
Bilim-Teknik GÜNDEMİ
HAZIRLAYAN: Doğan Barış ABBASOÐLU
Samanyolu Galaksisinin sakin dış kollarından birinde yer alan Güneş Sistemi insanlığın ezeli evi konumunda. Evrendeki trilyonlarca yıldızlar arasında sadece birisi bizim için hayati. Ve evrende sadece tek bir evimiz var. Bize ev sahipliği yapan Güneş Sistemi hale büyük gizemleri içinde barındırıyor. Geçtiğimiz sene Plüton’un da görüntülenmesiyle artık insanlığın uzay aracı göndermediği bir gezegen kalmadı. Güneş Sistemi hakkında birçok bilgiye sahibiz. İşte onlardan az bilinen bazıları:
1 - En sıcak gezegen Güneş’e en yakın gezegen değil

Merkür, Güneş’e en yakın. Bu nedenle birçok insan Merkür’ün en sıcak gezegen olduğunu düşünür. Ancak bu doğru değil. En sıcak gezegen Merkür’den yaklaşık 50 milyon kilometre daha Güneş’e uzak olan Venüs. Merkür’ün bir atmosferi yok. Yani bir anlamda Güneş’ten yüzeyine vuran ısıyı hapsedecek bir battaniyeye sahip değil. Diğer taraftan Venüs’ün Dünya’dan 100 kat daha kalın bir atmosferi var. Bu Güneş’ten gelen ısının etkili bir şekilde hapsedilmesini sağlıyor. Bu da yetmezmiş gibi atmosferin büyük bir bölümünün karbondiyoksit olması nedeniyle ısının çok az bir kısmı uzaya geri gidebiliyor. Venüs’ün yüzey sıcaklığı ortalama 450 derece. Merkür’ün ise en sıcak noktası yaklaşık 420 derece. Merkür’de gece gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok üst noktalardayken Venüs’te ise bu fark oldukça az.
2 - Plüton ABD’den daha küçük

Birçok insanın gezegen statüsünün geri verilmesin istediği Plüton oldukça küçük bir gezegen. ABD’nin bir ucundan diğer ucu yaklaşık 4 bin 400 kilometre iken Plüton’un çevresi bunun yarısı kadar. Güneş Sisteminin diğer gezegenlerinin yanında Plüton çok ufak kalıyor. Bu da neden gezegen statüsünün düşürüldüğünü açıklıyor.
3 - Meteor kuşakları tehlikeli değil

Uzay filmlerinde birçok meteorun içinden tehlikeler atlatarak geçen uzay araçlarını görürsünüz. Oysa bu uzayda bugüne kadar rastlamadığımız bir şey. Güneş Sisteminde bildiğimiz tek meteor kuşağı Mars ile Jüpiter arasında yer alıyor. Bu kuşakta her ne kadar 10 binlerce meteor olsa da o kadar aralıklı bir şekilde hareket ediyorlar ki biriyle çarpışma ihtimaliniz oldukça zayıf.
4 - Su püskürten volkanlar

Volkan denilince aklımıza lav püskürten dağlar geliyor. Aslında teknik olarak volkanlar, yeraltındaki sıcak ve eriyik durumdaki metalleri dışarı atan jeolojik oluşumlar olarak tanımlanıyor. Buradaki sıcak ve eriyik durumdaki metal çok değişkenlik gösteriyor. Dünyamızdaki volkanlar içinde silikon, demir, magnezyum ve sodyum ağırlıklı metaller olan lav dışarı atıyorlar. Ama örneğin Jüpiter’in uydusundaki volkanlar sülfür ve sülfür dioksit püskürtüyor. Satürn’ün Enceladus uydusu ile Neptün’ün Triton uydusundaki volkanlar buz püskürtüyorlar. Bilim insanlarının tahminlerine göre donunca genişleyen su çok büyük basınç altında yeraltından yukarıya püskürtülüyor. Bu oluşumlara “cryovolcano” adı veriliyor. Dünyada bunun küçük bir modeli olan gayzerler var. Gayzerler ısınmış suların lav tabakası ile teması sonucu oluşuyor.
5 - Güneş sisteminin sınırı Plüton’dan 1000 kat daha uzak

