Madrid FLACSO Özerk Üniversitesi Psikoloji ve Halkla İlişkiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Mario Carretero, yüzyıllardan beri uluslararası alanda diplomatik ilişkilerden uzak tutulan Kürtlerin, devletlerarası ilişkilerde ve güçlü bir siyasal zeminde varlık sahibi olabilmesi için kendi aralarında ortaklaşmayı başarması gerektiğini söyledi. Carretero, "Federal Kürt bölgesi ve Kobanê üzerinden diplomatik kanallar açıktır" dedi.

Kürtlerin yüzyıllık bir kaybı var

Akademisyen Carretero, Osmanlı sınırları içinde otonom bir yapıya sahip Kürtlerin, 1913-14'te Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya'nın, Ermenileri bahane ederek Kürtlere karşı askeri ve güvenlik tedbirlerinin alınması yönündeki kararının, Kürt diplomasisine yüzyıllık bir kayıp yaşattığını vurguladı. Gazetemize konuşan Carretero devamla, "Şüphesiz bu eksikliğin temel nedeni bütünlüklü hareket edemeyen Kürtlerdi" dedi.

Diplomasi ayağı zayıf kaldı

Carretero, 1913-14'lerde Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya'nın inşa ettiği 'güvenlikçi' politikaların takipçisi Türkiye, İran, Irak ve Suriye'nin 'terör ve güvenlik' adı altındaki uygulamaları geleneksel hale getirdiğini vurguladı. Carretero, "Bu sonuç genel anlamıyla son yüzyıldır Kürtlerin hakları adına başkalarının karar verici, söz sahibi olmasına neden oldu. Son 20 yıldır Kürtler açısından yaşadıkları ülkelerdeki koşullar, olumlu yönde değişmişse de Kürt diplomasisinin aynı koşullar içinde geliştiğini belirtmek abartılı olur" dedi.
Carretero, Kürtlerin önemli bir sıçrama hali içinde olduğunu belirterek, "Bu süreç, 1913'lerin süreci kadar önemlidir. 1913'lere göre Kürtler bugün yaşadıkları coğrafyada önemli bir varlık gösteriyorlar, dengeler içinde söz sahibi olmaya başladılar. Ama aynı önem ve varlık uluslararası diplomaside görünmüyor. Bu şu anlama geliyor; Kürtler, diplomaside 1913'leri henüz aşmış değil. Diplomasinin önemli ölçüde koşul ve şartların iyi değerlendirilmesi ve kullanılması gerek" dedi.

Dünya Kürtleri Kobanê'yle yeniden keşfetti

Prof. Carretero, dünyanın özellikle Kobanê üzerinde yüzyıl sonra Kürtleri adeta bir daha yeniden keşfettiğini belirterek şunları söyledi: "Maalesef, Kürtler ne zaman katliam tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsa bir anda gündem olmaya başlıyorlar. Bir sonraki katliam tehlikesinin bertaraf edilmesi için bu anların çok iyi değerlendirilmesi gerekirdi. Kürtlerin bu momentlerdeki eksikliği bir yere kadar anlaşılabilinir. Farklı parçalarda farklı örgütler üzerinde dünyaya bakmaları, egemen ulus devletlerin karakterist yapıları bir yere kadar anlaşılabilinir. Fakat diplomasi çok parçalılığı kabul etmiyor. Kendi aralarında itilafları bir yana bırakılıp 'Kürdistan gerçeği' üzerinde haraket edilmiş olsaydı bu gün Kürtler uluslararası arenada çok farklı bir yerde olabilirlerdi. Daha doğrusu bugün egemen güçlerin Kürtlere nasıl yön vereceklerinden ziyade Kürtlerin kendi adına süreçlere nasıl yön verecekleri konuşulurdu."

Kürtler Lozan'dan ders çıkarmalı

1923 Lozan Antlaşması'ndan hayati dersler çıkartılması gerektiğine vurgu yapan Carretero, Kürtlerin genel anlamıyla bölgesel dolayısıyla da uluslararası bir güç olduklarının farkına varmaları gerektiğinin altını çizdi.

