PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, Başbakan Erdoğan'ın "şov yapıyorlar, şantaj yapıyorlar" açıklamasına sert tepki göstererek, "Taleplerimiz sağa-sola çekiştirilemeyecek kadar somut ve nettir. Taleplerimizin muhatabı olan AKP devleti-hükümeti, kamuoyu önünde ve amasız, fakatsız, ancaksız, bir biçimde taleplerimize yanıt vermeli ve yerine getirmelidir. Bunu yapmak yerine, bizleri tehdit etmek, direnişimizi karalamak, yok saymak, yalan atmak, idam tehdidi ile bizlerin geriye çekileceğini beklemek-sanmak, beyhude çabalar olmaktan da öteye, boş hayallerdir" dedi.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların Kürtçe eğitim ve savunma hakkı ile Öcalan'ın sağlık-güvenlik-özgürlük koşullarının sağlanması talebiyle sürdürdükleri açlık grevi 65'inci gününde. Türk Başbakan'ın, tehdit ve hakaretler eşliğinde taleplere set çekip gerekirse müdahele edeceklerini açıklamasına tutsaklardan sert tepki geldi. PKK ve PAJK'lı tutsaklar adına dün yazılı bir açıklama gönderen Deniz Kaya, taleplerinin tekrarlayarak muhataplarının AKP Hükümeti ve Başbakan olduğunu hatırlattı. Başbakan ve hükümetinin 64 gündür talepleri görmezden gelip eylemlerini yok saydığını; bedenlerini ölüme yatıran arkadaşları şahsında, tüm tutsaklara, Kürt halkına hakaret ettiğini; tüm dünyanın gözleri önünde yalan söylediğini belirten Deniz Kaya, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Başbakan'ın 'yok' dediği açlık grevi direnişinin, bizzat kendi bakanları ve hükümeti tarafından sayısal rakamlar verilerek, kabul edildi. Bir halkı yönetme iddiasında olan; ancak yıllardır, kan-zulüm-gözyaşı-acı ve yoksulluktan başka hiçbir şey vermeyen, kendi saltanatı ve ihtirası için ortalığın kan gölüne dönmesinde hiçbir beis görmeyen birinin başta tutulmaya devam etmesi, tek kelimeyle utanç verici bir durumdur. Türk halkının ve tüm kanaat önderlerinin; aydınların bu durumu görmesi, bir kişinin ihtirası için toplumu düşürdüğü bu zül duruma sessiz kalmaması gerekmektedir. Çünkü yaşanan bir zillet durumudur ve zillet felaket getirecek; felaket sadece bugün için değil, toplumun tüm geleceğini yok edecek düzeydedir."

Başınızıdan atın

Türk halkı ve demokrasi güçlerine seslenen Deniz Kaya, AKP ve Erdoğan başta kaldığı sürece, hiç kimsenin gelecek garantisi olamayacağını belirtti: "Bugün bizlere, halkımıza saldıran gerici ve yobaz bir muhteris, yarın en yakınındakileri bile yemekten, harcamaktan çekinmeyecektir. Böylesi muhterisler sadece ve sadece kendi çıkarını düşünür; kendisi varsa toplum var, kendisi yoksa toplum da yoktur, halk da yoktur, gelecek de yoktur. Türk halkının bu durumu görmesi ve buna karşı harekete geçmesi artık bir ihtiyaç olmanın da ötesinde, bir gereklilik, bir zorunluluktur.  Türk halkının, toplumun devamı ve gelecek nesillerin selameti için ayağa kalkması ve Nazi artığı bu Hitler kopyasını başından atması gerekmektedir."

Uluslararası kurumlara çağrı

Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, CPT, Uluslararası Af Örgütü ve tüm sorumlu yetkili çevrelere seslenen Kaya, "Bu insanlık utancını durdurun, bu çığlıklarımızı duyun; önderliğimiz 476 gündür ağır ve sistematik bir işkence ve tecrit altında, halkımıza her gün bombalar yağdırılıyor, cezaevlerinde arkadaşlarımız ölümle yüz yüze" dedi.

Müdahale uyarısı

Kaya, cezaevlerine gönderilen genelge ile asker ve polis yığınağı yapıldığına dikkat çekerek, şu uyarıları yaptı: "Bugün açlık grevimizin 64'üncü günü. 64 gündür zindanlarda bulunan arkadaşlarımız dirhem dirhem erimekte, arkadaşlarımız artık ölümün eşiğine gelmiş bulunmaktadırlar. AKP devleti, taleplerimizi karşılamak yerine, arkadaşlarımızın ölümü üzerinden bizlere şantaj yapmaktadır. 64 gündür açlık grevinde olan ve artık konuşamaz, yürüyemez duruma gelmiş olan arkadaşlarımıza müdahale etme, saldırma hazırlıkları yapmaktadır. Bunun yanında, Hipokrat yeminini unutan, bu yemini hiçe sayan Dr. Mendel kılıklı ve kendine hekim diyen faşist kişiler ile beraber arkadaşlarımıza psikolojik işkenceler yapılmaktadır. Bizler özgürlük tutsakları olarak; en ufak bir saldırı ve müdahalede nelerin olabileceğini kamuoyuna söylemiş ve AKP Hükümeti'nin bunun altında kalacağını, kıyameti koparacağımızı belirtmiştik."

