mahkeme de bunu tam incelemeden hemen gönderdi. Ancak 'bölücülük' ile mücadele eylem planında sadece PKK değil. BDP, İHD, MAZLUMDER ve MEYA-DER gibi kuruluşlar ile mücadele de vardı. Mahkemeden 'bölücülük' ile mücadele eylem planının istenmesi için yazı yazılmasını talep ettik, ancak yerine getirilmedi. Çünkü burada yargılananlar general değil, BDP'liler. Yargılama Ankara'da değil, Diyarbakır'da."
Beştaş, bu mahkemenin çıkan yasaya göre yargılama yetkisinin olmadığını görevsizlik kararı vermesi gerektiğini söyledi. Yapılan bir konuşmada kişiler kendi aralarında Kürtçe "yuvarlak" dediğini belirten Beştaş, ancak bunun iddianameye el bombası olarak geçtiğini mahkemenin buna ilişkin herhangi bir araştırma yapmadığını söyledi.
AMED