
Fransa’da hükümetin emeklilik reformu projesini 5 Aralık’tan bu yana protesto eden işçi ve emekçiler grevlerini sürdürüyor. 15 günlük grevi geride bırakan emekçiler, sendikaları aracılığıyla yaptıkları açıklamada anlaşıldığı üzere grev, yıl sonuna kadar devam edecek. Diğer taraftan Salı günü 1 buçuk milyon insanın sokağa indiği gösteriler sonrası açıklama yapan hükümet de “Geri adım atmayacağız” diyor. Sözkonusu bu restleşmenin kilidi, durumdan memnun olan İşadamları Birliği. Grevin kaderi patronlar birliği MEDEF’ten gelecek ültimatona kalmış gözüküyor.
Okulların kapısı 5 Aralık tarihinden bu yana düzenli olarak açılmıyor. Bazı üniversitelerde, tüm sınavlar iptal edilmiş, tren ve otobüs, metro sürücüleri kontağı kapatmış, hastahanelerde acil durumlar dışında ameliyat da dahil sağlık hizmetleri yarı yarıya düşmüş gözüküyor. Grev uzadıkça herkes yeniden yürümeyi öğrendi. Havaların soğukluğu, mesafelerin uzunluğu bir tarafa bırakılırsa grevle birlikte yürüyüşler, komşu, arkadaş dayanışması vb. unutulmaya yüz tutmuş birçok geçmiş alışkanlık ya da insani paylaşım yeniden canlandı denilebilir.
Fransızlar söz konusu grev nedeniyle yaşadıkları zorluklara rağmen hem grevi destekler bir yerde dururken hem de hükümet geri adım atana kadar grevin devam etmesi yönünde hemfikir.
Peki göçmenler bu işin neresinde diye sorulursa durum pek de iç açıcı değil. Mücadele kültüründen uzak, kendini bu ülkeye halen ait hissetmeyen ve bu ülkenin işçi sınıfının bir parçası olduğunu bilince çıkarmamış göçmenler açısından grevin amacı, çok da kavranmış bulunmuyor. Göçmenin gözü kulağı, hak kazanılması şurada dursun, sendikalar grevi bitirme anonsu yapıyor.
Bu göçmen kitlesinin yaygın fikrinin paylaşımcılarından biri de Kürtler.
Peki neden bu ülkede yaşamamıza rağmen bu ülkede bizi doğrudan etkileyen süreçlerin dışındayız? En büyük sorun, halen bulunduğumuz bu ülkede kendimizi geçici görüyoruz. Sendikalı değiliz, haklarımızı bilmiyoruz, haklarımızı isteme kültürünün çok dışındayız. Diğer taraftan Fransız bir iş yerinde çalışıyorsak ve doğallığında orada çalışan Fransız işçilerin hak mücadelesi sonucu elde ettikleri sendikalı olmak durumunda kalmamış isek, bir sendika üyeliğimiz dahi bulunmuyor. Eğer kendi toplumumuza ait bir yerde işçi olarak çalışıyor pozisyonunda bulunuyorsak, sendikalı olmak şurada dursun haklarımızın farkında bile değiliz. Oysa çalışırken, göçmen ve Fransız olarak ayırt etmeksizin herkes için aynı sigorta primleri geçerli. Yeni yasa aynı zamanda göçmen işçiler için de geçerli.
Bugüne kadar göçmenlerin çoğu emeklilik öncesinden başlayarak ülke ile Fransa arasında yaşamayı planlıyor ya da öyle yaşıyordu. Şimdi ise durum değişti. Bugüne kadar 60 yaşına merdiveni dayayan göçmenler, 6 ay ülke ve 6 ay Fransa fikriyle hareket ederken, şimdi yasal düzenlemeler gereği artık geldiği ülkede bir aydan fazla kalması durumunda ilgili bütün kurumlara bildirmek zorunda. Örneğin Fransa’da yaşayan ve burada emekli olan bir göçmen 6 ay kendi ülkesinde kaldığında uluslararası anlaşmalar gereği, emeklilik maaşından yararlanabilir. Ama bunun için öncelikle göçmen işçiler, kendi ülkesinde emekli olmadığına dair resmi evrak, ülkesindeki kira vb. taşınmazlardan gelen gelirleri de dahil tüm gelirlerini belgeleyerek Fransa Konsolosluğu aracılığıyla Fransa’daki ilgili tüm kurumlara bildirmek zorunda.
Yeni yasalara göre göçmen kişi kendi ülkesinde geliri bulunması durumunda Fransa’daki emeklilik sandığından elde edeceği emekli maaşını alamıyor. Sözkonusu uygulamalar sırasında çeşitli yasal boşluklardan yararlanan göçmenler, halen sürecin farkında değil. Oysa bugüne kadar çeşitli yasal boşluklar, gizli-kaçak yapılan işleri kontrol altına almayı planlayan Fransa devleti, geçtiğimiz yıl harekete geçerek, bu süreç üzerinde çalışıyor. Bu anlamda sürece hakim olmak için tüm yasaları yeniden elden geçirip işi sıkılaştıran Fransa, göçmen yasasını da 2020’de devreye sokuyor.
Yasal hakların göçmenler için iki kat zorlaştığı böylesi bir süreçte, göçmenlerin haklarını bilmesini bir tarafa bırakın Fransız işçi emekçilerin bu anlamda yürütmüş olduğu hak mücadelesine karşı tümüyle kayıtsız ve durumdan rahatsız! Sınıf bilincinden uzak, kendini bu ülkeye ait hissetmeyen göçmenler gelişmelerin uzağında olsalar da, Fransız işçi ve emekçilerin 5 Aralık tarihinden bu yana başlatmış olduğu genel grevin giderek büyüyeceği garanti. İşçi sendikalarının geri adım atmaması durumunda patronları memnun etmeye çalışan hükümetin bu basınca daha kaç gün dayanabileceğini göreceğiz.