
‘Şarederîya Pîrsusê Navenda Çand û Hünere ya Amara’ (Suruç Belediyesi Amara Kültür Sanat Merkezi) adlı kurumun bahçesi Kobanê’den gelenlerle dolmuş. İki katlı olan kurumun alt katı büyük bir salon ve çay ocağı.
Savaş nedeniyle topraklarını terketmek zorunda kalan mazlum halkın hizmetin verildiği bir yer hüviyetine bürünüyor kurum. Kurum, eczane ve doktorların hastalarını tedavi ettiği bir mekana dönüşüyor.
Özgür Sağlık kimliği ile örgütlenen sağlık öğrencileri, SES sendikası, Türk Tabipler Birliği içinde yer alan gönüllüler hummalı bir çalışmayla hizmet veriyor. Büyük bahçenin içi yaşlılar, çocuklar ve hasta insanlarla dolmuş. Her ağacın altına battaniye serenler çadırkente veya bir eve yerleşme zamanını bekliyor. Bu arada Arîn Mîran ve Rojava Çadırkent’te biri sabit ve ikisi ise Van Belediyesi’ne ait iki mobil eczane hizmet veriyor. Sağlık hizmeti verenlerin hemen hemen tamamı gönüllü hizmet veriyor.
36 yaşındaki eczacı Hasan Adildindil Pîrsus’a neden geldiğini söyle açıklıyor: “İki hafta önce Pîrsus’a geldim. DAİŞ’in saldırısıyla Kobanê’de can güvenliğimiz kalmadığından dolayı Kobanê’yi terkettik. Halkımın diline anladığım için burada çalışmalarda yer alıyorum. Eksik ilaçlar konusunda not alıp sipariş veriyoruz.”
Gitmeye hazırım
Kobanê’de daha önce bir eczanesi varmış Menaf Kitkanî’nin. 13 yıllık işverini DAİŞ saldırısından dolayı terketmiş ancak o, tecrübelerini şimdi halkı için değerlendiriyor.
“DAİŞ saldırdığında yaralı gerillalara ilaç yardımı yapıyordum. Saldırılar kenti tehdit edince çıkmak zorunda kaldık. Bir grup buraya geldik bir grup ise tekrar Kobanê’ye gitti. İhtiyaç duyulması halinde ben de gitmeye hazırım” diyor.
Kitkanî, en fazla antibiyotik türü ilaçlara ihtiyaç olduğunu söylüyor. Yine gelen hastalıklar arasında soğuk algınlığı ve ishal vakaları çoğunlukta.
Bir diğer eczacı ise Amed’den gelen Abdullah Köçeroğlu. Kendi gözlemlerini Köçeroğlu şu şekilde açıklıyor: “Şavaşta gelenlerde psikolojik sorunlar baş göstermeye başladı. Çocuklar çok daha olumsuz etkilenmiş. Ailelerin gece karanlıkta kalması, çocukları daha çok psikolojik olarak etkilemiş. Bundan başka onlarca belki de yüzlerce ailenin yarısı orada kalmış ve bunun da getirdiği psikolojik bir baskı var insanların üzerinde. Burada ayrıca hijyen sorunları da var. Oluşturulan gönüllü gruplar, hijyen sorunları ile yakından ilgileniyor. Çadırlar içinde çeşitli hizmetler yürüten görevliler oluşturuldu. Koordineli bir çalışma ile gereksiz yere ilaç tüketimi ve hijyen sorunlarının önüne geçilebilir.”
ÖZCAN BOZOÐLU