'Eylem ve paneller diplomasi değildir'

Kürtlerin 4 ulus devletin egemenliği altında ciddi bir şekilde mağdur edildiklerini fakat bunun artık aşılması gerektiğine dikkat çeken Carretero, "Mağdur söylemleri, mağdur yaklaşımlı bir diplomasiyi hatta buna diplomasi demek yanlış olur buna 'duygu algısının iletişim yönlendirmesi' diyebiliriz. Kürtler artık bir güç. Buna rağmen diplomaside parçalı bir güç. Halk haraketlerinde konunun kamuoyu ile paylaşılması açısından panel, konferans, yürüyüş, basın- yayın araçlarını kullanmak elbetteki önemlidir ama buna diplomasi demek yanlış ve abartı olur. 'Halk Diplomasi'si kadar uluslararası diplomatik faaliyetler de can alıcıdır. Alttan üste doğru bir diplomasiyi, ABD başta olmak üzere uluslararası tüm güçler aynı yöntemi izler. Diplomasi için 'devlet olmak, gücü elinde bulundurmak, çıkar ilişkileri üzerinde yükselmek' ya da 'ekonomi sahibi olamak' gibi bir konumlanma değildir. Sadece olanak ve şartların iyi kullanılması diplomasi sayılıyor" dedi.


Kürtler ve bölge devletlerinin durumu
Son 30 yıldır Kürtlerin çok avantajlı bir konumda olduğuna dikkat çeken Carretero, Kürtlerin yaşadığı bölge ülkelerinin durumu hakkında şu tespitleri yaptı: "İran daha çok bölgesel dengeler üzerinde Kürtleri koz olarak kullanma eğilimi içinde. Suriye, Hafız Esad'tan bu yana koltuk değnekleriyle diplomatik arenada ve Suriye'nin hiçbir zaman Kürt politikası olmadı. Irak, Kürt politikasında özellikle bölgesel dengeler içinde İran'dan daha fazla bir yere sahipti. Saddam Hüseyin'in gitmesi ve Irak kaosu, bu bölgedeki Kürtlerin önünü açmışsa da otonom Kürt bölgesinin bütünlüklü bir diplomasiden ziyade sadece bölgesel bir diplomasi ve daha çok ticari ilişkiler üzerinde diplomasi yapması bölgedeki Kürtler açısında çekim merkezinden uzaklaşmasını da beraberinde getiriyor. Çünkü bu politik strateji aynı zamanda Kürtlerin konumlandığı bölgelerdeki egemen ulus devletlerin yine Kürtler üzerinde otonom hükümeti ile arasındaki mesafenin daralmasını da beraberinde getiriyor."

Türkiye başarılı olamadı

Prof. Mario Carretero, son yıllarda özellikle PKK'nin silah mücadelesiyle birlikte 'terör ve güvenlik' kaygılarıyla Kürtlerin yaşadığı alanlarda 'kaos' politikası izleyen Türkiye'nin başarılı olamadığını da sözlerine ekledi. "Türkiye buna rağmen avantajlı" diyen Carretero bu görüşünü şöyle detaylandırdı: "AB ve ABD ile olan tarihsel ilişkileri, İslam dünyası son yıllarda geliştirdiği ilişkiler Türkiye'yi hala avantajlı bir konumda tutuyor. Her ne kadar 'terör ve güvenlik' politikalarındaki diplomatik ayak çökmüşse de buna rağmen bölgesel ve uluslararası Kürt kartları Türkiye'yi önemli bir konumda tutmaya devam ediyor."

Türkiye Kürtlerle güçlenir

Türkiye'nin yakın zamanda gerek bölgesel gerek uluslar arasında diplomatik çıkmazını Kürtlerle birlikte aşma eğilimi içinde olduğunu belirten Carretero, sonuç olarak, "Kürt-Türk ittifakı bölgede ve uluslararası diplomaside başta Türkiye olmak üzere Kürtleri rahatlatacak. Ama zayıf da olsa bunun tersi bir durumun ortaya çıkması her iki halkı da zayıflatacak" dedi.


ALİ ONGAN/CENEVRE