ABD’ye her gün 100 göçmen
Nisan ayı sonunda New York’ta bir hafta süren BM nüfus ve kalkınma komisyonu oturumunda Nijerya eski Sağlık Bakanı, yeni bir sorun olarak ortada duran göç akışının ‘kadınlaşmasına’ işaret eden ilk kişiydi. Bakan, özellikle Kuzey Amerika, Avrupa, Ortadoğu ve Okyanusya’daki belirginleşen bu soruna dikkat çekti. Migration Policy Institute verilerine göre ABD’ye her gün 100 yeni kadın göçmen gelirken, bu sayı erkekler için 96. Afrika ve Arap dünyası ise ise, kadın göçmenlerin çoğunlukta olmadığı bölgeler olarak dikkat çekiyor.
Göç nüfusu gençleşiyor
Göç sınırların dışında sadece ‘kadınlaşmakla’ kalmıyor, aynı zamanda gençleşiyor. Babatunde Osotimehin, uluslararası göçmenlerin yüzde 12’den fazlasının 15 ile 24 yaş arası gençlerden oluştuğunu kaydediyor. Le Monde’a göre daha önce kadınlar yurtdışına göç ettiklerinde eşleriyle birlikte çıkıyorlar ya da eşlerinin yanına gitmek için yola koyuluyorlardı. Geleneksel olarak sosyal temsiliyette göçmen iş arayışına çıkan ya da ülkesindeki siyasi durumdan kaçan erkekti.
İki gruba ayrılıyorlar
UNFPA uzmanı Ann Pawliczko, “Bugün yeni olan, kadınlar artık aile birleşimi çerçevesine eşlerini veya yakınlarını takip ederek pasif bir şekildeki göç etmiyor, tek başına daha iyi fırsatların peşinde göçe ediyor” tespitini yapıyor. Ataerkil aile modelinin kademeli olarak yok olması ile birlikte kadınlar aile şefi rolünü yüklendi ve onların göçü de bir iş göçü haline geldi. Kadın ve genç kızların profilleri daha çok köken ülkeleri ve göç nedenlerine bağlı olarak değişiyor. Ann Pawliczko, çoğunlukla ailelerine yardım etmek isteyen kadınlar olduğuna dikkat çekerken, iki grup olarak ayrıştırıyor: Ailelerinin ihtiyaçlarına yardım eden bekar gençler ve büyük aileleri çocuklara bakarken kendileri de ailelerinin ihtiyaçları nedeniyle göç eden çocuklu evli kadınlar.
Mültecilerin yarısı kadın
Ekonomik nedenlerle göç etmeyen kadınları ise, bunu eğitimlerini tamamlamak için yapıyorlar. BM Mülteciler Yüksek Komiseryası (UNHCR)’ye göre mülteci ve yer değiştirenlerin yüzde 50’ye akını kadınlar ve genç kızlardan oluşuyor. New York’taki Equality Now (Şimdi Eşitlik) isimli sivil toplum örgütünü müdiresi Lauren Hersch, “Bu kadın göçmen nüfusu son derece kırılgan. Zira kendilerini kağıtsız (oturum izni olmayan), yerel dili bilmeyen, sağlık veya legal servislere erişemeyen ve bu haliyle temel haklarından yoksun halde buluyorlar” diye kaydediyor. Hersch, çok sayıda kadının yabancı topraklara ayağını bastıktan hemen sonra ayrımcılık, sömürü ve suiistimal mağduru olduklarını ifade ediyor.
Her yıl 800 bin insan ticareti
Eski bir savcı olan Hersch, özellikle kadın ticaetine karşı mücadeleye öncelik veriyor. Sek ticareti ve kaçak göçmen sömürüsü, silah ve uyuşturucu trafiğinden sonra dünyadaki yasadışı gelir kaynaklarında üçüncü sırada yer alıyor. Her yıl yüzde 80’i kadın olmak üzere 800 bine yakın kişi insan ticareti mağduru oluyorlar. Lauren Hersch, “Bu kadınlar tacirler için ideal bir avdırlar. Gönüllü göçmenlikten, zorla göçe, cinsel sömürüye veya ev işlerinde çalışmaya mecbur bırakılan göçmenler haline geliyorlar” şeklinde ifade ediyor.
ANF/HABER MERKEZİ