Talepler gayet net

Kaya, taleplerinin sağa-sola çekiştirilemeyecek kadar somut ve net olduğunu tekrarlayarak, "Taleplerimizin muhatabı olan AKP devleti-hükümeti, kamuoyu önünde ve amasız, fakatsız, ancaksız, bir biçimde taleplerimize yanıt vermeli ve yerine getirmelidir. Bunu yapmak yerine, bizleri tehdit etmek, direnişimizi karalamak, yok saymak, yalan atmak, idam tehdidi ile bizlerin geriye çekileceğini beklemek-sanmak, beyhude çabalar olmaktan da öteye, boş hayallerdir. Hemen belirtelim ki, bizler bu şantaja gelmeyiz. Halkımızın buna vereceği cevabı da çok yakında, başta bu şantajı yapanlar olmak üzere, dost ve düşman herkes görecek ve tanık olacaktır" dedi.

Anadilde savunma bu değil

Talepler yerine getirilmeden "Parasını veren mahkemelerde istediği dili konuşacak" demenin bir saptırma olduğuna dikkat çeken Kaya, şöyle devam etti: "Bu bir kandırmacadır. Bu, 'Kürtçe konuşursan, para cezası keseriz' demektir. Bu 12 Eylül, 12 Mart mantığı, anlayışı ve zihniyetidir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Bizler ne seçmeli dili kabul ederiz, ne dilimizi kurslarda öğreniriz, ne de para vererek mahkemelerde savunma yaparız. Bizler; anadilimiz ve kültürümüzün yasal-anayasal güvencelere kavuşturulmasını, kendi ülkemizde kendi dilimiz ve kültürümüzle yaşamak istiyoruz. Tüm kamuoyunun bilmesini istiyoruz; bunun dışında söylenen hiçbir şeyi kabul etmeyiz, hiçbir oyuna ve manipülasyona gelmeyiz, tüm gücümüzle buna karşı çıkarız. Halkımızın, halkımızın dostları ve tüm devrimci demokratik çevrelerin, duyarlı kamuoyunun bu aldatmacalara kanmaması ve buna karşı çıkmasını istiyoruz."

Halktan ve haklılıktan güç

Özgür ve onurlu bir yaşam; tüm halklar ile birlikte, eşit, özgür ve kardeşçe bir yaşamın olacağı bir gelecek için bedenlerini ölüme yatırdıklarını vurgulayan Deniz Kaya, açıklamasını şu tespit ve çağrılarla tamamladı: "Bunu yaparken halkımızdan ve haklılığımızdan güç aldık ve almaya devam ediyoruz. Bizi desteklediğinizi biliyoruz, bu ırkçı ve inkarcı, katliamcı devletin topraklarımızdan gitmesini istediğinizi biliyoruz. Bunun en büyük kanıtı, bugüne kadar ve şu anda gösterdiğiniz büyük fedakarlık ve bitmeyen mücadelenizdir.

Şafak vaktindeyiz

Şimdi artık özgürlüğün an meselesi olduğu şafak vaktine gelmiş bulunuyoruz. Bu süreçte, herkesin; kadın, erkek demeden, genç ve yaşlı demeden, çocuk demeden halkımızın tüm bireylerinin ayağa kalkması ve bu faşist rejimi topraklarımızdan söküp atması ve özgürlüğümüzü kazanmamız artık an meselesidir. Bizler bu zulüm ve bezirgan saltanatına karşı direniyoruz ve büyük bir kararlılıkla direnmeye devam edeceğiz. Hiçbir güç ve baskı; hiçbir tehdit ve şantaj bizleri bundan alıkoyamaz-alıkoyamayacaktır. Evlatlarınız olarak sizden isteğimiz; bize güç vermeye devam etmeniz, bize omuz vermeniz, sesimize ses, gücümüze güç katmanız; çok haklı, çok meşru ve insan olmaktan kaynaklı, ana sütü kadar helal olan taleplerimiz yerine gelinceye kadar, geceli-gündüzlü serhildan hareketinde yer almanızdır.  Kim ne yapabiliyorsa, elinden ne geliyorsa yapmasıdır. Tüm ailelerimizi ve halkımızı, cezaevi kapıları önünde kesintisiz nöbetler tutmaya, buraları bir serhildan yerine çevirmeye ve arkadaşlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz. Zalimler ve komplocular kaybedecek, halklarımız kazanacak, Özgürlük kazanacak."

AMED