Gücü olmayanın barışı da olmaz

Forum Haberleri —

Barış

Barış

  • Erdoğan bir yandan sözde İmralı’yla görüşmeler yapıyor, silahlar susturulsun diyor. Bir yandan da Suriye’de Kürtlere katliam ve tasfiyeyi dayatıyor. Bu büyük çelişkiyi kimseye de açıklayamıyor ve açıklama ihtiyacı da duymuyor. 

ZEKİ AKIL

Erdoğan Türkiye’de Kürt sorununu sözde çözmek istediğini söylüyor. Bunun için İmralı’ya heyetler gönderiyor. Ama diğer yandan da Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, daha önce var olan sorunlar çözülmüştür, diyor. Ayrıca "İçeride Kürt sorunu yok ama dışarıda bir sorun var, onu da teröre karşı mücadele kapsamında çözmekte kararlıyız’’ açıklamaları yapıyor. Artık "Kürt yoktur, herkes Türk’tür demiyoruz’’ demeyi Kürt sorununun çözümünün kanıtı olarak sunuyor.

Uzun yıllara yayılan ve on binlerce insanın canına mal olan direnişten sonra Kürt’ün inkarını sürdürme olanağı kalmadı. Artık Kürt yoktur diyemiyorlar. Ama Kürtler haklarıyla vardır da diyemiyorlar. Ayrıca Kürtler vardır demelerinin hukuki bir dayanağı da yoktur. Bunu hukuki alana yansıtmıyorlar, yansıtmaktan sürekli kaçıyorlar. Erdoğan yirmi iki yıldan beridir iktidarda. Anayasada ihtiyaç duyduğu kadar değişiklikler de yaptı. Ama Kürtleri yok sayan anayasa maddelerini değiştirmeyi düşünmedi, bu konuda bir girişimde de bulunmadı. Türk anayasasına göre Kürt yoktur. Türkiye vatandaşı olan herkes Türk’tür anayasa maddesi olduğu gibi duruyor.

Erdoğan Kürt sorununu terör sorununa indirgiyor. "Bu konuda da başarılıyız, içeride terörü bastırdık, etkisiz hale getirdik’’ diyor. Kürtler üzerinde devlet gücünü kullanarak denetime aldıklarını belirtiyorlar. Legal partileri kapatıyorlar. Belediyelere el koyuyorlar, istediklerini cezaevlerine atıyorlar, operasyon üzerine operasyon yapıyorlar. Psikolojik savaş almış başını gidiyor. "Türkiye’nin içinde Kürt sorunu kalmadı, sadece dışarıda kaldı, onu da ordu gücünü kullanarak bitireceğiz’’ diyorlar.

Bu zihniyete sahip oldukları için stratejilerini de ona göre yapıyorlar. Türk ordusu şimdi Güney Kürdistan’a ağır bir güç yığmış ve bir çok bölgeyi işgal etmiştir. Karadan, havadan saldırılar devam ediyor. Aynı biçimde Suriye’de geniş bir alanı işgal etmişler ve saldırılarını sürdürüyorlar.

Suriye’nin en güvenlikli ve demokrasiyle yönetilen bölgesi Doğu ve Kuzey Suriye’dir. Baas rejimi yıkıldı. Erdoğan yönetimi şimdi bu demokratik ve güvenlikli bölgelere sistemli saldırılar düzenliyor. Bütün dünya Suriye’de çatışmalar dursun, sorunlar diyalogla çözülsün derken Türkiye savaşı yaymaya ve derinleştirmeye çalışıyor. Erdoğan bütün dünyanın gözünün içine bakarak yalan söylemeye ve gerçekleri ters yüz etmeye devam ediyor. Özerk bölgelerin SDG’nin işgali altında olduğunu söylüyor. Kendileri de özgürlükçü güçler, Suriyelileri bu işgalden kurtarmak istiyor! Güya Suriye’nin huzurunu ve güvenliğini YPG, SDG bozuyormuş!

SMO denen kanlı çeteleri örgütleyen ve halka saldırtan Türkiye’nin kendisi. Öyle gözleri kararmış ki, şimdi Tırşin barajını bombalayıp duruyorlar. Türkiye işgal ettiği bölgelerle yetinmiyor, özerk yönetimi ortadan kaldırmak için Suriye’yi yeni bir kaos ve çatışma içine çekmekle uğraşıyor.

Son yapılan Türk MGK toplantısı Suriye’ye açık direktifler veriyor. Türkiye’yi tekçi ve üniter yaptıkları yetmiyor, Suriye’ye de aynısını dayatıyorlar. MGK toplantısından sonra yapılan açıklamada, "Suriye'deki yeni yönetimin; devletin egemenliğinin, üniter yapısının, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin sağlanması…’’ deniyor. Bu rejim tanımlamaları Türkiye için değil, Suriye için yapılıyor. Suriye’nin nasıl bir devlet olacağına Türk MGK karar veriyor!

Özerk bölgeler dünyaya en açık olan bölgedir. Yönetimi de son derece şeffaf çalışıyor. Bu bölgeler DAİŞ’e karşı kurulan uluslararası koalisyonla birlikte kurtarıldı. Kurtarılan bölgeler kendi güvenliklerini aldılar, meclisler eliyle de kendilerini yönettiler. Orada gizli saklı olan bir şey yok. Koalisyon güçleri, yardım kuruluşları, dünya basını özerk bölgelerdeler ve çalışıyorlar. On yıldır oralarda demokratik bir sistem kuruldu. Ortadoğu’ya ve Türkiye’ye de örnek olacak bir model oluşturdular. Bütün inançlar, halklar, kültürler özgürce, barış içinde bir arada yaşıyorlar. İşte Türkiye’nin karaladığı, terör bölgeleri dediği ve gerçekleri ters yüz ettiği bu gerçekleri dünyaya anlatmaya devam etmek gerekir. Suriye’de işgalci olan güç Türkiye’dir. Özerk bölgeleri kuranlar Suriyelidirler. Türkiye işgalci olmakla yetinmemiş, dünyanın birçok yerinden devşirilen DAİŞ, El Kaide artıklarından oluşan kanlı çeteleri de örgütlemiş ve halkın üzerine saldırtıyor.

Erdoğan bir yandan sözde İmralı’yla görüşmeler yapıyor, silahlar susturulsun diyor. Bir yandan da Suriye’de Kürtlere katliam ve tasfiyeyi dayatıyor. Bu büyük çelişkiyi kimseye de açıklayamıyor ve açıklama ihtiyacı da duymuyor. Güce güveniyor. Devlet gücünü ve avantajlarını Kürtlere karşı kullanıyor. Çözümü barışta ve diyalogda değil güçte arıyor. Bu açıdan Kürtlerin de birlik olması ve demokrasi güçleriyle ortaklaşarak işgale ve zorbalığa karşı direnişini derinleştirmesi gerekir. Barış gelecekse ancak direnişle ve işgali, faşizmi durdurmayla gelecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.