Birçok insan Plüton’un son gezegen olmasından dolayı Güneş Sisteminin sınırına Plüton’u geçtikten kısa bir süre sonra ulaşıldığını düşünür. Ancak gerçek öyle değil. Güneş Sisteminin sınırını Plüton’dan 1000 kat daha uzak olan Oort kuyrukluyıldız bulutu belirliyor. Bu uzaklık yaklaşık yarım ışık yılını ifade ediyor. Yani neredeyse 40 senedir yolculuğunu sürdüren Voyager uzay aracı henüz Güneş Sisteminin dışına çıkabilmiş değil.
6 - Dünyamız nadir elementlerden oluşuyor

Dünyamızı oluşturan temel elementler demir, oksijen, silikon, magnezyum, kükürt, nikel, kalsiyum, sodyum ve alüminyum olarak sıralanıyor. Evrende bu elementlere birçok noktada rastlansa da aslında birçoğu oldukça nadir elementler. Evrendeki maddenin çok büyük bir bölümü hidrojen ve helyumdan oluşuyor. Dünyamız da ilk oluştuğu sırada bu durum çok farklı değildi. Ancak hafif gazlar olan hidrojen ve helyumun büyük bir bölümü Güneş’in ısısı nedeniyle Dünyamız oluşurken uzaya savruldu. Dünyayı oluşturan ağır elementler evrende sadece bir yıldızın ölümü sırasında yaşanan süpernova patlaması sonucu oluşabiliyor.
7 - Dünyamızda Mars taşları var

Dünyamızda Mars’tan kopup gelen çok sayıda kaya bulunuyor. Ve bunların hiçbirini de biz getirmedik. Daha doğrusu henüz Mars’tan hiçbir hatıra getirebilmiş değiliz. Antarktika ve Sahra çölünde bulunan bazı meteorlar üzerinde yapılan araştırmada bunların Mars’ta oluştukları ortaya çıktı. Kayalar içindeki hapsolan gazları inceleyen bilim insanları önce bu kayaların Dünyada oluşmadıklarını tespit etti. Daha sonra yapılan incelemeler de kayaların Mars’ta oluştuklarını ortaya çıkardı. Bu kayaların, dev meteorların Mars’a çarpmasının ardından ortaya çıkan parçaların Dünyaya düşmesi sonucu geldiği düşünülüyor.
8 - En büyük okyanus Jüpiter’de

Güneş Sistemindeki en büyük gezegen olan Jüpiter, en büyük okyanusa da ev sahipliği yapıyor. Tamamen sıvı hidrojenden oluşan bu okyanusun derinliği 40 bin kilometre kadar. Yani neredeyse Dünyanın çapı kadar derin.
9 -Küçük gök cisimlerinin dahi uyduları olabiliyor

Hep gezegenlerin uyduları olduğunu düşünürüz. Ama birçok küçük gök cisminin de uyduları bulunuyor. Hatta uyduların da uyduları var olabiliyor. Merkür ve Venüs’ün uydusu bulunmuyor. Mars’ın ise iki küçük uydusu var. Geçtiğimiz aylarda Galileo uzay aracı 36 kilometre çapındaki Ida adlı göktaşı ve etrafında dönen 1,6 kilometre çapındaki Dactyl adlı uydusunu gözlemledi. Güneş Sisteminde Ida gibi yaklaşık 200 kadar minör gezegen bulunuyor.
10 - Güneş’in içinde yaşıyoruz

Güneş’ten aslında 150 milyon kilometre uzağız ama Güneş’in içinde yaşıyoruz. Nasıl mı? Güneş, Dünyamıza göre devasa bir gökcismi. Ve buna oranla çok daha büyük bir atmosferi var. Bu atmosfer neredeyse Uranüs’e kadar uzanıyor. Güneş’in atmosferinde oluşan fırtınalar bizim Kuzey ve Güneş Kutup Işıkları dediğimiz fenomeni yaratıyor.