Haftalık grup toplantısı gerçekleştiren HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşmelerin avukat ve ailesiyle sınırlı olmaması gerektiğini dile getirdi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında konuştu. Alevi örgütü temsilcileri ile 2 Temmuz Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın yakını Nilgün Karababa’nın da katıldığı grup toplantısında Temelli, Sivas Katliamı, yeni anayasa, Başûr işgali ve Öcalan’la görüşme olmak üzere birçok konuda gündemi değerlendirdi.
Sivas’ın hesabını soracağız
Sivas Katliamı’nın 26’ncı yıldönümünde katliamda yaşamını yitirenleri anan Temelli, katliamla yüzleşme adına adımların atılması gerektiğini belirtti. Temelli, “33 canımızı unutmadık unutmayacağız, bu katliamın hesabını soracağız, adalet yerini bulana kadar bundan vazgeçmeyeceğiz. Tıpkı Çorum’da olduğu gibi bu coğrafyada Alevi katliamları hep böyle olageldi. Alevi katliamlarının hesabını sormak sorumluluğumuz olduğu kadar hakikatlerle yüzleşmenin gereğidir. Bu yüzleşmeyi sağlayamadığımız sürece toplumsal barışı var etmemiz mümkün değil. Canları anarken hesabını soracağız. Bu katliamlarla yüzleşmek gerekiyor. O yüzden de Meclis çatısı altında Hakikatler Komisyonu kurulmalı ve tarihle yüzleşme önemlidir” dedi.
Kürtsüzleştirme politikasından vazgeçin
Türk devletinin Başûr’a yönelik işgal saldırılarını değerlendiren ve yaşamını yitiren sivillere değinen Temelli, uygulanan dış politikanın şiddet politikası olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“Bu sınır ötesi operasyonlar nasıl bir zulme neden olur kimse bilmez, bu haberler geldiğinde hemen yalanlama yapılır. Xakurkê’ye yapılan, Başûr’a yapılan saldırılara bakın. 4 köylü yaşamını yitirdi. Biri çocuk, biri kadın. 2015’ten beri saldırılar sürüyor. O bölgeyi Kürtsüzleştirme peşinde olan bir anlayışla karşı karşıyayız. Adeta Efrîn’den Çukurca’ya kadar bir Kürtsüzleştirme ve insansızlaştırma dış politikada ana siyaset haline gelmiş durumda. Irak Parlamentosu’ndan sesler çıkıyor, itiraz ediyor Iraklılar. Bizim için en önemli mesele toprak bütünlüğü değil mi? O zaman toprak bütünlüğüne Irak’ta da Suriye’de de saygı gösterin. Irak’ta da Suriye’de de o toprak bütünlüğü içindeki halkların iradesine saygı gösterin o insanların yaşam hakkına saygı gösterin, sınır ötesi operasyonlara değil sınır ötesi diyalog ve barışla yol alın. Dış politika böyle var edilir. Dış politika bunun üzerine inşa edilir. Dış politikadan anladıkları sürekli şiddettir, zulümdür.”
Trump deşifre etti
G-20 zirvesinde Trump-Erdoğan görüşmesine değinen Temelli, Trump’ın açıklamalarını da gündeme taşıyarak, şöyle devam etti:
“Bakın G-20 zirvesi yapıldı. Herkesin bildiği gibi Kürtlerle bir problemi var, buradaki 3’üncü şahsın kim olduğunu tahmin ediyorsunuz. ‘Sınırda 65 bin kişilik bir ordusu vardı ve IŞİD’e karşı bize yardım eden Kürtleri haritadan silecekti.’ Kim bilir ne anlattı, nasıl anlattı da haritada silecekti. Katliam anlayışına bakın. ‘Sanırım Kürtler onun doğal düşmanı.’ Bu ne demek? Bu kirli ilişkiler zaman zaman kendini teşhir eder. Biz de buradan diyoruz ki Kürtler Türksüz, Türkler Kürtsüz yapamaz. Biz 100 yıllardır bir aradayız. Bizi birbirimize düşman eden bu zihniyete en güzel cevabı da yine hep birlikte biz vereceğiz. Bizi düşman görenlere en güçlü yanıtı bir arada yaşama irademizle vereceğiz.”
