
Türkiye'de son aylarda çocuklara yönelik, taciz, tecavüz, cinsel istismar gün geçtikçe artarken, bunun toplumdaki yansıması, neden ve sonuçlarını Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Yrd. Doç. Şaziye Senem Başgül değerlendirdi. Çocukta yaşanan travmayı tanımlayan Başgül, travmanın istismar, ihmal ve şiddet gibi kavramları kapsadığını belirtti. Başgül, "Çocuğa şiddet uygulamak istismardır. Bu şiddet duygusal, fiziksel veya cinsel olabilir. Sonuçta çocuklar hepsinden de çok fazla etkilenirler" diye konuştu. Başgül, "Çocukların ruhları tekrarlamayan travmalarda kolay iyileşiyor. Örneğin bir anne ve baba çocuğa vurdu, ama bu anne ve babanın süren ve genel bir davranışı değil. Çocuk bunu tolere edebiliyor, ama çocuk sürekli dayağa maruz kalıyorsa bu durumdan etkilenir" dedi.
'Sen de benim gibi çöz'
Başgül, çocuğun şiddet davranışı karşısında aldığı mesajın, "Problem yaşadığında sen de benim gibi çöz" anlamına geldiğini söyleyerek, baş etme yolu olarak bunu öğrenen çocuğun gidip arkadaşına vurarak, sorunu çözme yoluna gittiğini belirtti. Dünya genelinde giderek artan bir şiddetten en çok büyüyen ve gelişen çocukların etkilendiğini belirten Başgül, "Çünkü dünyayı görerek, duyarak bizden öğreniyorlar. Hayatı bizimle şekillendiriyorlar. Savaşın gündemde olduğu bu günlerde çocuğun gündeminde de savaş ve şiddet var" dedi. Yapılan çalışmalar sonucunda ileri yaşlarda şiddet uygulayan, istismar eden, cinsel şiddet uygulayan kişilerin çoğunun geçmişinde kendilerinin de aynı şiddete maruz kaldığına dikkat çeken Başgül, "Bunun alt yapısında intikam almak olabilir, ama her şeyden önemlisi öğrenilmiş bir davranış olmasıdır" dedi.
Adli süreç zor işliyor
"Türkiye'de ve dünya genelinde, cinsel istismar ile ilgili yüzdelerin doğru olmadığını düşünüyorum" diyen Başgül, yaşanan şiddet ya da istismar olaylarının birçoğunun bildirilmediğini söyledi. Başgül, istismar suçlarında olayın hukuki boyutunun yanı sıra psikiyatrik boyutunun da ele alınması gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı: "Cinsel istismara uğrayan da suçu işleyen de çocuk olunca adli sürece başvurmak sıkıntılı. Çünkü Türkiye'de adli süreç zor ilerliyor. Örneğin çocuk uluorta sorgulanabiliyor. Dolayısıyla çocuk bu süreç içinde defalarca kez travmatize oluyor."
Madde kullanma riski artıyor
Başgül, "UNİCEF'in 2008'de yaptığı bir çalışmada, anne babaların yüzde 9.3'ünün fiziksel ceza, yüzde 7.3'ünün korkutma, yüzde 31.8'inin bağırmak ve azarlamak şeklinde bir ceza yöntemini uyguladığını söylemiş. Bu tarz şiddete maruz kalan, yanlış yaptığında şiddet uygulanarak cezalandırılan çocuk, öz güvensiz, sosyalleşemeyen, ürkek olan çocuk, ileriye yönelik ergenlik çağında daha fazla sigara, alkol, madde kullanma gibi riskleri doğurabiliyor" diye konuştu. Başgül ayrıca, "Şiddetin giderek artmasının sebebi insanların yaşadıkları ekonomik sıkıntılar, yaşam kaygıları olabilir. Bunun sonucunda anne ve babanın çocuklarına tahammülleri azalıyor" dedi.
Davalar dikkatli ele alınmalı
Türkiye'de çocuğa yönelik cinsel istismar davalarının sonuçlarının çocuk üzerindeki etkilerine de değinen Başgül, "Eğer suç bir çocuk tarafından işlenmişse, bu noktada çocuk hakkında verilen karar çok önemli. Oldukça geniş ve profesyonel bir ekiple ve çok iyi anlaşılarak karar verilmesi gerekiyor" diye vurguladı. Suçun erişkin tarafından işlenmesi halinde mağdur olan çocuğun çok iyi korunması gerektiğini belirten Başgül, "Suçluya ceza verirken de bu cezanın toplumsal olarak caydırıcılığının arttırmak gerekiyor. Çünkü bedeli çok büyük. Cinsel istismar o çocuğun tüm geleceğini elinden almak gibi büyük bir suç. Çünkü bu çocuğun yarası çok kolay sarılmıyor. Çocuk çok iyi korunması ve tedavi altına alınması gereken bir konuma düşüyor" dedi. Bu durumun aile açısından da travma yarattığına işaret eden Başgül, "Bu suçların yargıda çok dikkatli ele alınması gerektiğini düşünüyorum" diye belirtti.
ROJDA KORKMAZ / DİHA/İSTANBUL