Devletin ölüme mahkum ettiği hasta tutsaklardan olan, ancak tüm girişimlere rağmen çeşitli bahaneler ile tahliye edilmeyen Güneş, şiirleriyle "dışarıdakilere" sesleniyor.

Yaşadıklarını şiirleriyle anlatıyor

"Yoldaşlar, /  Yaşam ermişleri, / Yirmi küsur yıl sonra / Şiir yazmış bana / Kapısında kovan sevgili, / Adına 'Baharla gelen' demiş./ İçeride her mevsim bahar,/ Hangi bahar acaba / Var mı bileniniz?"
Sorusunu şiirleri ile soran hasta tutsak Halil Güneş, cezaevlerinden tecrit, izolasyon, baskı, sürgün ve katliam girişimlerinin en yakın tanıklarından biri olarak tüm yaşatılanlara karşı cezaevinde yaşam mücadelesi veriyor. Devletin ölüme mahkum ettiği hasta tutsaklardan olan Halil Güneş, akciğerlerinde onlarca tümör ve kemik kanseri teşhisi konulmasına rağmen tahliye edilmeyen ağır hastalar arasında bulunuyor. Kanserin yanı sıra birçok hastalığı bulunan Güneş için başlatılan kampanyalar da sürerken, 21 yıldır cezaevinde olan 46 yaşındaki Halil Güneş'in hapse girdikten sonra başlayan hastalıkları her geçen gün daha da ilerliyor. İHD'nin 121 kişilik "ağır hastalık nedeniyle derhal tahliye edilmesi gereken hasta mahpuslar" listesinde de yer alan Halil Güneş, kendi deyimi ile cezaevlerinde tecrit, izolasyon, baskı, sürgün ve katliam girişimlerinin tanığı oldu. Yaşadıklarını şiirleri ile "dışarıdakilere" yansıtan Güneş, yoldaşlarına gönderdiği bir mektubunda, kendisine yaşatılanları şu cümleler ile özetliyor: "Aynı hastanelerde birlikte tedavi gördüğüm, fiziki ölümün küçüklüğüne güldüğümüz arkadaşlarımın yaşamlarını yitirdiğine tanık oldum. Askeri operasyonlar adı altında Ulucanlar Cezaevi'nde onlarca arkadaşımın kurşunlanarak katledildiğini gördüm. Hem tanık, hem taraf, hem de mağdur oldum. Ne kadar kamuoyundan gizlense de, devletin burjuva basını tarafından manüpüle edilse de cezaevlerinden tecrit, izolasyon, baskı, sürgün ve katliam girişimleri devam ediyor."

Dışardakilerin sorumlulukları

Cezaevinde yaşadığı fiziki acılar karşısında son şiir kitabı AŞKAOS'taki bir şiirinde,
"Neden ölmedim ki?/ Neden /Böyle bir yaşam/ Her an her saniye/ Ölümle kucak kucağa/ Neden ölmedim?/ Bunca şarapnel kurşun kalas/ Bunca savaş işkence zulüm/ Yetmedi bir de bu kanser illetti /Neden ölmedim daha?/  Neden ölmek bu kadar zor,/ Yoksa hakikatle yaşam /Gerçek ölümden de mi zor?"  diyerek can alıcı bir soruyu okuyuculara miras bırakıyor.
Bir mektubunda, "Bizler siyasi eylem ve düşüncelerimizden dolayı tutuklanmış ve faşist yasalarla yargılanmış devrimcileriz. Bizlere yaklaşımın politik olduğu bilinmektedir. Bu korkunç tecridi, katliam denemelerini sürenleri, insanlık dışı taciz ve tecavüzleri halkın kendi vicdanına mahkum etmesi artık yetmemektedir. Sorun faşist yargı kurumlarında, Adli Tıp Kurumu'na havale edilmeyecek kadar dışarıda bu uygulamalara karşı güçlü, etkili, sonuç alıcı tepkilerin de yaşama geçirilmesi gerekmektedir. Bu da elbette politik öznelere duyarlılık kadar acil pratik sorumluluklar da yüklemektedir" diyerek dışarıdakilerin sorumluluklarını hatırlatıyor.

Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde 2010 yılından başlayarak 2014 yılına kadar yazdığı ve bir tutsağın, devrimcinin, hasta tutsağın duygularını anlattığı şiirlerini bir araya getiren Güneş'in kitabının önsözünü ise Bayram Altun yazdı.

DİHA/AMED