Çözümsüzlükten besleniyorlar
İktidarın Suriye’de Kürt halkına yönelik düşmanlık politikasına değinen Temelli devamla şunları kaydetti:
“Suriye’nin geleceğinin Irak ve Türkiye’nin geleceği bir birine bağlıdır. Barış birlikte var edilmeli, demokrasi ve toplumsal barış her yerde birlikte var edilmelidir. Bunu birlikte var edecek güç de Kürt halkıdır. Dolayısıyla Kürt halkına doğal düşman gözüyle bakanların bu barış masasında, demokrasi masasında yeri yoktur. Suriye, evet Efrîn’le başladı, şimdi Minbic’i konuşuyorlar. İdlib sorunu devam ediyor, çünkü sorun çözen bir yerden siyaset üretilemez bir hale geldi. Bugünkü iktidar sorunlardan, çözümsüzlükten besleniyor. Kendi iktidarını da Kürt meselesinin çözümsüzlüğü üzerine kuruyor.”
İmralı’ya ziyaretler avukatlarla sınırlı olmamalı
Tecride karşı açlık grevi direnişlerine değinen Temelli, Öcalan’ın görüşleriyle Türkiye’nin barış ve demokrasiyi samimice konuştuğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Tecridi kırmak için 200 gün boyunca açlık grevi yapan arkadaşlarımız aslında Türkiye barışı için çok önemli bir adım attı. Ama bu yeterli değildir. Türkiye barışına demokrasisine yönelik tecridi tümden kırmalıyız. Mutlak tecrit kırıldıktan ve İmralı sesiyle buluştuktan sonra Türkiye, yeniden barış ve demokrasiyi daha sahici ve samimi bir yerden konuşmaya başladı. O yüzden de diyoruz ki Öcalan’la konuşun. Öcalan’ın sesini kısmayın. Avukatlarıyla, ailesiyle başlayan görüşmelerin düzenli bir şekilde devamını sağlayın. Bunu günlük siyasete ve seçim siyasetine malzeme yapmayın. Sayın Öcalan ile olan görüşmelerin sadece avukatlarla sınırlı olmamasının ne kadar önemli olduğunu geride bıraktığımız günlerde bir kez daha gördük. Vazgeçin bu Osmanlı rüyalarınızdan. Suriye üzerine hesaplarınızdan, Irak üzerine hesaplarınızdan vazgeçin.”
Yeni ve demokratik bir anayasa
Temelli, mevcut Anayasanın 12 Eylül darbe anayasası olduğunu dile getirerek, yeni anayasa ihtiyacına ilişkin şunları belirtti:
“Biz HDP olarak üzerimize düşen sorumluluğun gereği olarak tüm toplumu, tüm halkları, emekçileri, kadınları, STK’leri, parlamentodaki siyasi partileri, parlamentoda olamayan siyasi partileri, herkesi bu müzakere zeminine çağırıyoruz. Bu müzakere bir mücadeledir, faşizme karşı büyük bir mücadeledir. O yüzden de gelin faşizme karşı mücadelemizi büyütelim. Bu müzakere zemininde tüm toplumsal kesimler yan yana gelsin. Bir toplumsal mutabakatı var edelim. Yani anayasamızı var edelim, bugün demokratik anayasa zemininde uzlaşma, faşizme karşı mücadeledir. Bu zeminde buluşma demokrasi ve barış adına atılabilecek en güçlü adımdır. Bizden esirgenen anayasayı bizzat biz yapmalıyız. Beklemeyelim. Bizim adımıza birileri anayasa yapsın diye beklemeyelim. Biz yapalım. Demokratik anayasa çağrımızı bir kez daha tekrar ediyoruz. Bu anayasa çalışmalarını yaparken de cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kurtulup geçmişin vesayetçi rejimine tekrar düşmemeliyiz. Yeni anayasa yeni yaşamdır, yerel demokrasi ile güçlendirilmiş bir parlamenter sistemi tartışmaya açmaktır. Yerel demokrasi, radikal demokrasi, demokraside atılacak radikal adımlar büyük önem taşımaktadır.”
ANKARA
HDP’den ‘Demokratik Anayasa’ ekibi
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Parlamento Grubu, seçim sonuçlarını değerlendirmek ve yeni dönem çalışmalarını planlamak üzere dün parti genel merkezinde toplandı.
HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli başkanlığında yapılan HDP MYK ve Parlamento Grubu toplantısında, siyasal gelişmeler, İstanbul seçim sonuçları ile HDP’nin 3’üncü yol stratejisi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın seçim öncesi kamuoyuna yansıyan mektubu, demokrasi ittifakı, yargı reformu, demokratik anayasa çalışmaları, örgütlenme hamlesi ve kongreler süreci gibi gündem başlıkları tartışıldı.
Toplantıda, “Demokratik Anayasa” talebi olan bütün kesimlerle ortaklaşmak yönünde karar alınırken, “Demokratik Anayasa” çalışmaları kapsamında HDP Meclis Başkanvekili Mithat Sancar başkanlığında bir ekip kuruldu. Sancar başkanlığında kurulan ekibin önümüzdeki günlerde ilgili taraflarla görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.