Anadilde eğitim 

Son yazılarımda çocukların dil gelişimleriyle ilgili bilgileri / verileri paylaşmıştım ve çocukların birden fazla dili çok rahat öğrenebileceğini belirtmiştim. Bu konuda nerdeyse tüm bilim dünyasının ortaklaştığı önemli nokta anadil konusuna dönüktür. Anadili ile yetişen ve anadiline hakim olan çocukların yabancı bir dili öğrenmeleri daha kolaydır. Anadilini değil de yabancı bir dili ilk başta öğrenen çocuklar başka dilleri öğrenmekte genelde daha da zorlanmaktadır. Dil konusunda güçlü olan çocuklar daha büyük bir özgüvene sahip olmakla birlikte genel gelişimleri ve gelecek için perspektifleri de daha iyi ve güçlü olmaktadır.

Özgür bir gelecek için anadili ile büyüyen güçlü çocuklara ihtiyaç vardır. Unutulmamalıdır ki dil bir halkın yaşam gerekçesidir. Anadilde eğitim de temel bir evrensel haktır. Evrensel haklar için mücadele etmek de doğal ve meşru bir haktır. Kürdistan’da asimilasyon merkezleri işlevini gören okulları boykot etmek de bu meşru hakkın bir parçasıdır. Anadilde eğitim veren okullar bunca fedakarlık ve ağır bedeller ödenerek yaratılan özyönetimin temel ayaklarından bir tanesini oluşturduğu için yaygınlaşması da bu dönemde elzemdir.


     Özyönetim

Özyönetim sırf dil konusunda değil, aynı zamanda sağlık açısından da oldukça önemlidir. Onlarca yıl yürütülen zorlu mücadelenin bir sonucu olarak gelişen özyönetim, halkı yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi sağlık alanında da devletin tekelinden kurtararak özgürleştirmesi anlamına gelmektedir. Özyönetimin hakim olduğu alanlarda toplumun koşulsuz ve eksiksiz sağlık hizmetlerinden yararlanmasının yanı sıra devlet şiddetinden uzak daha sağlıklı bir ortam ve böylelikle daha sağlıklı bir toplum oluşur. Zaten uzun zamandan beri Demokratik Toplum Kongresi (DTK) öncülüğünde sağlık alanına dönük, özellikle de alternatif sağlık modellerine ilişkin yoğun çalışmalar yürütülmektedir.


    Seçimler

Saltanat uğruna toplumu bırakın sırf sağlık açısından tümüyle tehdit eden bir iktidar / iktidar hırsı ile karşı karşıyayız. Toplumun seçim ile beyan ettiği iradesini böylesine hiçe sayan bu yapının ülkeyi nasıl bir felakete sürüklediğini hep birlikte izliyoruz. Yaşlı, çocuk, kadın demeden Sultan’in talimatıyla gerekeni yapılan Türkiye ve Kürdistan’da sağlığın zerresi bırakılmamıştır. Ancak halklar için henüz dönüş yapmak mümkündür. 1 Kasım artık tamamen yaşama ve sağlığa dönük tehdidleri ortadan kaldırmak için bir şanstır. Bu olanağı heba etmemek hepimizin kendimize ve geleceğimize borcumuzdur. Tekrar ve daha güçlü BİZler meclise.